| |
|
Lingua Franca
Denizcilik Müsteşarlığı sitesinde yer alan power point sunumu “günümüzde kullanılan denizcilik terimleri ‘lingua franca’ adı verilen bir temele dayanır” diyor. Ama müsteşarlık, mevcut lingua franca olan İngilizce konusunda sınıfta kalıyor.
14’üncü yüzyılda Akdeniz limanlarında konuşulmaya başlanan ortak iletişim dili olan lingua franca, Akdeniz’in dünya ticaretinde merkez olduğu yüzyılda yine ticaretin ana bileşeni taşımacılık ve taşımacılıkta da en kıymetli yol olan denizcilikle yayılan bir dil. Bu denize komşu memleket insanlarının ana dilleri de lingua francanın katkıda bulunanları. Ağırlıklı olarak İtalyanca kökenli sözcüklerin denizcilik dilimizde fazla olma nedeni de Floransa, Venedik, Cenova gibi İtalyan şehirlerinin o dönemdeki ticarette etkili şehirler olması. Ağustos ayı boyunca tatil olan İtalya’dan bizim sulara gelen turistlerin ve denizcilerin tekne üzerindeki konuşmalarına şahit olanlar onlarca ortak kelime duyar. Kayık, pruva, pupa, ortaklardan en tanınanları. İtalyanca (Venedikçe, Cenevizce) ve İspanyolca ağırlıklı olmakla beraber Arapça, Yunanca, Malta dili*, Fransızca ve Türkçe’nin de katkısı vardır bu dile.
Lingua Franca günümüzde farklı dil ve lehçeler konuşan toplulukların kendi aralarında iletişim kurmak için kullandıkları bir ortak dil ya da bir bölgede en etkin olan ulusun dili ya da çağa göre değişen ticaret ve diplomasi dili olarak da tanımlanıyor. Sömürgecilik çağında İngilizce, Fransızca, Felemenkçe, herbiri ayrı dil konuşan Afrika kabilelerinin ortak dili Swahili, zamanında Sovyetlerde Rusça, Çin’de Mandarin ya da İslam’da Arapça, Lingua Franca örnekleri. Onlarca dilin olduğu Anadolu’da Türkçe’yi Lingua Franca kabul edenler de var, Türkçe Olimpiyatları gibi etkinliklerle yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.
Frenk dili olarak çevrilse de Francanın serbest, vergisiz, samimi gibi başka anlamları da var. Örneğin “porto franco” gümrüksüz liman, “zona franca” serbest bölge demek, bu anlamıyla bakılınca lingua franca, serbest ve samimi dil anlamına da gelebilir hatta tarzanca bile denebilir.
Anadil olarak kullanılan dillerde Çince ve İspanyolca’dan sonra gelse de İngilizce günümüzün lingua francası. Bizim denizcilik dilinde kullandığımız terimlerin çoğunluğu Akdeniz kökenli ama son zamanlarda İngilizce’den giren sözcükler de yok değil. Fribordu, rannırı artık okuduğumuz gibi yazıyoruz. Biz göremeyiz ama şimdilik sevimsiz duran bu terimler zamanla daha Türkçeye benzer sözcüklere dönüşür bence.
Uluslararası anlaşma dili lingua franca olarak İngilizce’yi eğip bükme serbestisi kulağa hoş geliyor ancak çevirilerde dikkati elden bırakmaya gelmiyor. Türk kaptanların ehliyetlerini yenileyen Denizcilik Müsteşarlığı, yat kaptanına karşılık olarak ‘yacht captain’ yazınca işler karışıyor, uluslararası literatürde yat kaptanlığının karşılığı yacht master (hatta Unlimited Ocean Yacht Master) olarak geçiyor ve Türk yat kaptanlarının ehliyetleri bir çeviri yanlışlığıyla battal ediliyor. Livar güncel sayfalarımızda ilgili haberi okuyabilirsiniz. Şimdi Türk yat kaptanları ehliyetlerindeki bu durumu düzeltmek ve uluslararası işler alabilmek için dilekçe seferberliği içindeler. Günümüzde kullanılan denizcilik terimleri ‘lingua franca’ adı verilen bir temele dayanır diyen müsteşarlık mevcut lingua franca olan İngilizce konusunda sınıfta kalıyor.
* Malta Dili; Maltaca ya da maltız. Arapça-İtalyanca karışımı bir dil olan Malta dili, latin harfleriyle yazılan tek semitik dildir. Temel yapısı ve kadim sözcükleri Arapça olan Maltaca da modern sözcüklerin büyük bir kısmı Avrupa dillerinden özellikle İtalyanca’dan alınmıştır.
|
|