Göcek Koyları nereye?
Doğanın denizciye armağanı, tekne turlarının vazgeçilmezi, son yıllarda artan marina sayısı ve havaalanına yakınlığıyla çoğu insanın teknesini tutmayı tercihlediği muhteşem coğrafya. Göcek yatçılıkla Göcek oldu, yoğun tekne trafiği nedeniyle tehlike yaşıyor ama dünyanın sonu gelmiş değil bu güzelliği sürdürmek yine yatçıların elinde.
Yazı: Barış DEMİR
Göcek yıldızını Özallı yıllarda parlattı ancak bu koylarda yatçılık çok daha eskiye dayanıyor. Bugün dünyanın en önemli yat turizmi merkezlerinden Göcek’i dünyaya ilk tanıtan National Geographic oldu. Johnsonlar ketch armalı tekneleri Yankee ile Türkiye’yi gezdiler ve Domuz Adası ve Tersane koylarını da tanıttılar (National Geographic,Aralık 1969). Bu tarihten sonra Göcek çevresinde dönemin görkemli tekneleri görünür oldu. 1974’te Domuz Adası’nı Erol Simavi aldı. Bebek’te duran tekneleri Melek’i Necati Zincirkıran buraya getirdi ve daha tanınır oldu Göcek. 1970’lerde iki bakkalı, bir küçük iskelesi ve lokantası olan, bölgedeki maden ve kağıt fabrikası çalışanlarının ikamet ettiği Göcek, 1980’lerin ortasına gelindiğinde bir yat merkezi olacağının işaretlerini vermeye başladı. Memleketin deniz severlikleriyle ünlü işadamları da buraya özel ilgi göstermeye başladılar. Bu ilginin yapılaşma riskini beraberinde getireceğini düşünen bölgenin ilk denizcileri Sadun Boro, Can Pulak ve Necati Zincirkıran gibi isimler Turgut Özal’a başvurarak Göcek, Gökova ve Hisarönü gibi yerlerin mutlaka korunması gerektiğini anlattı ve dönemin meşhur Kanun Hükmünde Kararnamelerinden biri de bu bölgelerin Özel Çevre Koruma bölgesi ilan edilmesini sağladı.
Tüm kara çevresi çok özel bitki örtüsüyle çevrili Göcek, sualtı canlı yapısının zenginliği ile doğal sit alanı. Arkeolojik sit ilan edilmesini ise Kaunos (Dalyan) ve Telmessos (Fethiye) arasında kalan Kalimche kentine borçlu. Bu Likya şehri hakkında çok az şey biliniyor, henüz merkezi belirlenemediğinden kazı da yapılmış değil, sırları çok olsa da Göcek’te olduğu kesin. Birçok koyda kaya mezarı ya da eski bir kalıntıya rastlamak mümkün.
Bugün Göcek
BDTO’nun hazırladığı Kıyı Envanteri, deniz turizmine uygun 239 koyun konumu, korunaklılığı, kapasitesi ve riskleriyle ilgili bilgiler içeriyor. Bu koyların Göcek çevresine denk gelen 40 kadarı risk söz konusu olduğunda en ciddi tehlike altındakiler olarak değerlendirilebilir. Bölgede sözkonusu olan tehlike doğrudan teknecilerin önlemleriyle giderilebilecek türden çünkü kirliliğin birinci ve en büyük nedeni yoğun tekne trafiği. Doğal yapısı su sirkülasyonu azlığına neden olan bölgede sıcakların üst seviyelere çıktığı aylarda, serin ve berrak su arayanlar için Göcek cazibesini yitirmeye başlıyor, çare sizde. Denizlerdeki bir numaralı kirlilik nedeni kara kökenliyken Göcek’te bu sözkonusu değil çünkü 4 bin nüfuslu merkez belki de en önemli projeyi becermiş durumda ve burada iki yıldır başarıyla çalışan bir arıtma tesisi var. Belediye başkanı Recep Şatır, kara kökenli deniz kirliliğinin tamamen bittiğini, teknelerden kaynaklı riskler için de bilinçli teknecilerin sahip çıkması ile atıkların şehir şebekesine aktarılarak bertaraf edileceğini ve Göcek’in güzelliklerinin korunacağını söylüyor. Yapılaşma da bir tehdit olmakla beraber 1988’den bu yana özel çevre koruma bölgesi olması karadaki yapılaşmayı diğer bölgelere kıyasla alt seviyelerde tutmuş. Bu hiç yapılaşma olmamış anlamına gelmiyor ne yazık ki, özel izinlerle yapılan yüzlerce konuta ilave marinaların kara binaları da azımsanacak gibi değil. Buraların doğal güzelliğine vurulup hemen arsa alıp üzerine tripleks villayı kuranlar mutlu mesut yaşarken diğer evlere çevre katili gözüyle bakıyor.
Araştırmanın detaylarını MBY Temmuz sayısında okuyabilirsiniz.