Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Kasım 2009  
 
 
 

  Haluk Babacan  
   

YAMAN ÇELİŞKİ

OCS’yi yarışçılara “dışarıdan yardım ” diye telsizle bildirmemek, bunun yanında tekne takip sistemiyle dışardan coaching’i serbest bırakmak ne yaman bir çelişki. İstanbul’da yaşanan sel felaketi, yelkenlerimizin ve malzemelerimizin durduğu Tursan fabrikasını vurunca, aralarında Gölcük Donanma Kupası’nın da yer aldığı bir kaç yarışa Proveza ekibi olarak katılamadık. Şimdi tüm temizlik işleri bitti ve yarışlara tekrar döndük. Proveza ekibi Gölcük yarışına katılamayınca gelen daveti değerlendirip UNO teknesiyle yarışa girdim. 80’li yıllarda dragonla ilk kez katılıp kazandığımız yarışı bir kez daha kazanabilmeyi UNO’da başarabilecek miydik? Startta, hava klasik Gölcük körfez rüzgarıyla kendini hatırlattı. Hava Eskihisar önlerindeki poyrazı alana kadar bizi hiç bırakmadı. Tuzla önlerinde ise bizim kadar iyi giden bir tekne daha olduğunu fark ettik: “Golden Toy”. Arif Gürdenli ve ekibi çok iyi bir performans gösterip, handikapımızı kurtaracak kadar arayı açmamıza izin vermediler ve birinci oldular.

***

Bu ayın benim için yelken dışındaki en önemli spor aktivitesi Avrasya Koşusu’nun 15 km’lik yarışı oldu. Geçen yıl halk koşusu bölümüne katılmıştım. Bu yıl da 15km yarış kategorisine katılmak için kendime göre hazırlıklar yaptım. Evdeki koşu bandı yerine açık havada antrenmanlar yaptım. Öncelikli hedefim yarışı bitirmekti, bunu başarıp arkamda da birkaç kişi görünce yarış benim için çok keyifli oldu. Koşarken aklıma bir fikir geldi. Biz yelkencileri hâlâ, “yelin üfürüp suyun götürdüğü bir spor” yapıyoruz sanıyorlar. En yakınımdakilere bile olimpik ya da milli düzeydeki sporcuların fizik kondisyon olarak diğer spor dallarındaki sporculardan farklı olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Böyle bir maratonda, değişik yelken klüpleri sporcuları grup halinde koşsa, tüm katılanlara yelkencilerin fizik kondisyon açısından da ne kadar iyi olduklarını gösterseler, sporumuzun reklamı açısından iyi olmaz mı?

***

Yarış takviminin en keyifli yarışlarından biri hiç de reklamı olmayan TYV kupası oldu. Yıllardır savunduğumuz formatta yapılan üç sosis yarış, kazanan kaybeden herkesi mutlu etti. IRC 1’de UNO birinci olurken, finiş zamanlarını incelediğimizde Kahve Dünyası ekibinin IRC2 olmalarına rağmen genel sıralamada herkesi geçebildiklerini gördük. Kendilerini bu performanslarından dolayı yürekten kutluyorum.

***

2009 yılının yelken dünyamızda yeni yarattığımız krizi ise OCS’lerin telsizden bildirilmemesi. Krizin bence ilk meyvesi de Galatasaray Kupası’nda, neredeyse herkesin OCS olup diskalifiye olmasıydı. İnternet sitelerinde konuyla ilgili oylamalar yapılırken insanın kahkahalarla gülesi geliyor yaşadığımız çelişkilere... Bu güne kadar hiç bir sıkıntı yaşanmayan, ISAF kurallarıyla ya da ulusal düzenlemelerle çelişmeyen, hatta dünyada da birçok yarışta uygulanan OCS’nin telsizden bildirilmesi “dışarıdan yardım” gerekçesine sığınılarak kaldırıldı. Bayrakların görünememesi, uyarının yarışçılar tarafından anlaşılamaması gibi konulara hiç girmek istemiyorum, 4-5m’lik centerboard’lardaki uygulamalara da girmeyeceğim. Benim takıldığım “dışardan yardım”. Biliyorsunuz bu yıl tüm yarışlarda tekne takip sistemi kullanılıyor, anında tüm yarışçıların pozisyonlarını, hızlarını görebiliyorsunuz. Bugünkü teknolojiyle, yarışırken de bu bilgilere sahip olmanız imkan dahilinde, hatta dışardan birinin tüm tekneleri izleyip size taktik vermesi de çok kolay. Yarış sırasında “coach boatlar”ın parkura 100 metreden fazla yaklaştırılmadığı, dışardan yardımın aynı tenis maçlarında olduğu gibi engellendiği yelken sporunda, bizde bu tip bir uygulama felsefi ve pratik olarak serbest. Bunun yanında yarışta, şamandıraya çarpmak ya da sancak iskele gibi, telafisi mümkün hatalardan olan OCS’nin hatası diskalifikasyon. İyi start etmek tüm ekibin yeteneklerinin sonucudur. Planlar yapılır, gerekirse riskler alınır, tekneyi start işaretinde en iyi yerde ve en hızlı şekilde götürmeye çalışılır. Bu kadar karışık ve yoğun bir anda hatalar doğaldır, dünyadaki en iyi ekipler bile bu hataları yaparlar. OCS’yi yarışçılara “dışarıdan yardım ” diye telsizle bildirmemek, bunun yanında tekne takip sistemiyle dışardan coaching’i serbest bırakmak ne yaman bir çelişki. Start kurulu, OCS durumlarında tekne adı söylenmese de, telsizden bayrağın toka edildiğini duyurabilir. OCS olan teknelere diskalifikasyon yerine puan cezası verilebilir. Eğer amaç OCS’yi engellemekse, OCS olan tekneler geri dönüp tekrar start etseler bile ek bir puan cezası alabilirler. Düşünülürse birçok çıkar yol bulunabilir. Tekne takip sistemiyle coaching ise her ne pahasına olursa olsun engellenmeli. Tekne sahiplerinden ve sorumlu kişilerden bu sistemi yarış sırasında kullanmayacakları yönünde bir deklarasyon bile bu işi çözer gibi geliyor...

 
     
 




         
 
 
  Kapak Konusu
Gündem: Genç Yelkenciler
Gezi: Karayipler
Tall Ship
Boat Test
Dünyanın Ucuna Yolculuk
Tersane
Yeni Tekneler
Akıl Hocası
 
Editörden

Selcen Tanınmış


 


Bodrum, Saint Tropez olur mu?


Ekim ayının ilk günlerinde, Shop & Miles Sailing Cup'ın galibi olarak Fransa'da yarışmaya hak kazanan Komet ekibini izlemek üzere Saint Tropez Yelken Haftası'ndaydık.

 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim