Tuhaf Bir Teklif
Denizdeyken tabiat ana ve onun çocuklarıyla; kuşlarla, balıklarla biraradayız. Birbirimizin dilini anlamasak da anlaşıp gidiyoruz. Karaya çıkınca çevremiz değişiyor. Aynı soydan geldiğimiz insan kardeşlerimizin arasına giriyoruz. Konuşuyoruz, gülüyoruz, bazen de garip teklifler alıyoruz.
Atlantik Okyanusu’nu geçen tekneler birkaç yıl öncesine kadar Cabo Verde Adaları’na pek uğramazdı. Kurak bir iklime sahip adalarda suyun, taze sebze ve meyvenin kıt oluşu, kumanya ikmali yapacak yerlerin azlığı gibi sebepler tekneleri buradan uzak tutardı. Hele kulakları demir yerlerindeki hırsızlık olaylarına dair, çoğu uydurulmuş hikâyelerle dolu olan yatçıların çoğu adaların birkaç yüz mil kuzeyinde rotalarını batıya, Karayipler’e doğru çevirirlerdi. Son yıllarda bu durum biraz değişmişe benziyor. Adalara gelen tekne sayısı artıyor. Bu artıştaki en önemli etken, Batı Afrika’daki eski sömürgelerine giderken buralara uğrayan gözü pek Fransız denizciler. Bu denizcilerin adaların bakir doğasına ve misafirperver halkına dair anlattıkları sayesinde Cabo Verde Adaları’na daha çok tekne uğrar olmuş. Ancak yılın sadece belli aylarında uğrayan teknelerin çoğunluğunu hâlâ Fransız denizciler oluşturuyor.
Sal Adası’nda boşalan gaz tüpümüzü doldurabilmek için uygun aparat ararken, 40 yaşlarında görünen siyahi bir adam yanımıza yanaştı. Kılık kıyafeti ve davranışlarıyla adalı yerlilerden çok farklı bir hali vardı. Üzerine ütülü bir gömlek, siyah pantolon giymişti. Akıcı İngilizcesi ve hitap tarzından eğitimli biri olduğu anlaşılıyordu. Adı Philip’miş. Bizimle konuşmak istediği özel bir konu varmış. Şaşırdık. Okyanusun ortasındaki bu her yere uzak adada bir yabancının bizimle ne işi olabilirdi?
Devamını Motor Boat&Yachting Şubat sayısında okuyabilirsiniz.