Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Nisan 2009  
 
 
 

  Ali Adabeyi  
   

TÜRK UYURGEZER, NERUDA'NIN BİLİNMEYEN BİR EVİNİN KEŞFETMİŞ!
Geçen ay ucuz bilet bulunca eşim ve kızımla soluğu yıllardır merak ettiğimiz Şili’de aldık. Eşyalarımızın arasına, içinde Şili’den başlayan gemi yolculuğuyla ilgili gezi yazısının bulunduğu bir denizcilik dergimizin mart sayısını koymayı da ihmal etmedik. Elimizin altında gezimizin bir kısmıyla ilgili rehberimizin hazır olmasının verdiği rahatlıkla Santiago’ya indik. Yazıyla ilgili ilk şaşkınlığı da burada yaşadık, çünkü dergideki yazıda 1 dolar karşılığının 6,40 Şili Pesosu olduğu yazıyordu. Oysa karşımızdaki gişe görevlisinin verdiği kur 600 pesoydu. Bir yanlışlık yaptığını düşünerek itiraz ettim. Nazikçe reddetti. Bu kez geçtiğimiz günlerde pesonun olağanüstü değer kaybedip kaybetmediğini sordum. Malum, kriz küresel… Hayır, dedi. Dövizimizi belirttiği yüksek kurdan sevinerek bozdurduk. Gezginimiz muhtemelen virgül hatası yapmıştır düşüncesiyle üzerinde fazla durmadım.
İki gün Santiago’yu gezdikten sonra Pasifik Okyanusu kenarındaki Valparaiso’ya geçtik. Şili’nin en büyük liman kentinde gezdiğimiz yerler arasında şehrin yoksul ama rengarenk evleriyle bezeli ilginç sokakları, tepelerdeki evlere yolcu taşıyan kablolu vagonlar, Güzel Sanatlar Müzesi (Palazio Baburizza) ve Pablo Neruda’nın La Sebastiana adını verdiği evi de vardı.
Yanıma aldığım dergideki yazıda Neruda’nın Valparaiso’ya yakın, Viña del Mar’da bir evi olduğu yazılı. Gelmişken orayı da görmek için birkaç kişiye sordum, bilmiyorlar. Turizm bürosuna sordum, onlar da bilmiyor. Taksiciler bilir nasıl olsa deyip birisine atladık. Sürücünün de bilgisi yok. Bizim İstanbul’un hiçbir yer bilmeyen sürücülerinden alışkın olduğumuz için bir diğerini denedik. Onun da haberi yok. Nasıl olsa gidince bilen buluruz diye düşünüp birisine atlayıp gittik. Dolaş babam dolaş, Neruda’nın Viña del Mar’daki evini bilen bir Allah’ın kulunu bulamadık. Danışmak için bir otele daldık. Resepsiyondaki görevli Neruda’nın burada evi filan yok, Valparaiso’ya gidin diye terslendi. Israr edince de ‘Neruda’nın Evleri’ adındaki bir kitaba baktı ve saydı: Isla Negra, La Sebastiana ve Santiago’daki La Chascona. Karım kolumdan çekip uzaklaştırmaya çalışırken kızım dalgasını geçiyordu: “Baba, sinirlenme! Yazar belki de Neruda’nın kaçamak yapmak için kullandığı evi keşfetmiştir. Koca şaire ayıp olmaması için açıklamıyorlardır.” Dergi doğru bir kenara…

Yıllar önce de benzer bir hata yapmıştım. Marmaris’te yabancı denizcilerle yaptığımız bir sohbet sırasında dünyayı dolaşan bir denizcimizin aynı dergide yazdıklarına dayanarak Panama Kanalı’ndaki alavere havuzlarının pompayla doldurulduğunu iddia edince rezil olmuştum.
Sevgili denizci dostlar! Lütfen başkalarının da gezi yazılarınızda anlattığınız yerlere bir gün gidebileceğini unutmayın. Her yazdığınızın bir başkasına rehber ve kaynak niteliğini taşıdığını düşünerek dikkatle not alın, hafızanızın sizi yanıltabileceğini unutmayın. Yazmayı ciddiye alın. Eğer uyurgezer olacaksanız gezi yazısı yazmaya zahmet etmeyin, şansınızı başka yerde deneyin.
Camialtı Tersanesi’nin hak ettiği bu mu?..
Dünyada yaşayan en eski ikinci tersane olan Camialtı Tersanesi’ni film platosuna dönüştürmek istiyorlarmış.
1455’te Fatih tarafından temeli atılan tersanede 1990’lı yılların ortasına kadar donanmanın ve deniz ticaret filomuzun belkemiğini oluşturan gemiler inşa edilmiş. Mahmudiye kalyonundan Saldıray denizaltısına, Harem araba vapurundan İskenderun feribotuna, Abidin Daver kuru yük gemisinden Bolu dökme yük gemisine kadar… Platoya dönüştürülmek istenen yer sadece binlerce dwt’luk gemi, on binlerce işçi yetiştiren bir tersane değildir. Orası aynı zamanda bir sanayi ve kültür hazinesidir, bir ulusun denizciliğinin belleğidir.
Bunu öneren film yönetmenimizin yıllar içinde bir uçtan diğerine savrulduğu birbirine zıt siyasi görüşler arasında, film şeridi gibi durmadan döndüğü beyazcamla beyazperde arasında para saymaktan başı, hatta gözü dönmüş olsa gerek. Bazılarını para tutuyor! Ya bu öneriyi olumlu karşılayanları ne tutuyor? Böyle bir sanayi işletmesinin şehrin içinde ne işi var, diyenlerin aklına nedense tersaneyi müzeye dönüştürmek gelmiyor? 2010 Avrupa Kültür Başkenti’ne hangisi daha çok yakışır? Müze mi film platosu mu?


Yeni ‘en’ler, ‘ilk’ler…
İlanen duyurulur!
Yaratıcı denizcilerimiz geçtiğimiz aylarda yeni unvanlarına kavuştu:
-Yurtdışına kürek çekerek çıkan ilk Türk kadını
-Dünyayı yelkenli ile dolaşan en genç Türk erkeği
-Türkiye’de katamaranda eğitim veren ve dünya seyahati yapmış tek eğitmen
Elinizi çabuk tutun ey Türk denizcileri! VIP koltuklar doluyor.


 
         
     




         
 
 
  Boat Test
Yelkenli Test
Custom Yachting
Dosya
Akıl Hocası
Teknede Sohbet
Şimdi Ne Olacak Kaptan?
Özel
Dünyanın Ucuna Yolculuk
 
 
 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim