| |
|
| |

|
|
Barış Demir |
|
| |
|
Başka koy kaptan
Guletçilere “balta kaptan” muamelesi yapmak sıradan bir durumdur. Bu durum aralarındaki azımsanmayacak sayıda “nezih kaptan”a haksızlık olsa da önce neden böyle dendiğine bakalım.
Mavi Yolculuk kavramı büyük bir sektör yarattı. Tekne imalatına da sirayet eden bu gelişme yetişmiş personel açığını beraberinde getirdi. İstim arkadan gelsin şiarıyla çıkılan bütün yollar bir yer gelir tıkanır. Yat turizmi de çalışan bulma konusunda ciddi ciddi tıkandı. Sektörün pek çok sorunu var ama deniz turizminde insan faktörü diğer sıkıntıları aşmaya muktedir tek faktör. Güleryüz, düzgün servis, anlayışlı ve saygılı personel hizmeti satın alanın diğer sorunları görmezden gelmesini sağlıyor. Bu illüzyon da çok sürmüyor gerçi ama konumuz bu değil. Tüm sorunlar çözülse bile insan elementi tek başına herşeyi berbat edebiliyor. Asık suratlı, kaba personel, dörtbaşı mamur şahane bir tekneyle tur yapanların dahi memnuniyetsiz ayrılmalarına neden oluyor.
İşlerin olağan dışı bir hızla ilerlemesi yetişmiş personel sıkıntısına neden olurken mevcut iyi niyetli çalışanlar da acentelerin hırsına kurban gitti. Aslında kurban müşteri ve sektör oldu. Deniz turizminde acente komisyonu yüzde yirmidir. Lakin insan yavrusunun hırsına dayanmak zordur. Zamanla aracılar, teknecilere bu payı vermeye kalktı. Günlüğü bin liraya sattıkları bir turun teknesini üçyüz liraya almaya çalıştı. Tekneler çoğalmış limanlar doluyken boş durmaktansa bu fiyata razı tekneler bulmakta zorlanmadılar. Bin lira vermiş adam bu kadarlık servis beklerken tekneci aldığı paranın karşılığını sundu, müşteri küstü. Tüccar aracı, başka işlere yöneldi. Tekneci kaldı kendi başına. Küsenler işi bırakanlar oldu, yerlerine yenileri geldi. Denizcilik ve servisiyle değil bahşiş verecek müşteriyi gözünden anlamasıyla övünenler çoğaldı. Bir turda 20 koy göstermek yerine yedi sekiz uyduruk mekanla turu tamamlamak başarı sayılır oldu. Çiftlik balığı, konserve, kireç gibi beyaz peynir bir daha istenmesin diye paspal çay kahve sunuldu. Koylarda olmadık hareketler yapıp çevreyi rahatsız etmek delikanlılık sayıldı. Guletçi balta oldu.
Müşteri de eski müşteri değil. Tekneyi kiralayan içindekileri de kiralıyor ya, “ben ne dersem o olur” sanmaya başlıyor o zaman. Sakin bir koya demirlemiş yemek servisine hazırlanırken ekip “ a yanımıza tekne geldi, başka koya gidelim” deyiveriyor. Sezon yüksek heryerde bir kaç tekne var artık. Olmaz “başka koy kaptan”. Bu durum da sıtk sıyrılmasının son tetikleyicisi oluyor ve nezih kaptan sayısı iyice azalıyor.
Oysa, bugün parmakla gösterilecek kadar az olsalar da, ne güzel kaptanlar ve ekipler vardı;
Tekneye gelişinizle birlikte güler yüzle sizi karşılar, meyve şampanya ikramını yapar. Bölgenin haritalarını önünüze serip, seyir ve konaklanacak koylarla ilgili bilgi verir. Hangi hava koşulunda nerede kalabileceğinizi söyler. Geziniz boyunca sizi oralara aşık edecek her güzelliği keşfetmenize çalışır. Sabahın seherinde kapınızı çalar ve kaya bülbüllerinin şarkılarını dinlemenizi sağlar. O saatte uyandırılmak tuhaf gelse de bülbülleri dinleyince kaçıranlara üzülürsünüz. Haşlanmış yumurtanın kabuklarını ufalayıp denize funda eder. Unufak kabuklar yakamoz gibi inerken küçük balıklar toplanır. Meraklı orfoz “ne oluyor?” diye gelince yumurtanın sarısı da ona düşer. Anlattığınızda arkadaşlarınız kıskançlıktan çatlar. Kimine yalan gelir. Ertesi gün şeytanminarelerinin çiftleşmesini izlemeye götürdüğünde pes edersiniz. Misafirlerinin en baba yerlerde en kral yemekleri yiyip en şahane içkileri içtiğini bilir. Başka hiçbir yerde bulamayacakları lezzetler sunar. Dalgıçtır, seyir yaptığı bölgeleri avucunun içi gibi bilir. Tembel değildir. Dalar, seçerek en kıymetli deniz mahsullerini çıkarır. Aşçıdır, sıradana bile lezzet katmayı bilir. Teknelerinde tablo gibi sofralar kurulur.
Ahmet Kunduz da sahici ve nezih kaptanlardan. Guletçiliği bırakıp Bodrum, Umurça’da bir meyhane açmış; Komodor. Ortağı Manolya Hanım servis sanatkarı bir emekli hostes. Mekanın diğer insanları hep denizci. Ağabeyi nam-ı diğer Tenekeci Mehmet kanun çalar. Kulağınıza aşina birçok Bodrum türküsü onun derlemesi. Tamamı Bodrum Musiki Cemiyeti üyesi ekip, garsondan bulaşıkçıya, bir de fasıl geçerler ki neye uğradığınızı bilemezsiniz. Ahtapot kavurma, iskorpit buğulama, bölgenin hilafsız en baba en taze barbunları, demlikte devamlı taze çay. Fiyatlar ehven ötesi, hata yaptılar diye düşünürsünüz. Derken ev yapımı baklava ardından sakız gibi bembeyaz sıcak havlu servisi son noktayı koyar.
Ahmet Kaptan’ın süngerci menüsü teknenin kuzinesinden çıkmış Bodrum’un arka sokaklarında hayata renk katıyor. Dışarıdaki masalar neşeli ama siz doğruca mutfağa girin, ızgaranın yanında, eski kuzinenin üzerine sofrayı kurun, ızgaradan payınıza düşenler zeytinyağlılarla beraber rakıya eşlik ederken Kuşadası’ndan Antalya’ya merak ettiğiniz yerleri Ahmet Kaptan’a sorun. Guletçilere laf etmeden olan biteni bir daha düşünün.
|
|
| |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|