ROMA TATİLİ
Roma kıyılarından güneye inerken inanılmaz koylar ve sakin, kucaklayıcı limanlar keşfettik. Gidilecek mekanlar, ziyaret edilmesi gereken alanlar, teknenizi rahatça bağlayabileceğiniz limanlar...
Tanımadığınız bir limanda, güneş henüz doğarken demir atmak -hele de yumuşak bir Akdeniz gecesi boyunca sakince yol aldıktan sonra- her zaman romantiktir. Bu yılın başlarında biz de bunu yaptık, İtalya'nın batı kıyısında bir kasaba olan Civitavecchia'nın güney ucundaki kumsalda, küçük limanda demir attık. Deniz cam gibiydi ve makine durduğunda, mükemmel bir yaz gününde demirlemiş bir tekne resminden fırlamış kadar hareketsizdik.
Jane'le beraber, iki Fransız arkadaşımızın Guy Couach 1280 tipi, hepimizin tercih ettiği mütevazı seyirlere uygun, konforlu ama oldukça kullanılmış teknesindeydik. Planımız İtalya'nın, Lazio (Latince adıyla Latium) bölgesini takip eden kıyıları görmekti. Apenin dağlarından 250 mil kadar yol katedip Roma'nın merkezinden geçerek Ostia yakınlarından Tiren Denizi'ne ulaşan Tiber nehrine (Fiume Tevere) girme fikri ve Lazio'nun tarihi ilgimizi çekmişti.
Hava o kadar sakin, ay o kadar parlak ve davetkardı ki Elba'nın güney ucundaki Marina di Campo'dan Civitavecchia'ya akşam seyriyle geçtik. 80 millik ayak bizi Giglio'nun içi ve Giannutri adalarına, Argentario'nun gösterişli dağlık burnunun üç mil açığına ulaştırdı. Artık, ikibin yıl önce Roma İmparatorluğu'nun merkezine ev sahipliği yapan, İtalya'nın en kalabalık limanlarından birindeydik. Gün ağarırken ticari limanın ilerisindeki devasa kırmızı-beyaz baca kocaman gözüküyordu. Ziyaretçi tekneler için Civitavecchia'nın koca limanının güney ucunda bağlama yerleri ayrılmışsa da, İtalyan haritası bizi limanın kapalı, havasız ve sıkışık atmosferinden daha çekici olan, şehir limanının açığındaki sakin demirleme yerine çekti.
Yazın İtalyan kasabalarında gün erken başlıyor, çünkü güneş iyice yükselmeden işler daha kolay hallediliyor. Kısa süre sonra İtalya'nın en alışıldık sesi olan yoldaki motorsikletlerin seslerini duymaya başladık. Alçak dalgakırana birkaç balıkçı sandalı demirliydi, az sonra köşeden bir pat pat tekne içeri girdi. Kumsal denizin keyfini çıkaran ailelerle doldu. Güneş yükselmeye başlayınca Jane’le beraber bota binerek karaya çıktık, Guillaume ve Adrienne’i tentenin altında keyif yaparken bırakıp, uzun bir öğlen yemeği yiyebileceğimiz gölgeli bir teras aramaya koyulduk.
Devamını Motor Boat & Yachting Aralık sayısında okuyabilirsiniz.