Kırmızı ve siyah farkı
Geçtiğimiz günlerde, iş yerime adıma düzenlenmiş bir kredi kartı geldi. İstemediğim halde.
Bankanın son dönem kampanyalarından biri dolayısıyla, kadın ve erkeklere farklı ayrıcalıklar sunan, kırmızı (kadın) ve siyah (erkek) renklerinde düzenlenmiş, iki cinsi "zevklerine" göre birbirinden ayıran bu kredi kartlarından bana gelen siyahtı!
Geri göndermeyi düşünürken, sunduğu ayrıcalıklar dikkatimi çekti.
Siyah'ın avantajları:
- Yelken ve dalgıçlık kursu
- Motosiklet sürücü kursu
- Briç kursu
- Fotoğraf kursu
- Stil danışmanlığı
- Dergi aboneliği
Web sitesine girip kadınlara sunulan ayrıcalıklara da bir göz atmak istedim.
Kırmızı'nın avantajları:
- Stil danışmanlığı
- New York ve Milano Outlet turu
- Astroloji danışmanlığı
- Sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı
- Yemek kursu
- Briç kursu
- Dergi aboneliği
Her iki listeye de baktığımda, bir Kırmızı olarak Siyah'ın zevklerini (yelken, dalış, motosiklet, fotoğraf) daha çok paylaştığımı farkettim.
Şimdi ne olacak?
a) Bankayı arayıp Kırmızı olduğumu söyleyeceğim ve avantajlarından yararlanamadığım bir kredi kartı sahibi olacağım.
b) Kartı değiştirmeyip kullanacağım ve yelken kursunu aslında bir Siyah olduğuma ikna edeceğim.
c) Kartı geri gönderip (ki zaten istemiyordum) eski kredi kartlarımla ayrıcalıksız ama özgürce hobilerime devam edeceğim.
Bu işin komik yanı. Gerçek ise aslında banka ve kampanyayı hazırlayanların belki de haksız olmadığı. Özellikle ülkemiz kadınlarının kaçı Siyah için listelenenlerden keyif alıyor? Bunu okuyucularımızdan gelen ve benim içimi acıtan şu maillerden anlayabiliriz.
"Eşimin tekneyle arası iyi olmadığı için teknemi satmak zorundayım."
"Sonunda ya ben ya da tekne noktasına geldik... Çok üzgünüm ama tekneden vazgeçtim."
"Kocamın en büyük hayali küçük bir yelkenli almak... Bir türlü vazgeçiremedim. Bari bir kurs önerir misin?"
Heyy kadınlar! Nedir derdiniz denizle, tekneyle?
Niye vazgeçirmek istiyorsunuz?
Hiç tekneye binip, denize açıldınız mı?
Bilinmeyene doğru yol aldınız mı?
Dümene geçip yelkenlere dolan rüzgarla ne kadar özgür olduğunuzu hissettiniz mi?
Motorun sesinden başka ses duymayıp, düşüncelerinizin beyninizi terk ettiği bir an yaşadınız mı?
Ve tekneyi limanda bırakıp karaya adım attığınızda, bir parçanızı orda bıraktığınızı hissettiniz mi, ponton boyunca yürürken dönüp dönüp teknenize baktınız mı?
Siz de yapın bunları! O zaman bırakın eşinizi vazgeçirmeyi, teşvik edersiniz.
Ve siz erkekler, aslında yukarıdaki mesajlarda size de kızıyorum bu kadar kolay vazgeçtiğiniz için...
Zevklerinize, hobilerinize ve sizi hayata bağlayan her şeye sahip çıkın!
Not: Bu dergiyi okuyan kadınlar, yukarıda sözünü ettiklerim değil... Onlar, sistemin cinsiyetlere göre ayırdığı ve bir anlamda dayattığı "zevkler", "hobiler"le sınırlı kalmayıp, seçimlerini cinsiyete göre değil ruhlarına göre
yapan özgür kadınlar...
|