Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Kasım 2008  
 
 
 

  Emir Kunt  
   

Küresel krizler ve balondaki kerizler

ABD’de mezar vadeli kredilerle alınan evlerin bugünlerde alıcısı olmadığı için fiyatlarının ne kadar düşeceği bile kestirilemiyor. Miami’de yine bu sistemden ayıklanan paralarla edinilmiş tekneler yok pahasına satılmaya çalışılıyor. Tarihin en düşük, görülmemiş fiyatlarıyla yine de satılmıyor.

Bu kadar büyük ve daha önce görülmemiş bir kriz dünyayı çalkalarken oturup teknenin şurasını burasını veya denizin tadından tuzundan yenmeyeceğini yazmak istemiyorum. Bütün küreyi saran şımarıklık boyutundaki tüketim ve mal edinme hırsı sonunda duvara çarptı. Bilhassa Amerika’da neredeyse yarım insan ömrüne yayılmış mezar vadeli kredilerle edinilen mallar, mülklerin suni değer artışları üzerinden alınan ikincil krediler ve bu kredileri verenlerin kağıtlarını prim yapacak diye toplayan kişiler, kurumlar arpacı kumrusu gibi bugünlerde. Bu mezar vadeli kredilerle alınan evlerin bugünlerde alıcısı olmadığı için fiyatlarının ne kadar düşeceği bile kestirilemiyor. Miami’de yine bu sistemden ayıklanan paralarla edinilmiş tekneler yok pahasına satılıyor. Tarihin en düşük, görülmemiş fiyatlarıyla yine de satılmıyor. Hele bazı tekneler var ki o paraya teknenin motorlarını bile alamazsın ama yine de tık yok. Niye? İnsanlar korkuyor, ne olacağını bilmiyor. Ağızlarının içine bakıp ne diyecek diye bekledikleri ekonomistleri ağzı açık ayran budalası gibi görünce daha da çok korkuyorlar. IMF, Dünya Bankası filan gibi kurumların eski, yeni başkanları ve gelmiş geçmiş bütün uzmanları ‘dünya daha önce hiç böyle bir krizle karşılaşmadı’ deyince Allah’a sığınmaktan başka bir çare kalmıyor. Bir de Papa çıkıp ‘Az ile kanaat etmeyen çoğu bulamaz, dünya bunun cezasını çekiyor’ manası çıkarılacak bir açıklama yapınca insanlar yukarıdan da ümidi kesiyor. En komiği de İzlanda’nın başbakanı çıkıp biz battık, diyor. Zaten senin bugüne kadar o buzulun üstünde batmadığın kabahat. Adam o kadar şaşırmış ki, battık diye cümle aleme ilan ediyor.
Peki paralarını batıran batırana da bu paralar nerede? Buhar olmadı ya. Olmadı tabii ki; Amerikan ekonomisinin içinde duruyor. Ev oldu, araba oldu, tekne oldu ve bunları satanların cepleri doldu. Sonra Amerika ‘kusura bakmayın, battı’ dedi. Silikon Vadisi’ndeki internet şirketleri balonuna ne kadar da benziyor. Ama bu seferkinin farkı, kimsenin tam olarak olacakları kestirememesi. Eskiden kriz olunca ümit verenler olurdu. İnsanlar bu ümitlerle kötü günleri geçirmeye çalışırdı. Bu krizde ümit de karaborsa. Bir başka deyişle, bugünlerde ümit fakirin ekmeği değil.
Esasında aklı başında, basiretli insanlar bu çıldırmış tüketicileri ve çılgın tüketimi görünce ilk başlarda çok şaşırıyorlardı. Yandan mezarlığa, önden denize bakan bir apartman dairesi veya çatı katına milyonlarca dolar verilmeyeceğini eşek gibi biliyorlardı. Ama onların da çoğu kendini yükseliş trendinin seksi cazibesine kaptırdı. Üçyüze ev alacağım beşyüze satacağım, beşyüze alan bir milyona satacak, kimin elinde patlarsa vay be! 2012 yılında, Dakota damı nerede, Allah’ın unuttuğu bir yerde bitecek inşaatın maketinden ev alanları okuyorum gazetelerde. Çakal yavrusu ya bu uyanıklar, nerede olduğunun, ne olduğunun bir önemi yok, prim yapsın yeter. Yüzbine alacak beşyüzbine satacak. Bir de üstelik bütün bu al satlar inşaatın ortasında olacak.
Bunlara memleketimizin özlü sözlerini ihraç etmek lazım. Ne demişler: Tenekeyi parlatsan çeyrek altın eder mi, altını çöpe atsan değerini kaybeder mi? Kısacası, bunların çoğu tenekeyi parlatmaya çalışıyordu.
Bir de uçurtmacı grup var. İki telefonla, bir tuşla borsadan üç liraya hisse alacağım, oniki lirayı beğenmeyip satmayacağım sonra vah vah… O hissesini aldığın fabrikada 24 saat mesai yapılacak, milletin anası ağlayacak ama ona rağmen kredilerin yüksekliğinden, Çin rekabetinden bir türlü gün yüzü görmeyecek, sen orada iki şak şuka ile zengin olup arabalar, yatlar, katlar ortada dolaşacaksın. Yok öyle yağma demeyin, bugüne kadar hep böyle oldu. Belki bu düzen bundan sonra da burnu biraz sürtülmüş olarak aynı şekilde devam edecek.
Dolara geçersin Euro artar, Euro’ya geçersin dolar artar, TL’ye geçersin develüasyon olur, borsaya girersin trend aşağı döner. İnanın bugünlerde üretmeyip bu işleri kovalayan birçok kişi kendini ‘ulan neye elimi atsam taş oluyor’ diye suçluyordur. Ben etrafımda kendi kendinin uğursuzluğuna kendini inandırmış bir sürü insan tanıyorum. Bunlar çoğunlukla finans piyasalarını yeni nesil cep telefonundaki Matrix ekranı ile kıçında taşıyınca para sihirbazı oldum zannedenler.
Anlatmak istediğim, son yıllarda her şeyin, herkesin ölçüsü kaçmış durumdaydı. Okyanusun öbür tarafından adam ‘petrol rezervleri azalıyor, tehlike çanları’ diye haykırıyor, vatandaşlarının hepsi sekiz silindir ve oniki silindir araba ile dolaşıyor. Petrol fiyatı yükselirken ‘petrol kötü ellerde’ diye İran’a yükleniyorlar. Şimdi petrol düşüyor diye İran açıklama yapıp böyle giderse batarız diyor. Gerçekten ‘ne oluyor ulan’ diyesi geliyor insanın. Bu arada tekneleri de unutmayalım. Bütün dünya “Aman Petrol, Canım Petrol” diye inlerken bu petrolü, doğalgazı çıkaranlar, satanlar, aracılık edenler moda tabiri ile “oligarklar” mıdır nedir bunlar, uçak gemisine nazire yapan dev gemiciklerle minik bir ülkenin bir günlük mazot ihtiyacı kadar mazotu yakarak yanlarında yıkılan Doğu Bloku duvarının altından çıkan sevgilileri ile tenezzüh yapıyorlar. Be adam, bu kadar paran varsa, git İzlanda’yı al. Bak, kelepir. Hiç olmazsa, memleket gibi adam derler.
Bu yazının sonunda size ümit verecek bir çözüm, bir kıvılcım bekliyorsanız benden çıkmaz. Bu yazı giriş, gelişme ve fos olarak edebiyat tarihindeki yerini alacaktır ama ben yine de sizi eli boş göndermeyeyim.
Hindistan’daki üçkağıtçı guruların dediği gibi, çare ve çözüm ‘İÇİNİZDE’...     


 
     
 
   
Emir Kunt'un Diğer Yazıları
Yat ! Kaptanları... (Haziran 2008)  
Tenekondular (Nisan 2008)  
SANDALcının torunu MUSTAFA (Mart 2008)  
Volitan: Made in Turkey (Şubat 2008)  
Tekne al, şamandırada yat... (Ocak 2008)  

 




         
 
 
  Boat Test
Boat Test
Yelkenli Test
Start Hattı
Teknede Sohbet
Çevre: Yeşil Denizci
Bilgi: Radar
Dünyanın Ucuna Yolculuk
Şimdi Ne Olacak Kaptan?
 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim