Ait olduğum yerdeyim

Nevzat-Dogansoy-Nev-RoportajDenize hep yakındı ama daha çok altındaydı. Şimdi üzerini keşfedecek. Nev ile yeni aldığı teknesinde, ait olduğu yerde bir nev-i muhabbete daldık…

Röportaj: Selcen Tanınmış Fotoğraflar: Osman Uğur

Nevzat Doğansoy… Yani Nev… Bir “efendi kaptan”ın oğlu. 10 yaşına kadar büyük yolcu gemilerinin güvertesinde koşturarak büyüyen bir çocuk. Bach albümlerini sualtındaki bir mağaraya götürüp dinleyecek kadar müzik ve deniz tutkunu. “Denizin altını üstünden iyi bilirim. Şimdi üstünü tanıyacağım” diye anlatıyor teknesi Hanse 505’in havuzluğunda yaptığımız tatlı sohbette… Heyecanı her halinden belli. Tekneyi Adriyatik’ten arkadaşlarıyla birlikte kendi getirmiş olsa da “bu yolculuk benim için yeni başlıyor” diyor. Bir ilham stüdyosu haline getirmeye niyetlendiği teknesinden neler çıkacak neler… Yeni bir albüm, bir tv programı ve bol muhabbet…

Denizin hayatındaki yeri, baba imgesi dışında, nerede?
Ben şarkı yazarım ve onu en doğru müzik tarzıyla ifade etmeye çalışırım. Bazen efkârlanırsın biraz makamsallaşır, bazen daha hüzünlü olursun akustikleştirirsin gitarla… Köküne baktığım zaman çoğunlukla denizi veya denizin bendeki duygusunu hissedebiliyorum. Aslında çok acayip bir kaynak benim için deniz. İçine girilen, yüzülen veya baktığınız zaman iyi hissettiren bir şey olmaktan daha öte…

Nevzat-Dogansoy-Nev-i-RoportajÇocukluğunda yelken yapmış mıydın?
Üniversitede okurken yaz tatillerinde harçlıklarımı çıkartmak için tatil köylerine giderdim. Akşamları gitar çalardım. Gündüzleri de plaj voleybolu oynar, rüzgâr sörfü yapardım. Hani çocukken karanlıktan korkarsın ya, aslında insan gözünün görmediği şeyden korkuyor. İşte o dönemde “deniz beni niye korkutsun ki” dedim, girip bir bakayım istedim ve dalışa başladım. Denizin altında da başka bir ilham var. Tekirova Üç Adalar’da bir mağara var, orada dalıyorsun sonra kapalı bir odaya çıkıyorsun mağaranın içinde. Sanki bu dünyanın derdinin tasasının bittiği bir yer. Ben oraya kavanozla Bach’ın bazı albümlerini götürdüm, dinledim. Özetle denizin altını üstünden daha iyi biliyordum. Şimdi üstünü daha çok yaşayacağım.

Tekne almaya nasıl karar verdin?
Çocukluğumdan beri hayalimdi. Fakat hep doğru zamanı bekleyen hayaller vardır ya, bir anda şartlar oraya getirir… Maddi ve manevi şartlar ancak beni oraya getirdi. Buna bir şekilde elimi uzatmak istiyordum. İçinde olduğum zaman bana daha çok ilham verecek bir şey olduğunu biliyordum. İlham stüdyosu haline getirebileceğim bir yere ihtiyacım vardı her şeyden önce. Karadaki bu kaos, gereksiz yarış beni yoruyor…

Müzikte gerçek, samimi bir şey ürettiğinde insanlara ulaşıyor. Doğanın da böyle bir etkisi var. Dolayısıyla bu sadece bir tekne değil benim için. Onun içerisine girip ilham almak, kaosun içinden sıyrılmak istiyorum. Biraz garip gelecek ama ben hep hikâyemi biliyordum. Ne yaşayacağımı zaten biliyordum, sadece ait olduğum yere gittim. Denizle yıkanacağım ve bütünleşeceğim. Böyle tepede oturup, denizde süzülen bir tekneye bakarsın ve hayal kurarsın ya… İşte yıllarca hayatımın sorusu şu oldu: “Teknenin içinde mi olmak, yoksa buradan onu izlemek mi daha keyifli? Acaba teknedeki adam benim şu an aldığım kadar keyif alıyor mu?”

NEV - Nevzat DoğansoyHanse 505’i tercih etmenin nedeni nedir?
Garip olacak ama onu da önceden biliyordum. Tekneleri gördüğümde benim teknem Hanse demiştim.

Nedir seni etkileyen?
Enerjisi ve resmi hoşuma gidiyor. Markaların birbirinden farklı avantajları ve dezavantajları var. Ne bileyim mesela bu teknenin bordosunun biraz yüksek olması benim hoşuma gidiyor. 50 feet olması beni mutlu ediyor çünkü ileride yalnız seyir yapmak isteyecek bir adamım. Büyük tekne ekip istiyor. Sonra teknede televizyon programı yapma gibi bir düşüncem var. Öğrendiklerimi, içselleştirdiklerimi paylaşmak, bir görsel hafıza yaratmak istiyorum. Bu teknenin içi de bu düşünülerek seçildi. Mesela programın içinde yemek bölümü olsun istiyorum o yüzden mutfak düz… Kamera, ışık vs sığabilsin diye.



Röportajın devamı Temmuz 2017 sayımızda..

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir