| |
|
Doğru yol arkadaşınızı seçin...
Teknenizle uzun bir yolculuk planlıyorsunuz. Belki İstanbul’dan çıkıp Kaş’a kadar gideceksiniz, belki Cote D’Azur’a, belki de okyanus geçmek istiyorsunuz... Ama koca teknenizi yalnız götüremezsiniz, yanınıza mürettebat gerekir. Kaptanlığınız o kadar iyi değilse, iyi ve doğru bir kaptan, yanına çarkçı, aşçı... İşinin ehli olanlar yani... Bu yolculukta onlar sizin yol arkadaşınız olacak... Ucu bucağı görünmeyen mavilik içindeki küçücük bir alanda, saatler, geceler, fırtınalar, derin sohbetler paylaşacaksınız... Bütün bu anlarda yanınızda olacak kişinin “doğru” seçilmiş olması gerekir. Doğru nedir peki?
Herkesin doğrusu kendisinedir ama teknede, denizde bir gerçek var ki, o da yola çıkarken riskin en aza indirilmesi... Kim ister yarı yolda bırakan bir mürettebatı, keyifli bir yolculuğu eziyete dönüştüren, zevki de işi de paylaşmaktan yoksun, kontrol edemediği durumda korkup kaçan bir kaptanı?
Tekne yolculuğu biraz da hayat gibidir aslında. Teknenizdeki mürettebat nasıl yol arkadaşınız oluyorsa, hayattaki yol arkadaşlarınız da biraz mürettebat, biraz kaptandır yaşamınzda. Ucu bucağı görünmeyen hayatın içinde dar bir alanda, saatler, geceler, fırtınalar, derin sohbetler paylaşırsınız.
Onlarla da uzun bir yola çıkarsınız, tek fark gideceğiniz limanı bilmemenizdir... Belki de bu yüzden biraz daha zordur bu yolculuk. Kaptanınızı seçerken gösterdiğiniz titizliği bu yolda daha özenli yapmanız gerekir.
Kim ister, yola çıkarken gösterdiği gözü karalığı en ufak bir fırtınada bırakıp, bulduğu ilk limanda tekneyi terk eden bir yol arkadaşını?
Ama doğru ve uyumlu bir ekiple ne fırtınalar atlatılır, biliriz...
Yola çıkarken titiz davranın, işinin ehli olanları seçin, içki sofrasında oturup muhabbet edin, kısa bir yolculuk yapın, şansınız varsa biraz da fırtına olsun bu yolculukta ki iyice tanıyın... Geminin kaptanı biraz siz olun biraz o olsun...
Baktınız her şey yolunda, liman neresi olursa olsun yolunuz açıktır artık... Selametle...
|
|