Denizin keyif tarafındayım – Fatih Erkoç

Fatih Erkoç

Fatih Erkoç

Teknesine binip marinaya giden ve bağladıktan sonra sahneye çıkıp konser veren bir denizci bu ay misafirimiz. Gençliğimden beri müziğinin peşinde olduğum, Bodrum’da teknesinde yaşayan Fatih Erkoç, denizlere kırdığı rotasını anlattı bizlere…

Yazı ve fotoğraflar: Cenk Şahin (cenk14@gmail.com)
Deniz ve tekne sevdanız nasıl başladı?
2003-2004 yıllarında Marmaris’te çalışıyordum yaz süresince. Tüm sezon haftada 3-4 gün deniz kenarında çalınca denizle alakan fazlalaşıyor. Denizle ilgili olanlarla ilgilenmeye başlıyorsun, arkasından arkadaşlar ediniyorsun, içlerinden bazılarının teknelerinde buluyorsun kendini. Gel zaman git zaman Netsel Marina’da gezerken gözümüze bir motoryat kestirdik. 35 feet bir Chris-Craft. Pazarlık sürecinde anlaşamayınca alamadık tekneyi. Eşimle beraber hep motoryat bakıyorduk. Bazen yelkencilerle konuşurduk Bodrum’da. Tüm yelkenci arkadaşlarım “Motoryatı ne yapacaksın? Yelkenli al sen” diye telkinlerde bulununca bir süre sonra ikna oldum. Ama eşim halatların karışıklığından, çokluğundan, yelkenlinin yatmasından dem vurup istemiyor. Hatun “Hayır” deyince ben de alamıyorum haliyle. Sonunda Bodrum Yat Kulüp işletmecisi Şenkar Bey “Bir tane 50 ft yelkenli var, sana onu alalım” deyince o gün karar verdim ki tekne alacaksam yelkenli alacağım. Eşimi bir şekilde ikna edeceğim. O zaman tekne evrak problemleri nedeniyle vazgeçmek zorunda kaldık. Ama 2008’de Beneteau 37 siparişi verip teknemize kavuştuk.

UZAKLAR ÇOK UZAK

Melosh’u niye değiştirdiniz?
Birkaç nedeni var. Eski teknemin anayelkeni klasikti. Açıp kapamalarda zorluk çekiyordum. Anayelkeni daha yeni yeni öğreniyorum diyebilirim. Şimdi 45 feet yeni teknemiz, adı Melosh2. Bu teknede self tacking cenova ve sarma anayelken aldık. Yelken alanı biraz azaldı ama rahat kullanılıyor. Eski teknede kaldığımız kamaralar ufaktı ve zorlanıyorduk. 45’te eşimle ikimiz rahatça kalıyoruz. Yeni teknemiz geldiğinden beri eve gitmez olduk. Salonda televizyonumuz da var ve çok rahat ediyoruz. Kışın da kalmayı planlıyoruz. Bu yüzden ısıtma sistemi de taktırdık tekneye. Bu sene tüm yaz teknede kaldık ve alıştık da teknede yaşamaya… Bodrum’daki evimize hiç gitmedik.

Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?
Eşimin adı Mehlika. Bana bu dünyada en yakın olan insan. Ara sıra Meloş diye seslenirim ona. İşte bu Meloş biraz da yabancı telaffuza benzeyerek yabancılar da kolay okusun diye Melosh oldu.

Tekneyle marinaya geliyor, iskeleye bağlanıyor ve çıkıp o marinanın kulübünde konser veriyorsunuz. Bu nasıl bir şey?
İnsanları eğlendirmek beni mutlu ediyor. Marinada konser veriyor olmanın en güzel tarafı dinleyici grubunun büyük bir kısmının denizci olması. Ama riskli bir tarafı da var. O da marinada teknelerinde kalan denizcileri geç saatlere kadar çaldığımız yüksek sesli müzik sebebiyle rahatsız etmek ve beddualarını almak. Ben teknemde kalırken marinada o saatlerde müzik duymak değil, sessizliğin sesini dinlemek ya da sakince sohbet etmek isterim eşimle dostumla. Belki ses düzeyini ayarlayarak bu sorun aşılabilir. Zaten anlamadığım bir şekilde Bodrum’da her yerde müzik çalınıyor. Markette, bakkalda, alışveriş merkezinde hatta denizcilik malzemesi satılan yerlerde bile garip bir şekilde çok yüksek sesli müzikler çalınıyor. Barlar ve diskolarda da bangır bangır. Belki marinada huzura ve sessizliğe kaçan yatçılar burada da gece çok geç saate kadar müzikle karşılaşınca kızıyor olabilir. Bu üzerine özenle düşündüğüm bir mesele aslında.

Yazının devamı Kasım 2016 sayımızda..

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir