| |
|
“Bak kaptan, adam sizden bahsediyor...”
Teknecilikte en büyük dertlerden bir tanesi de iyi kaptan bulmaktır. Kaptan maaşları, küçük çaplı şirket müdürü maaşlarına yakın seyrettiği için tekne sahiplerinin seçici olmasına şaşırmamak lazım. Madem bu paraları ödüyoruz bari hakkıyla hizmet alalım isteği öne çıkıyor. İşini hakkıyla yapan, kendinizi gönül rahatlığı ile emanet edebileceğiniz birisini bulmak gerçekten çok zor. Bulduktan sonra onu idare etmek, yönlendirmek ve kendi isteklerinizle uyumlu hale getirmek daha da zor. İşe almak için yapılan ilk mülakat esnasında, sorumlulukları ve daimi olarak takip edilmesi gereken işleri tam ortaya koyamadığınız zaman ileride yaşanacak didişmelerin temelini de atmış olursunuz.
Yat kaptanları ve patronlarının ilişkisini ele alma fikri bende geçen yaz oluşmuştu. Yeni tekne sahibi olmuş çok iyi niyetli bir iki dostumun yaşadıkları sıkıntıları görünce, yazmalıyım, dedim. Çünkü kötü bir kaptan veya iletişim kurulamayan bir kaptan bütün bir yazınızın mahvolmasına sebep olur. Şunu unutmayın ki “tekneniz, harcadığınız paranın karşılığı olarak unutulmaz keyifler yaşayacağınız bir ortamdır. Ama paranızla rezil olmak için de en elverişli sistemdir.” Düzeni iyi oturtulmamış bir teknede ailece bütün yaz bozuk para gibi harcanır gidersiniz.
Bu yazı ne istediğini tam anlatamayanlar veya ne istemesi gerektiğini bilemeyenler için bir kılavuz olabilir. En azından kaptanınızı işe alırken veya sezon başlangıcında geçmiş hataların olmaması için uyarırken işinize yarayabilir. Bu yazıyı çok ciddiye almayın ama yabana da atmayın.
Koskoca tekne sahibiyim, işyerimde yüzlerce adam çalışıyor bir kaptanı mı idare edemeyeceğim diye okumaktan imtina etmeyin. Etrafımız kaptanının esiri olmuş yat sahipleri ve ekabir kaptanı yüzünden teknekonduya dönüşmüş yatlarla dolu. Bir taraftan da kaptanları sayesinde eli sıcak sudan soğuk suya değmeyen, her hafta yeni bir yer keşfederek gezen yat sahipleri var. Benim amacım bu uçurumu kapatmak üzere minik bir girişim olarak görülebilir.
Kaptanın ketumu makbul
Böyle bir yazı yazmaya kalkışınca kaptanların düşüncelerini almadan olmazdı. İlk işim onların fikirlerini yazılı olarak almak ve kendileri tekne sahibi olsalar kaptanlarından neler isterlerdi diye irdelemek oldu. Öncelikle medeni cesaret gösterip ricamı kırmayan kaptan arkadaşlara çok teşekkür ederim. Özellikle benim gibi, geçmiş yazılarında yat kaptanlarını acımasızca eleştirmiş, aklına geleni dilinden sakınmayarak yazan bir adamın eline malzeme vermek her meslek mensubunun harcı değil. Cesur olduklarını ispat ettiler. Gelelim konumuza, hepsinin üstüne basarak önem verdiği ortak konu “teknedeki mahremiyet ve kaptanın ketumiyeti.” Bir Mason birader kıvamında bu işe sahip çıkıyorlar. İnsan nerede çalışırsa çalışsın önemli olan bu konu, tekne mevzubahis olunca daha önemli bir hal alıyor. Çünkü tekne samimi arkadaşların bir arada rahatladığı, gevşediği normal zamanlarda dikkat ettiği birçok şeyden uzaklaşabildiği veya bilerek gözardı edebildiği bir ortam. Böyle samimi ortamlarda beklenmedik konuşmalar, görüntüler yaşanması çok doğal. Kaptanın ve çalışanların da bunlara şahit olması, beklenmedik sulu hareketler yaşanırken müdahale etmek zorunda kalması çok doğal. Kısacası teknede yaşananları kaptanın arkadaş ortamlarında meze yapmaması ve ketum olması en birinci kuraldır. Kaptanların ikinci önem verdiği konu ise, “seyir emniyeti ve bu konudaki kararlılık.” Ortaya çıkan özet, kaptanın patron istedi diye işten atılma pahasına tehlikeli bir seyir yapmaması.
‘Teknenin tapusunun üstünde patronun adı yazar ama tekne kaptana aittir.’
Düşüncelerini aldığım, hepsi çok kıymetli kaptanlar “Bu konuda babamızı tanımayız” diyorlar. Bence de doğru yapıyorlar. Bir tekne sahibi için “Ben saçmalarsam sen beni dinleme” demek zordur. Zaten bu yazı da bu gibi durumlara hizmet edecektir. Bu konuda bir ilave yapmak istiyorum. Türkiye’de iyi kaptanlar genellikle alaylı oldukları için yeşerdikleri denizleri iyi bilirler. İyi bildikleri denizlerin dışına çıkma konusunda isteksiz ve heves kırıcı davranırlar. Çoğu zaman da çıkılmaması için patronlarını ikna ederler. İkna edemeyip mecbur kaldıklarında emniyetli bir seyir için o kıyıları ve takip edilecek rotaları iyi etüd etmeliler. Deniz denizdir, nasıl olsa yolumuzu buluruz kolaycılığı insan hayatına mal olabilir. İyi kaptanların sıklıkla söylediği bir söz var, “Denizde kaza bir kere olur. Ama her gün olacak gibi düşünülmelidir.” İyi bir kaptan gerektiği yerde cesur gerektiği yerde korkak olabilmelidir.
Tırnak kontrolü
Dikkat ederseniz, yat kaptanlarını anlatırken teknesini iyi tanıması, kullandığı aletleri iyi bilmesi, periyodik kontrolleri yapması, ufak tefek arızaları giderebilecek bilgiye sahip olması gibi olmazsa olmaz konuları üstü kapalı geçiyoruz. Çünkü “yat kaptanını diğer kaptanlardan ayıran en önemli özellik insan münasebetindeki başarısı ve huzur ortamını yaratabilme özelliğidir.” Örneğin tekne gezideyken bir arıza çıktığında bunu patronuna ve onun misafirlerine hissettirmeden halletmesi gerekir. Panik içinde sıkıntıyı patronun kucağına bırakmamalıdır. Patron en son çare olmalıdır. İyi bir yat patronu da kaptanına bu sorunların üstünden gelebilecek esnekliği tanımalı, gereken salahiyeti vermelidir. Bir vidanın bile hesabını kovalayıp sonra da sürekli teknede sorunlarla boğuşuyorum diye yakınmayın. Teknede, işyerindeki gibi tasarruf tedbirleri uygularsanız ustaları da kendiniz çağırmak zorunda kalırsınız. Kaptana ‘sürekli masraf çıkarıyorsun’ demek çok tehlikeli bir oyundur. Sizden laf işitmemek için arızaları siz yokken gidermez ve bütün arızalar siz teknedeyken oluverir.
Yat kaptanında olması gereken bir özellik de titizliktir. Teknesi gibi giyim kuşamı da tiril tiril olmalı ve yanında çalışanları sıkı bir şekilde kontrol etmelidir. Yeri geldiğinde manikür ve pediküre kadar kontrol etmelidir. Halat tutan ellerin biraz sonra patronun masasına yemek servisi yapacağı unutulmamalıdır. Zaten “iyi bir yat kaptanı patronuna oteline gelmiş bir müşteri gibi davranmalı ve özen göstermelidir.” İyi bir patron da yat kaptanına yanında çalışan herhangi bir eleman veya şoför gibi muamele edilmeyeceğini bilmelidir.
Tekne adabı
Kaptanların görevi gemisini güvenli bir şekilde seyrettirmek ve gemisinde çalışanları sevk ve idare etmektir. Yat kaptanları ise bunlara ilave olarak çok daha farklı özelliklere sahip olmalıdır. Patronun ve ailesinin belki de en fazla rahat etmek isteyeceği yer teknesidir. Ona bu rahatlığı ve huzuru sağlayacak zemini oluşturmak asli görevidir. Aynı şekilde tekneye gelen misafirler için de geçerlidir. “Misafirleri el üstünde tutmalı ama tekne yaşamına ters düşen olaylarda nazikçe uyarmalıdır.” Her gelen misafir tekne adabını çok iyi bilmeyebilir. Bu göz önünde tutularak ölçü kaçırılmadan ve patrona hissettirmeden bu tarz misafirlerin tekneye süratle uyumu gerçekleştirilmelidir. Uyuma direnen misafirler olursa tehlike yaratmamaları veya zarar vermemeleri için hissettirmeden göz hapsinde tutulmalıdır. Tekneye gelen misafir çok hassas bir konudur. Kaptan misafirin huyunu suyunu iyi bilmediği için münasebetin ölçüsünü çok iyi ayarlamalıdır. Yat misafirleri genelde meraklı ve çok soran insanlardır. Sabırla onları bilgilendirmeli ve aydınlatmalıdır. Patronu ile ilgili sorular olursa nazikçe konuyu değiştirmelidir. Bazı misafirler espri böceği olabilir. Bu esprilerden kaptan da nasibini alabilir. Espriler ölçülü olduğu sürece dozunu ayarlayarak katılımcı olmakta fayda vardır. İyi bir kaptan sulu ve münasebetsiz esprilerde nazikçe çapayı kontrol etmek için müsaade isteyip ortamdan uzaklaşmayı bilmelidir.
Yat kaptanlığı fiziken ve manen yorucu, yıpratıcı bir meslektir. 12 ay yapılması imkansız gibidir. Ancak “yorgunluk ve eve özlem hiçbir zaman patrona yansıtılmamalı, hissettirilmemelidir.” Patrona karımı özledim, çocukları özledim bir gidip geleyim dediğiniz zaman eğer patron zalim bir insan değilse size izin verecektir. Aslında bu izin patrona yapılmış bir haksızlık olacaktır. Yaz aylarında mümkün olduğunca izin istenmemelidir. Mecburiyet arz eden durumlarda patronun gitmesi beklenmelidir. Patronun iş hayatında büyük sıkıntılarla uğraştığı stres atmak, kafasını dinlemek için küçük bir servet harcayıp tekne sahibi olduğu unutulmamalıdır.
Bütün bu yazdıklarım belki çok temel ve olması gereken şeyler ama insan bazen işe alırken utanıp, sıkılıp bunların bir çoğunu kaptanına söylemekten imtina edebiliyor. Sonra söyleyince “Bir yanlışımı mı gördünüz efendim” sorusu gelebilir ve kimyasını bozabilirsiniz. İyisi mi siz “Kaptan bak, ne güzel bir yazı var. Sizden bahsediyor” diye önüne atıverin. Yazıya yapacağı her eleştiri bilin ki itirafları olacaktır.
|
|