Tekne Benim Issız Adam
Daha tekne ve denizle tanışmadan Leman’da yazdığı köşenin adı “Peynir Gemisi”ydi, karikatür çizdi, mizah yazıları, TV programları ve diziler, sahne showları, film senaryoları, tiyatro oyunları ve kitaplar yazdı, filmler yönetti, tekne aldı çok insanı denizle tanıştırdı. Tekne felsefesinden yelkene, yemek faslından çevre sorunlarına Gani Müjde ile teknede sohbet.
Röportaj: Barış DEMİR
Fotoğraflar Saner GÜLSÖKEN
Tekne size ne anlatıyor?
Tekne benim için artık huzur. İnsanın en çok huzura ihtiyaç duyduğu yer kalabalık şehirler. Tekne ordan bir kaçış, bir ada gibi. Dört tarafı sularla çevrili, hani deriz ya, şöyle bir ada ama ıssız ada. Tekne aslında benim ıssız adam. Kendime kalabildiğim, düşünebildiğim, proje hazırlayabildiğim... O anlamda beni çoğaltan bir şey.
Yalnız mı oluyorsunuz genelde?
Yok, kalabalıkla olurum. Biz bütün aile geziyoruz aslında ama ben sık sık yalnız kalmak için tekneye gelirim, denize çıkarım, tek başıma Bodrum koylarını dolaşırım. Sonra bir koya demirleyip hamak kuruyorum teknenin ucuna, cenovayla ana yelken direği arasına... Bir rüzgar çıkıyor, cep telefonu denize düşüyor. Hikayeler böyledir yani.
Yemek yapıyor musunuz teknede?
Standart yemeğim makarna. Çok iyi makarna yaparım ama biz kalabalık bir aileyiz, eşime de sorun çıkartmayayım diye daha çok kıyı lokantalarına gidiyoruz. Tekneyle bağlanabileceğin bolca kıyı lokantaları var Türkiye’de, onları tercih ediyoruz -çoğunu yazdım, kitap yapacağım- yayılıyoruz masaya, yemeğimizi söylüyoruz. Tamam işte, olay budur diyoruz.
Hayatın tadı böyle çıkıyor yani?
Aslında hayat çok tatsız. Bir kere sonu var. Düşünebiliyor musun, böyle rezil bir şey olur mu? Ben sana mutlu olacaksın diyorum ama sadece bir dakika süren var. Böyle saçma sapan bir yaşam olur mu? Ama yaşayacağız işte. Bazen dünyada sadece bir ölümsüz kişi vardır belki, belki de o benimdir diye düşünüyorum.
Bu enteresan bir bakışmış yani...
Bilmiyorum ki bunu. Ölene kadar da bilmeyeceğim.
Peki bu sonu olan şeyin içerisinde, tekne hayat kurtarıcı mı?
Evet, imkanı olan herkese tavsiye ederim. Vergiler de hazır düşmüşken...
Peki, nasıl başladınız denizciliğe? Bu tekneyle mi?
Yok buna değişe değişe geldim. Denizcilikte, her aldığın tekne bir sonrakinin küçüğüdür diye bir şey vardır. Hakikaten aynen benim de öyle oldu. Küçücük bir kayıkla başladım ama motor yatı düşünmedim. Çünkü, yelkenin sevdiğim bir yanı da daha fazla özgür olmak. Motor yat kısmi bir özgürlük verir. Bir kere mürettebat giriyor işin içine. Sen ortalıkta dolanırken onlar da dolanıyorlar, ne kadar yok olsalar da. Sen konuşurken, onlar da dinliyorlar. Sen bir sıkıntıyla baş başa kaldın mı, onlar da sıkılıyorlar. Bir de maaş ödüyorsun. Ben tek başıma, sıkıntılara para ödemeden, kendi kullanabileceğim büyülükte tekneler seçiyorum. Zaten, hakikaten eğer bu bir ıssız adaysa ıssız olmasında fayda var.
Gani Müjde röportajının tamamını Motor Boat & Yachting Temmuz sayısında okuyabilirsiniz...