Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Kasım 2008  
 

VİRA BİSMİLLAH
Ne kadar uğraşsak da yapılacak işlerin sonu gelmiyor. Eğer her şeyi yapalım da öyle yola çıkalım dersek hiçbir zaman yola çıkamayacağız. Bir tekne hiçbir zaman tam olarak hazır değildir, derdim denizci arkadaşlara. Doğru; biz de eksikleri yolda tamamlarız. Atalar boşuna mı “kervan yolda düzülür” demişler.

Uzaklar II’nin jurnalinin 21 Eylül 2008 tarihli sayfasının başına şunları yazmışız: “Netsel Marina’da Yüksel Yatçılık’ın iskelesine bağlıyız. 11 Ekim’de burada veda partisi yapılacak. Teknede yapılacak daha bir sürü iş var.” Bu satırların altında da uzayıp giden bir iş listesi… Bir süre sonra ‘yapılacak işler listesi’ni jurnale yazmaktan vazgeçiyorum. Yoksa kalın bir defter olan jurnalimizin daha yola çıkmadan yarısına geleceğiz. Seyirle ilgili bilgilere yazacak yer kalmayacak. En iyisi, ‘yapılacak işleri’ atmaya kıyamadığım için, müsvedde kâğıdı olarak kullanırım diye, sakladığım koca bir kâğıt tomarından aldığım sayfalara yazmak. Ön yüzünde “Uzaklar’ın Dünya Seyahati” kitabının müsveddeleri bulunan kâğıtları, arka yüzlerine de bir şeyler yazarım diye saklamıştım.

Çoğu denizci gibi bende de görünüşte gereksiz gibi duran şeyleri atamama huyu vardır. Artık tamir olması imkansız aletleri mecburen atarken bile, içlerini açıp cıvata, somun, pul, kablo parçası, mıknatıs gibi ıvır-zıvırı, günün birinde işe yarayacağı düşüncesiyle söker alırım. Zamanında kurtulmak için çok çaba sarfettiğim bu kötü huyum, ilk seyahatimizde Panama’ya giderken tutulduğumuz fırtınada Uzaklar’ın neredeyse batmaktan kurtulmasını sağlayınca, ben de bu huyumu değiştirme çabasından vazgeçmiştim. İki kişinin eşyalarıyla ancak sığabildiği ufacık Uzaklar’ın, daha sonra ne hale geldiğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Çok daha büyük olmasına rağmen Uzaklar II de hızla aynı akıbete doğru gidiyor.

Tekne hoppacık oldu
Tekne artık dolaplara sığmayıp yaşam mahalline taşan, yedek donanım ve motor parçaları, elektrikli-elektriksiz el araçları, asıl yeri çöp olması gerekirken atmaya kıyılamayıp oraya buraya sıkıştırılan pompalar, çalışmayan elektrik motorları, kaptansız tekne kiralayan ecnebilerin bir hafta kullandıktan sonra memleketlerine giderken çöp kutusunun kenarına bıraktıkları ‘sapasağlam’ olta kamışlarıyla kısmen bir hurdacı dükkanına benzemeye başladı. Bütün bunların üstüne, yolda okunmak üzere İstanbul’dan ısmarladığım iki koli kitap da gelince, kamaranın içi Sibel’in tabiriyle “hoppacık” oldu. Bana kıyasla daha düzenli bir hayat sürmüş olan Sibel’in son günlerde bu dağınıklıktan rahatsız olduğunu hissediyordum. Neyse ki Bodrum’a yaptığımız bir günlük bir iş seyahati bu rahatsızlığının önemli bir soruna dönüşmeden geçmesini sağladı. İade etmek için getirdiğimiz rüzgar dümenini sahibine teslim ettikten sonra İçmeler’deki çekek yerine gittik. Buraya kadar gelmişken Teoman Sarıaslan’ı görmeden dönmek olmaz diye düşünüyordum. Teoman’la Kızıldeniz’de iki tekne yanyana seyir yapmıştık. O, artık rahmetli olan ağabeyi Cengiz, nam-ı diğer “taş kafa Cengiz”in teknesi Pir Dayı’da, biz dönüş yolundaki Uzaklar’daydık. Kızıldeniz’deki ıssız demir yerlerinde ne güzel günler geçirmiştik.

Devamı Kasım 2008 Motor Boat & Yachting dergisinde...
 
 
  Boat Test
Araştırma
Yelkenli Test
Start Hattı
Teknede Sohbet
Akıl Hocası
Dosya
Dünyanın Ucuna Yolculuk
Şimdi Ne Olacak Kaptan?
 

Editörden

Selcen Tanınmış


 
Selametle...
Osman Atasoy, Uzaklar II teknesiyle Horn Burnu’na yapacağı seyahati için 11 Ekim’de Marmaris’ten yola çıktı.
Takip edenler biliyordur, seyahatini dergimize de yazacak. İki sayı önce, hazırlıklarını anlattığı ilk yazısıyla katıldı aramıza. Bu sayıda ise yola çıkışını ve teknede son dakikaya kadar yapılacak işlerin hala devam ettiğini anlattı.
 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim