| |
|
Boat show’u bir de benimle gezin!
Fuar çalımları, mümessil davranışları; fısıltılar, anılar; fuar duruşu, zengin sunuşu; kıyafetlerin dilinden gezi taktiklerine kadar ne ararsan bu yazıda. Okumadan boat show’a gitmeyin.
Denizle uzaktan veya yakından haşır neşir olan herkes hayatında en az bir kere “boat show” görmüştür diye düşünüyorum. Ben de severim boat show’larda dolaşmayı, firmaların yeni modellerini görmeyi, deniz hayatında yardımcı olacak teknolojik aletleri araştırmayı... Çok zevklidir. Hatta görecek, inceleyecek hiçbir şey kalmasa da, eğer vaktim varsa boş boş orada dolaşıp o havayı biraz daha teneffüs etmek çok hoşuma gider. Boat show’lar genelde sonbahar ve kış aylarında yapıldığı için yaza olan özlemi giderme bakımından çok büyük önem arz ederler. Deniz tutkunlarına, denizden uzak geçecek aylar için doping etkisi vardır.
Hafta sonları halk gösterisi şeklinde geçtiği ve yerde davetiye bulanlar dahil, bilen bilmeyen herkes kopup geldiği için gerçek ilgililer ve tutkunlar genelde bu fuarları hafta içi dolaşmayı tercih ederler. Hafta içi daha bir profesyonel ve keyifli hava olur. Deniz dostlarının birbirlerini görmesi, sohbet etmesi ve fuar dedikoduları bakımından en ideal zamanlar hafta içi akşamüstü saatleridir.
Fuarın ilk gününün ilk saatleri katılımcı firmalar açısından katalogların yolda olduğu saatlerdir. Büyük çoğunlukla mümessillerin katalogları gümrükte, yerli imalatçıların katalogları matbaada takılmıştır.
Buna paralel olarak fiyat listelerinin bilgisayardan print edilmesi genellikle son dakikaya bırakıldığı için fiyatlar da fuarın ilk saatlerinde ‘yaklaşık’ olarak verilir. Fiyatı verecek yetkili arkadaşın dizüstü bilgisayarının ya pili bitmek üzeredir ya da çökme noktasına gelmiştir. Tabaklara dizilmiş tatlı ve tuzlulardan yedikten sonra bilgisayarın hâlâ açılmadığını görüp sonra uğrarım deyip kalkarsınız. Bu sakıncalardan dolayı ‘etten evvel kazana düşüp’ ilk gün fuara atmayın kendinizi.
Fuarda göreceklerinizle ilgili büyük beklentiler taşımamanız çok önemlidir.
Öncelikle ikramı kuvvetli standları gözünüze kestirip bir güzel yiyip için. Sonrasında fiyatı Euro olduğu için çok az sayıda getirilen ve hemen tükenmesi kuvvetle muhtemel kalın kataloglara yönelin. Ama komşunun bahçesinden armut çalar gibi dalmadan, katalogların bulunduğu bölümün önünde sakince durarak önce bir inceleyin. Katalogdaki tekneye bakarken yüzünüzde ‘hayatının kadınını bulmuş aşık’ ifadesi oluşturun ki standtaki manken-satıcı size kıyamasın ve takdim etsin. Bu manken-satıcılar da güzel bir konu ama katalog demişken, geçenlerde West Marine’in Maltepe’de açılan yeni dükkanında duyduklarımı anlatmadan geçemeyeceğim. Fuarı hafta içi gezen, konuyla alakalı tayfanın da bildiği gibi West Marine çok fazla çeşidi olan ve bunları kalın kataloglarla tüketiciye sunan bir firmadır. Ücretsiz verilen kalın kataloğu alır, eve gidip incelersiniz. İhtiyaçlarınızı tespit edip, dersinize çalışıp geri gelirsiniz veya telefonla sipariş edersiniz. Ben de refleks olarak dükkana girer girmez hemen katalog istedim. Ücretli olduğunu söylediler. Böyle olmaması gerektiğinde mutabık kaldığımız yetkili arkadaş, firmanın katalogları Türkiye’ ye bedava gönderdiğini ama bizim gümrükte olmaz öyle şey deyip vergi aldıklarını anlatmaya başladı. İşgüzar bürokrasimiz ve onun sadık neferleri bu firmanın kalın katalogları ıslatıp kağıt toplayıcılarına satabileceği ihtimalini gözönünde tutarak tufaya gelmeyiz mesajı vermek istediler herhalde. West Marine bu vergi yüzünden para ile satmak zorunda kalmış. Biz de buradan sektöre destek olun, teşvik edin diye yırtınıyoruz. Vazgeçtim. Köstek olmayın yeter.
Fuara dönersek, nadide katalogları kapma faslı bittikten sonra ekstra davetiye edinme faslı önem taşır. Amma abarttın, demeyin. Fuarı bir akşamüstü içinde bitirme imkanı teknik olarak mümkün değildir. İki tuvalete, bir sigara içmeye gitsen yarım saatin koridorlarda yürürken zayi olur. Stand sohbetleri, eşinle dostunla geyik muhabbeti derken ilk gün hiçbir şey görmeden bile çıkabilirsin. Yani ikinci tur kaçınılmaz olacaktır. Yazı senin teknende geçiren arkadaşlarının gözünde sen deniz gurusu olduğun için senden davetiye bulabileceklerine kesin gözüyle bakmaktadırlar. Karizmayı çizdirmemek ve ikinci turda yanına lak lak edecek yandaş, sırnaş ihtiyacı için ekstra davetiye konusu çok mühimdir. Kısacası fuarlarda ilk turun amacını, kendini konumlandırma ve tedariklenme olarak özetleyebiliriz. Firma satıcıları ile görüşmelere başlamadan küçük bir hatırlatma daha yapayım. Boat show’a ne kadar zengin olursanız olun parlak takım elbise ve kravat ile gitmeyin. Hanzo görüntüsü vermenin yanında azami indirimi almak da sıkıntı yaratabilir. Kıyafetiniz denizi seven, elindeki avucundakini denize yatıran, işe giderken bile tekne hasreti çeken asil bir denizci hüviyetinde olsun. Kolsuz kaz tüyü yelekler çulsuz, haybeci havası yaratabilir, aman dikkat. Duruşunuz ise her zaman babacan, gönül adamı, hesabını iyi bilen ama beğenirse ne yapar eder alır şeklinde teşekkül etmelidir.
Sonrasında, üzülerek söylemek gerekirse, daha önce gördüklerinizden farklı ürünleri canlı olarak görmeniz çok az bir ihtimaldir. Mümessil adı altında çeşitli ürünler satan firmalarımızın büyük çoğunluğu komisyonculuğun ötesine geçmemektedir. Stokta en ufak bir çöp bulundurmamayı büyük marifet ve ithalatçılığın gereği olarak görürler. Bu yüzden çok fazla müşteri kaçırırlar. Elin taşı ile elin kuşunu vurmaya çalışan bu satıcılar sipariş verdiğinizde bile paranın yarısını isteyerek o malı almamanız için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Fakat müthiş riske girmiş ve büyük paralar bağlamışcasına büyük kâr marjları ile çalışırlar. Birçoğu da fuar özel indirimi adı altında yüzde 40’lara varan ucube kampanyalar yapar. Böyle bir indirim genellikle rakip firma benzer bir malı makul bir kâr marjı ile satmaya başlayıp bu komisyoncu kardeşi ters köşeye yatırdığında ortaya çıkar. O ürünün tek satıcısı ise yüzde 10 indirim almak için bir saat dil dökmeniz gerekebilir. Bazı grekoromen satıcılarda ise kalın bir katalog ve içinde sağdan soldan tedarik edilen malların resimleri vardır. Fiyatını bile mal aldığı yerle konuşmadan veremezler. Stoksuz toptancı ile komisyoncu arası bu grubun hedefi araştırmayı sevmeyen kelaynak müşterilerdir. Ne sorsan, “bizde var” cevabını alırsın. En ufacık şey bile fuardan 15 gün sonra 32 telefon ederek alınabilir. Bahane fuar telaşıdır.
Tekneciler ise tam bir şenlik... Marka temsilcilerinde, firmanın en son modelleri büyük bir çoğunlukla katalogdan konsept resim şeklinde gösterilir. Hiç riske girmeyi sevmezler. Amerikan teknelerini Euro ile satan kurnazlar bile görürsünüz. Fiyat listesinde gördüğünüz fiyatlar teknenin dümeni ve pusulası dahil diğer her şeyi hariç fiyatlardır. Tekne Türkiye’de limana geldiğinde gemiden karaya indiren vincin parasını bile size ödettirmeye kalakarlarsa hiç şaşırmayın. Onun için fiyat listelerine, üstüne asgari yüzde 30 koyarak bakmanızı tavsiye ederim. Teslim süreleri de çok ilginçtir. Eğer mayıs-haziran diye bir tarih verilirse o yaz tekneye binemeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Sizden navlun parasını en pahalı şekilde tahsil eden mümessil, teknenizi getirmek için en ucuz gemiyi bulmaya çalışırken bir hayli zaman kaybedeceği ve önceden rezervasyon yapma ihtimali olmayacağı için, tekneniz kelepir bir gemi güvertesi bulmayı bekleyecektir.
Gecikmeye bahane olarak da sizin siparişten sonra ilave ettirdiğiniz bir aksesuar bahane edilecektir. Tekneyi teslim aldıktan sonra herhangi bir yedek parçaya veya aksesuara ihtiyacınız olursa, bu sektörde stok tutmak haram olduğu için yine aylarca beklemeniz gerekecektir. Bir de önemli bir konuyu atlamadan kısaca bahsetmekte fayda var. Binbir hokkabazlık yaparak satıcıdan aldığınız indirim karşılığında size bir şart konulacaktır. Fuarda sergilenme şartı. Yeni modellerini sergileyen mümessiller bu yöntem sayesinde fuarlara tekne koyabilmektedir. Bu yöntem olmasa bir masa, bir sandalyedir kıymetli sektör. Bu sektör ayrıca çok sırdaştır. Ben daha alıcıya indirimli bir fiyat verildiğinde, ‘bu fiyatı kimseye söyleme’ denilmediğini hiç duymadım. Ama bu muamele insana kendini çok özel hissettirir.
Siz, siz olun yukarıda anlattığım, zaman zaman biraz abarttığım uyarılara kulak verin. Hiçbir işe yaramasa, fuarda dolaşırken aklınıza gelip gülmenize yarar. Hokkabazlıkları canlı yaşarsanız bana anlatmayı unutmayın. Mümessilliği olan arkadaşlarım zaten bana kızmayacaklar biliyorum. Çünkü benim bunları mektepte öğrenmediğimi çok iyi biliyorlar.
|
|