Bize bir Neo gerek
Gümüşlük-Türkbükü benzetmesi epeydir yapılıyordu. Ayşe Arman’ın yaptığı röportajdan sonra iyice söz edilir oldu. Gümüşlük severler bu gidişattan hiç memnun değil. Gümüşlük’ü Ajan Smith’lerden korumak için bize bir Neo gerek...
İnsanoğlu onu ölçmeden önce de zaman akıyordu. Şimdi hesabını biliyoruz diye böyle zaman ölçüleriyle konuşuyoruz. Yaşlı dünyamızın milyonlarca yıllık ömrüne bakınca binlerle ifade edilen süreçler bile kısa. 40, 50, 100 yıl öncesi daha dün gibi. Son 25 yılın teknolojik gelişmelerine bakınca başımız dönüyor. Kıyı şeridimizde bu sürede yaşanan değişim ise korkutucu. Bodrum’un 40 yıl önceki fotoğrafı ile şimdi arasında onbinlerce konut, milyonlarca metrekare beton var. Sadece 40 yılda bu hale gelmesi geleceğiyle ilgili endişe yaratıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın son zamanlarında bir mayınla yaralanıp, Tavşan Adası’nın hemen içinde, Gümüşlük’te karaya oturan İngiliz gemisinin yöre halkını bisküvi ve çikolatayla tanıştırmasının üzerinden 65 yıl geçti. Mübadele zamanı -pek çok sahil kasabasında olduğu gibi- buralı Rumlar gideli 80, büyükşehir daralanları huzur, zihin açıklığı ve aşkın burada olduğunu keşfedeli ise 30 yıl oluyor. Myndos Kenti kurulalı 4500, cin fikirli işadamları Gümüşlük’ün farkına varalı üç-beş, Gümüşlük Akademisi Vakfı kurulalı 14 yıl oldu.
Ayşe Arman’ın, Ali Pamir, Bahadır Baruter ve Latife Tekin’le konuştuğu ‘Yeni Türkbükü Gümüşlük’ başlıklı röportajı yayınlanalı ise sadece iki ay oldu. Bu Gümüşlük-Türkbükü benzetmesi epeydir yapılıyordu bu röportajdan sonra iyice söz edilir oldu. Türkbükü’nün eski zamanlarını bilen Gümüşlük severler bu gidişattan hiç memnun değil. Bodrum’un merkezi ve diğer popüler beldeleriyle kıyaslayınca Gümüşlük sahici bir cennet çünkü. Diğer yerlerde günün her saatinde pespaye poptan kulak kulağı görmezken Gümüşlük’te tabiat ana fm en şahane müzikleri çalıyor.
Ali Pamir sıkılmış Türkbükü’nden, “İyi, hoş da nereye baksan Prada gözlüklü kadınlar, birbiri ardına sponsor partiler...” diyor. Gümüşlük’te 34 adet ev yapmış, 64 tane daha bitmek üzereymiş. Buraları satın alanlar o sıkıldığı yer haline getirmez umalım Gümüşlük’ü. Gerçi benim Prada gözlüklü kadınlara hiç itirazım yok. Latife Tekin de benzer biçimde “Gümüşlük sosyetiklerin de sosyetik olmayanların da uğrak yeri olsun” diyor. Asıl önemli olanın Myndos’u korumak olduğunu söylüyor, antik kentin beldeyi kurtaracağını düşünüyor. Tabii ki en şahane markaları büyük bir zarafetle taşıyan kadınlar, erkekler, gayler de gelsinler, denizden balık, bostandan domates, asmadan üzüm yesinler. Denize girsinler günbatımında içkilerini yudumlayıp “Oh, iyi ki buradayım” desinler. Ama bu işler böyle olmuyor işte. Çakma insanlar dolduruyor kısa zamanda ortalığı, Prada gözlüklü kadın işaret parmağıyla azı dişinden akşam yemeğinden kalma orfozu çıkarmaya çalışırken hiç de latif görünmüyor gözümüze. İ-Podunun playlistindeki parçalar düşman kulağına olan ahali mekanlardaki müziği belirlemeye başlayınca işin tadı iyice kaçıyor.
Ayşe Arman’ın konuştuğu üç kişi de Gümüşlük’ün geleceğinden ümitsiz. “Gümüşlük’ü korumamıza imkan yok. Ümidim estetik olarak iyi büyümesi.” demiş Ali Pamir. Latife Tekin “İsterim ki Gümüşlük, açık hava müzesi olsun ama arsa ve tarla sahipleri Gümüşlük’ü yüksek paralara inşaat şirketlerine satmak istiyor.” derken, Bahadır Baruter, “Sonunda kurtun öldüğü masallara inanmayacak kadar büyüdüm her an Gümüşlük’ü çatır çatır yiyebilirler.” diyerek endişesini dile getiriyor.
Ben de İstanbul’dan firar edebildiğimde Gümüşlük’e de gidiyorum. İki ay önce, 30 yıldır Bodrum’da yaşayan tekneci bir dostumuz epeydir ihmal ettiği beldeye sayemizde konuk oldu. Deniz kenarına kurulan soframızda güneşi batırdıktan hemen sonraki sükunette “Vay be Gümüşlük hala eski Gümüşlük, şimdi eski Bodrum’u hatırladım ne kadar da güzeldi.” dedi. Üzüldük hep birlikte, neyse ki rakı boldu.
“Buralar hep dutluktu” hikayesine çevirmek istemem ama dünyanın yaşıyla kıyaslayınca kıyılarımızdaki doğadan betona geçiş hızı baş döndürücü. Bu hız beraberinde yerel lezzetlerin kaybolmasına da yol açıyor. Üç bin metre ağ atan balıkçı 10 kilo balık alıyor. Restoranların vitrininde çiftlik balıklarının yeri her geçen gün biraz daha genişliyor. Kaldığınız pansiyonun sahibi bostanında ancak kendine yetecek kadar ürün yetiştiriyor.
Gümüşlük’te bir de aylık gazete çıkıyor; Gümüşlük Postası. İlk sayısı temmuzda çıkan gazeteden öğreniyoruz ki yakında sodamıza, cin-toniğimize hatta mojitomuza funda ettiğimiz Bodrum mandalinası da kalmayacak. Bodrum mandalinası parfümlü gazoza talim edeceğiz. Kokusu tadı gayet yerinde, aslını aratmaz. Size de bir “Matrix” esintisi geldi mi? Adeta değil mi? O halde bize bir Neo gerek. “Pek de sahipsiz bir yer değil burası. Öyle birdenbire burayı Türkbükü yapmaya kalkarsan çok bağırır, çok çıngar koparır.” diyen Bahadır Baruter’den şahane Morpheus, Latife Tekin’den de on numara Trinity olur ama ya Neo? Gümüşlük’ü Ajan Smith’lerden korumak, dünyada sahici hayatı yeniden canlandırmak için acele Neo aranıyor.
|