Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Nisan 2009  
 
 
 

  Ali Adabeyi  
   

ÇANAKKALE’Yİ ALMANLAR KURTARMIŞ!
Bu kitabı okumak bana her ülkenin tarihe kendi açısından baktığını, kendi askerî başarılarını yüceltirken, hatta abartırken dostlarının, müttefiklerinin başarılarını ne kadar küçümsediğini, hatta yok saydığını bir kez daha kanıtladı.

Her yıl mart ayında elime Çanakkale Savaşı’yla ilgili bir kitap alırım. Bir ulusun nasıl dirildiğini bazen sevinerek, bazen gözlerim yaşararak okur, bilgilerimi tazelerim. Bu yıl okuduğum kitabın adı: Çanakkale Denizaltı Savaşı. İş Bankası Kültür Yayınları’nca 2007’de basılan kitabı, kumanda ettiği U21 denizaltısıyla Çanakkale Savaşı’na katılan Yüzbaşı Otto Hersing yazmış. Kitabı çeviren ve yayına hazırlayan zat kitabın başına iki bölüm koymuş: ‘Sunuş’ ve ‘U21 ve Hersing’ başlıklı ‘Sunu’ (!) bölümleri.
‘Sunuş’ bölümünde kitabı Almanya’da bir eski kitapçıda bulduğunu, nasıl bir solukta okuduğunu, bir emekli deniz subayı dostunun isteğiyle de Türkçeye çevirdiğini anlatıyor. Kitabın özgün adı ‘ U21 Çanakkale’yi Kurtarıyor’ imiş. Ne kadar iddialı değil mi? Bizimkilere de hayli iddialı gelmiş olmalı ki kitaba Türk okuyucu tarafından daha kabul edilebilir bir başlık koymuşlar. ‘Sunu’ bölümündeyse U21’in Almanya’dan Ege’ye nasıl geldiği, kaptanın kısa yaşamöyküsü, denizaltının Çanakkale önlerinde Majestic ve Triumph adlı zırhlıları batırmasıyla İtilaf Devletleri donanmasının canının nasıl yandığı anlatılıyor. Bu bölümde ayrıca, denizaltıların tarihçesi yer alıyor.
Kitabın ilerleyen sayfalarında Yzb. Hersing ayrıntılı olarak ne zor şartlarda Ege’ye geldiğini, İngiliz zırhlılarını üstün Alman teknolojisi sayesinde Mayıs 1915’te nasıl batırdığını, tehlikeleri nasıl atlattığını, İstanbul’a gelişini anlatıyor ve –şimdi sıkı durun- yaptığı seferin sonucunda ‘Çanakkale Boğazı önünde bir Alman denizaltısı varlığını gören düşman, bu deniz girişiminin yararsızlığının ayırtına vararak çekildi’ diyerek düşüncesini belirtiyor. Yazar hızını alamayıp devam ediyor: ‘Şimdiye değin tarafsız kalmış olan Bulgaristan’ın saflarımızda savaşa girmesine neden oldu. Sırbistan (…) ele geçirildi. Böylelikle (…) Doğu çizgimiz, şimdi bir bütün olarak Baltık Denizi’nde Riga Körfezi’nden başlayıp (…) Süveyş Kanalı’na uzanıyordu’ diye bitiriyor (sf. 53-54). Kitabın geri kalanında U21’in katıldığı diğer deniz savaşlarını, Almanya’nın yenilgisine uzanan yolu, ülkesindeki iç karışıklıkları ve İngilizlere teslim edilecek U21’in batışını anlatıyor.
Otto Hersing anılarında, muhtemelen kendi başarısını yüceltmek için U21 Çanakkale önlerine gelmeden orada yaşanan cehennemden, 18 Mart 1915 Harekâtı’ndan ve sonrasındaki kara savaşlarından tek kelime etmiyor. Anılarını anlattığı için belki bahsetmesi de gerekmiyor ama benim için iş, savaşın gidişini tek başına değiştirdiği yorumunu yapınca değişiyor. Alman yüzbaşısının bir çırpıda Anafartalar Kahramanı’nı, Nusrat’ı, Hamidiye, Mecidiye, Çimenlik, Yıldız, Namazgâh Tabyaları’nı, 57. Alay’ı, Mesudiye’yi, Miralay Avni Bey’i, Tophaneli Yzb. Hakkı Bey’i, zabit namzedi Tevfik Efendi’yi, Yahya Çavuş’u, Edremitli Seyit Onbaşı’yı, kefensiz yatan Mehmetleri bir kitapta silmesini, yok saymasını hazmedemedim.
Komutanın U21’in periskopunun açısı kadar dar ufku, sonuç yorumunda da (Doğu Hattı’nın tamamlanması) ortaya çıkıyor. Hepsini bir kenara koyun ama kimse, Turgut Özakman’ın ifadesiyle bir ulusun Çanakkale’de dirildiğini, kimliğine kavuştuğunu; İtilaf Devletleri’nin Boğazları ele geçirememesi nedeniyle başarıya ulaşan Sovyet Devrimi sonrasında dünya tarihinin değiştiğini göz ardı edemez. Ederse de U21 komutanının yorumları gibi eksik ya da yanlış olur.
Hadi, bu yorumu dar ufuklu Yüzbaşı Hersing yaptı diyelim. Peki ya kitabın başına 26 sayfa ekleyen çevirmene (aynı zamanda yayına hazırlayan) ne demeli? U21’le ilgili onca ayrıntıya yer verirken, Çanakkale Boğazı’nı savunmakla sorumlu Beşinci Ordu’nun Komutanı Liman von Sanders’in, Yzb. Hersing’in yorumunu pekiştirici değerlendirmesini eklerken bu önemli eksikliğe dikkat çekmesi gerekmez miydi? Ki o Sanders Paşa, Miralay Mustafa Kemal’in karşı çıkmasına rağmen İtilaf Devletleri’nin Çanakkale’ye önemli miktarda kara ve deniz gücü tahsis ederek oyalanmasını sağlayan kararlar alan, bu sayede ülkesini diğer cephelerde bir süreliğine rahatlatan Alman generalidir. Bu kitabı okumak bana her ülkenin tarihe kendi açısından baktığını, kendi askerî başarılarını yüceltirken, hatta abartırken dostlarının, müttefiklerinin başarılarını ne kadar küçümsediğini, hatta yok saydığını bir kez daha kanıtladı. Dönemin İngiltere Bahriye Nazırı Churchill boşuna söylememiş: Ülkelerin dostu yoktur, çıkarları vardır.
Gelelim kitabın çevirisine. Çevirmen arı bir Türkçe kullanmaya özen gösterdiğini belirtmiş! Sonuç: Yeğni (hafif) top, yeğni esinti, Doğu çizgisi (hat), girişim (harekât), taşıma kapsamı (kapasite), bildiri (askerî mesaj)… Peki, çevirmenin diline ne demeli?! Alıntılardan belli değil mi? Al birini vur ötekine. Ve denizcilik terimleri: Dümen kırışı yapmak, … derece sağa doğru, (geminin) geriye gidişi, sola ilerlemek, zikzak ilerleyiş… Yorumu sizlere bırakıyorum. Böyle bir kitabı alıp okumayı düşünür müsünüz?

Ali Adabeyi


 
         
     




         
 
 
  Boat Test
Yelkenli Test
Custom Yachting
Dosya
Akıl Hocası
Teknede Sohbet
Şimdi Ne Olacak Kaptan?
Özel
Dünyanın Ucuna Yolculuk
 
 
 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim