Demokrasi mi, Otokrasi mi?
Yelken takımlarında ekip içi hiyerarşi, teknoloji kadar net ölçülebilen bir şey değil ama başarıda en az onun kadar önemli bir paya sahip.
Günümüzde profesyonel yelken ekipleri her şeyi ölçmeye bayılırlar. “Eğer bir şey ölçülebiliyorsa ölçülecektir” sloganını benimseyen profesyoneller için gelişimin sonu gelmiyor. Örnek vermek gerekirse ekipler Amerika’s Cup yarışlarına hazırlanırken ortalama 200’den fazla torpil tasarımı, birbirinden farklı yüzlerce (bazıları binlerce) güverte planı ve performansı yükseltecek daha birçok faktörü deniyorlar.
Ekip içi hiyerarşi ise diğer faktörler kadar net bir şekilde ölçülemese de başarı ya da başarısızlıkta en az diğerleri kadar önemli bir paya sahip. Bu durum için en iyi örnek 2007 Amerika’s Cup kampanyası için 200 milyon doların üstünde bir para harcayan BMW-Oracle. Fakat ekip ile kaptan Chris Dickson arasındaki çözülemeyen güven problemi, sonunda takımın kaybetmesine ve Dickson’ın ekipten ayrılmasına sebep oldu.
Büyük ve önemli yarışlarda da aynı şekilde teknoloji ve takım çalışmasının karışımı, başarı ya da başarısızlığı getiren faktör olarak karşımıza çıkıyor. Amerika’s Cup yokluğunda en üst seviye rekabetin yaşandığı TP52 MedCup şu sıralar buna en iyi örnek. TP52 MedCup’da her sene teknelerin süratleri birbirlerine daha da yaklaşıyor, bu durum da ekip üzerinde diğer alanların geliştirilmesi için büyük bir baskı yaratıyor.
TP52 sınıfının güçlü ekiplerinden ve 2008 MedCup’ın galibi Quantum Racing’in kaptanı Terry Hutchinson kendisiyle yapılan bir röportajda takım içi iletişimin doğru şekilde yapılması için çok çalıştığını belirtiyor. Aynı şekilde ekibe sezonun sonunda katılan Robert Hopkins de teknede herkesin yarış esnasında kullandığı kelimeleri, yanlış anlaşılmalar olmaması ve doğru iletişim kurulması için büyük bir titizlikle seçtiğini söylüyor.
Devamını Motor Boat&Yachting Şubat sayısında okuyabilirsiniz. |