Süper Miço
Sibel Tüzün, içinde birçok kadın barındırıyor. Hepsini peşpeşe saydığımızda “çoklu kişilik bölünmesi gibi oldu” diyor. Biz bu röportajı Denizci Sibel’le yaptık ve karşımızda işini bilen bir miço bulduk.
Röportaj: Samet ÖZÇELİK
Fotoğraflar: Atalay ÖZOCAK
Sibel, şu sıralar teknesiz denizseverlerden. Yelkenci eşi Engin Güven’e bir kez daha aşık olmasını sağlayan tekneleri 6 Temmuz’u satmayı hiç düşünmezken, “12 metreye geçme zamanıdır” diyerek satmışlar. Fakat teknesizliğe de bir türlü alışamamışlar. “Nihayet yeni bir tekne araştırmasına başladık.” diyor Sibel. “Nihayet” çünkü karaya hapsolduğunu hissediyor, direğe çarpan halat seslerini özlediğini söylüyor, kızı ve eşiyle birlikte uzaklara açılma hayali kuruyor. Hatta “Bu röportajdan sonra uzaklar için sponsor bulabilir miyim acaba?” diye de bizi sıkıştırıyor.
Fotoğraflarını Ogem Group’un Gibsea 47.4 yelkenlisinde çektik. Doğrusu röportaj için Fenerbahçe Marina’ya giderken karşımızda bu kadar denizci bir Sibel bulacağımızı düşünmemiştik. Tekneyi tek başına abrayamasa da, sahnede “Superstar”ı söyleyen kadın, meğer tam bir süper miçoymuş.
“Bedenimde birçok kadın yaşatıyorum” diyorsunuz bir röportajınızda. Sahnedeki Sibel, evdeki Sibel, teknedeki Sibel, anne Sibel, rallideki Sibel... Henüz bilmediğimiz daha kaç Sibel var?
Böyle söyleyince çoklu kişilik bölünmesi gibi oldu. Sesim ve şarkılarımla size ulaştığım için beni yorumcu, besteci, söz yazarı olarak tanıyorsunuz. Teknede yeke tutan, direğe tırmanan, navigasyon yapan, nerede olursa olsun yemek yapmaktan çok hoşlanan, kızını her sabah 8:30 da okula götüren, projeler yazan bir kadın Sibel Tüzün. Aslında herkes gibi ailesi, işi, hobileri ve dostlarıyla varolan biriyim.
Bu Sibeller arasında denizci Sibel nasıl biri?
Bu aralar denizci Sibel, denizi çok özleyen biri. Denizde olmak, açılamasam bile pontonda durmak, kahvemi alıp gıcırtıları, ana direğe çarpan halat seslerini dinlemek beni mutlu ediyor.
Bu aralar ihmal mi ediyorsunuz denizi...
Evet maalesef... Denizci Sibel, tarafımdan biraz ihmal ediliyor! Eşimin iş yoğunluğu ve şu dönem teknemizin olmaması karaya hapsediyor bizi. Gerçi “En iyi tekne, arkadaşının teknesidir” sözünü doğruluyoruz şimdilerde. Belki de faydası olacak bu dönemin, hayal kuruyor, projeler yapıyoruz…
Deniz sevginizi neye ya da kime borçlusunuz?
Denizle ilişkim eşim Engin’le başladı. Onun ilişkisi de genlerinde varmış zaten, ismiyle müsemma. 6 Temmuz’la (Teknenin adı ) denize çıktığımızda birçok anlamda yeni bir hayat başladı benim için. Denizde yaşamayı, yelkeni, huzuru keşfettim. Bir günde defalarca doğanın, havanın nasıl değişebildiğini gördüm. Eşime bir kez daha aşık oldum…
Peki ne kadar denizci oldunuz? Yalnız seyre çıkabilir misiniz?
Eşimle beraber Çeşme’ye kadar gittik, bir süre Ayvalık’ta bağlandık, Marmara’da suya değmediğimiz yer kalmadı galiba. Hiçbir şey yapamasak akşamları gider Sivriada’ya bağlanırdık. Yeke konusunda oldukça iyiyim sanırım. Navigasyonum da iyidir. Yelkenleri Engin halleder. Tek başıma abrayamam tekneyi ama süper miçoyumdur. Usturmaça bırakmadım seyirde... Ayrıca, tekne mutfağında uygulanabilir, süper pratik ve lezzetli yemek tariflerim var.
Hangi yemekler?
Aklımıza gelen her şeyi. Hele bir puf böreğimiz var ki… Tekneyi sattık ama hala anlatılır, ponton efsanesi haline gelmiştir.
Hemen tarifini istiyorum…
Bildiğiniz puf böreği tarifi ama işin sırrı Engin'in ve benim ellerimde. Yeni teknemizde bir gün tattırırız size…
Teknede çalışmak hoşunuza gidiyor mu?
Teknede olmak her şart altında hoşuma gidiyor. 6 Temmuz’un Dacron yelkenleri geldiğinde oradaydım, pasta cilasını da beraber yaptık, rüzgar gülünü değiştirmek için direğe tırmandım, kafama bumbayı da kaç defa yedim. Tekne yaşamı bence zaten bu: Ne iş varsa yapmak, yapabilmek. Alan küçük, yaşamak zor. Uyumlu ve pratik olmak zorundasınız. En zoru da benim kadar dağınık birinin derli toplu olmak zorunda kalması. Allah’tan kaptan seyirdeyken dağınıklığımı tolere ediyordu, neta olunca ben başlıyordum toplanmaya...
Teknecinin olmazsa olmaz özelliği ne olmalı sizce?
Dikkat ve kontrol. Düğümlerinizi, elektriğinizi, çıpanızı döne döne kontrol etmeniz gerekli. Bu açıdan adapte olmakta pek zorlanmadım.
Denizde konfor arar mısınız?
Teknik ve elektronik olarak teknenin donanımlı olmasını isterim tabii. Yaşlılık günlerimiz için de motorlu ırgat kullanmayı isteriz ama şimdilik çok lazım değil. Oltamız olsun, Engin’in zıpkını yanımızda olsun, bir de rota üzerinde pazar kurulan yerleri ve günlerini bilelim, yeter…
Röportajın devamını Motor Boat & Yachting Ağustos sayısında okuyabilirsiniz.