Cüneyt Tanman: Yeşil sahalardan mavi sulara
Galatasaray futbol takımının efsanevi kaptanlarından Cüneyt Tanman, ilk teknesini dört yıl önce aldı. Kısa sürede tekneye, denize ve yelkene hakim oldu.
Galatasaray futbol takımının efsanevi kaptanlarından Cüneyt Tanman, ilk teknesini dört yıl önce aldı. Kısa sürede tekneye, denize ve yelkene hakim oldu. Tecrübeli denizcilerin “daha erken” demesine karşın altıncı ayında eşi Ayşe Tanman’la Bodrum-İstanbul yolunu yaptı. Denize tutkuyla bağlandı, denizciliği denizde öğrendi. Geçtiğimiz yaz Fransa’dan aldığı teknesini iki aylık bir yolculuk yaparak Bodrum’a getirdi. Cesaret isteyen bir yoldu. Tanman çifti ve yolun bir kısmında kızları Elif ve İrem’le zorlu ama bir o kadar da zevkli yolculuk yaptılar. Cüneyt Tanman’ın tekne tutkusu öyle bir hal aldı ki, artık salı günleri Bodrum’a gidiyor, cumartesi günü geri dönüyor; hep teknesinde kalıyor.
Yatçılıkla ilgilenmeye ne zaman başladınız? Futbolu bıraktıktan sonra mı, yoksa daha eskilere mi dayanıyor deniz tutusu?
Futbolu bıraktıktan sonra değil. 2004 yılında aldım ilk teknemi.
Nasıl karar verdiniz? Daha önceden denizle ilgili miydiniz?
Tamamen tesadüf. Denizle ilgili bir çalışmam yoktu. Futboldan önce biraz yüzme sporuyla ilgilenmiştim. Yeşilyurt Deniz Kulübü’nde yüzme takımındaydım. Okulda basket oynardım. Çınar Otel’in önünde de futbol oynardık. Galatasaray Çınar Otel’e kampa gelirdi. Onlardan imza filan toplardık. Galatasaraylı futbolcu ağabeyler seyretmiş beni, beğenmişler. Tuncay abi (Temeller) vardı, bir de o dönem yönetici olan Turgan Ece’nin oğlu Ahmet, beni Galatasaray’a getirdiler. 1972 –73 yılıydı. 1991’e kadar Galatasaray’da oynadım. 1975-76 sezonunda Giresun’a kiralık gittim sadece. Hep futbol vardı, denizle hiç bir işim olmadı. Hem parasal olarak hayal edemiyordum, hem da yatım olacak filan diye hiç düşünmemiştim.
Yani dört yıl mı oldu? Çok da eski değilmiş...
Evet, dört sene olmuş. Dört sene önce başlamış biri için Fransa’dan gelmek biraz şey...
Cesaret ister değil mi?
Zaten 2004’te aldık ilk teknemizi. Onu bir arkadaş getirmişti Fransa’dan Bodrum’a.
O halde Fransa'dan getirdiğiniz ilk tekneniz değil..
Yok bu üçüncü tekne. Önce bir Beneteau 323 vardı. 10 metreydi. Sonra Beneteau 393 oldu. Şu anda Beneteau Oceanis 43 oldu. Aslında son tekneyi alma niyetinde değildim. Aşağı yukarı aynı; bir metre daha uzun bu. Teknolojik olarak da biraz farklı tabii. Mesela ana yelkeni furling, kolay açılıyor. Biraz da bunun için tercih ettim. Eski teknede biraz zorlanıyordum. İşte rüzgara tam dönmek, iki kişi olmak gerekiyor. 43’te tek kişi bile yetiyor. Yaşam alanı biraz geniş, bir metre kadar. Yine de yeni bir tekne alma nedenim aslında Fransa’dan tekneyi kendim getirmek istememdi. Yani o uzun yolu yapmak istedim.
Ne kadar sürdü Fransa Türkiye yolculuğu?
İki ay...
Çok sürmüş...
Oradan tekne getirenler gece gündüz durmaksızın yelken basıp 10 günde geliyor. Bizim hayatımızda böyle bir yolu yapma şansımız ne kadar var; yani Fransa’yı, İtalya’yı, Yunanistan’ı sahilden gezip, bütün limanlara girip çıkarak geliriz diye düşündük. Çok da güzel bir yolculuk oldu. Güzeldi, ama zordu da. Çünkü tekneyle yol yapmak başka, bir de bilmediğin limanlara, marinalara girmek, oralarda yer bulmak, ihtiyaçlarını gidermek zor. Bir de 13 metre artık kullanımı zorlaşmaya başlayan bir uzunluk. Dar marinalarda, zor hava şartlarında, bilmediğin sularda zorlanıyorsun. Mesela İtalya’da nehir ağızlarına kurulmuş marinalar var; alüvyonlar yüzünden sığlaşmış oluyor, kuma oturma riskin var. Düz yol gitmekten çok, giriş çıkışlar zor oldu. Büyük bir tecrübe oldu tabii. Daha önce bilmediğim şeyler öğrendim. Elba adasındaki Porto Azzurro marinasında bir benzin istasyonuna yanaştım. Bizim teknede ön pervane yok. Oradaki pompacı sayesinde, teknenin burnunu iskeleden rüzgar basarken açacak bir yöntem öğrendim. 1500 millik bir yol katettim.