Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Mart 2010  
 
 
 

  Barış Demir  
   

 

RUSLAR

Rusya’daki mevcut filo ve tekne alıcısı potansiyeli, yat turizmimizi, marinacılık sektörünü ve hatta yelken yarışçılığımızı daha da kalkındıracak büyüklükte.

Churchill, dönemin Sovyetler Birliği için “Burnu tıkalı dev” benzetmesi yapmıştı. Boğazların kontrolünün Montrö ile Türkiye’ye geçme sürecine de en çok İngilizler direnmişti. SSCB artık yok ama Rusya’nın burnu açık. Bu sayede eskinin efsane eylemini yani sıcak sulara inme fikrini gerçekleştirebilirler. Askeri ve ticari olarak bunu nasıl yapacakları Montrö’de yazıyor. Onlar da yılda 55 bin geminin geçtiği, dünyanın en tehlikeli beş su yolundan biri kabul edilen İstanbul Boğazı’nı kullanarak dünyaya açılıyor. Bizim konumuz olan teknecilik ve deniz turizminde de azımsanmayacak bir potansiyele sahipler. Tekne sahipleri kadar potansiyelleri de var. Marinalar inşa ediyor, tekneler alıyorlar. Ama bizim suların tadı yok ki oralarda. İlk Rusya ziyaretimden önce Türkiye’yi de iyi tanıyan bir Rus arkadaşım beni uyarmıştı: “Dikkat et! Rusya sekiz ay soğuktur, kalan dört ay çok soğuktur.” Hal böyle olunca haritaya bakan herkes görür ki Rusya’da bir teknecilik potansiyeli varsa bundan en büyük faydayı üç tarafı denizlerle çevrili, onlara yakın mesafede olan güzel iklimli ülke sağlayacaktır. Tekne inşa ve marina başta olmak üzere turizm, hizmet sektörleri ve yelken yarışçılığı etkinlikleri bu potansiyelden ciddi yarar sağlayabilir.

Ancak bir sorun var. Acaba biz, Ruslar gelsin istiyor muyuz? Burada işler karışıyor çünkü türlü gerekçelerle Ruslara mesafeli duranlar az değil. Örneğin bir otel sahibi “Avrupalı turistler Ruslarla aynı otelde konaklamak istemiyor” diyor. Ya da bir yelkenci Ruslarla yarışmayı sevmiyor. Kimi kaba buluyor, kimi görgüsüz, kimi de itici. Gürültücü, sarhoş ya da zevksiz bulanlar da var. Oysa sadece başkalar.

 
Başkalık yeme-içme ve eğlence alışkanlıklarında belirginleşiyor. Karada giyim kuşam farkı da var ama denizde bu fazla belli olmuyor. Marmaris Yarış Haftası’nda Rus katılımcılar yine rekor seviyedeydi. Hafta da gayet neşeli geçti. Kalabalık şahaneydi ama başkalıklar da vardı. Marmaris’in hemen tüm marina ahalisinin yakından tanıdığı mekanlarından Neighbours’da (Orijinal adı daha güzeldir: Komşu Kapısı) lezzetli deniz ürünlerine eşlik eden bir şişe La Gavulin görmek şaşırtıcı elbette ama kabul edilemez mi? Izgara ahtapot, karides, yerli kalamar, turp otu ve en güzelinden malt viski!  İçkiyi bize göre yersiz bir anda, olmayacak eşlikçilerle tüketmeleri bir yana tüketim miktarları da başka.

Bir Fransız ve bir Rus, uzun tren yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşır. Fransız tren hareket ettikten kısa bir süre sonra konyağını ve kavrulmuş kahve çekirdeklerinden oluşan mezesini çıkarır içmeye başlar. Hemen ardından Rus, vodka ve salamla işe koyulur. Birkaç kadehten sonra Fransız kalkar ve aynanın karşısına geçip ağzını açarak içeri bakar. Birazdan Rus da aynı şeyi yapar. Kadehler kadehleri kovalar aynaya bakma eylemi de sürer. Neden sonra Fransız bir ayna dönüşü şişeyi kaldırır. Rus bir iki ayna süresi daha içer ve o da yine bir ayna dönüşü tezgahı toplar ve Fransız’a aynada neye baktığını sorar. “Boğazımın rengine bakıyorum” der Fransız, “Kızarmaya başlayınca içmeyi kesiyorum. Sen neden bakıyorsun?”  “İçki boğazıma kadar geldi mi diye bakıyorum. Salamların yüzdüğünü görebiliyorsam durma zamanı gelmiştir.” Böyle içilince sonuçları da buna göre oluyor. Eğlencenin dozu yükseliyor, zaman zaman suyu çıkıyor. Dayanılmaz bir durum mu tartışılır.

Seksle ilgili başkalıklara girmeyelim şimdi ama çok da başka sayılmazlar herhalde. Slav ırkının kadınlarında fiziksel bir çekicilik bulanların sayısı az değil. Seksi olmak onlar için son derece doğal. Hatta olmayanları anlamakta güçlük çekiyorlar. Sadakat konusunda seksi olmayan hemcinslerinden daha başarısız değiller. Hatta daha başarılı oldukları iddia ediliyor. Tabii onların da kusurları var. Limanda kafelerden birinde otururken önümüzden çoğunluğu kadınlardan oluşan bir Rus turist grubu geçti. Bizim masadaki kızlardan biri “40 yaşlarından sonra çok bozuluyorlarmış” diyerek en büyük kusurlarını faş etti ama 20 yıl sonrayı gözümüzde canlandırmak kolay değildi.

Evet, Ruslar başka ve bu başkalıkları yüzünden Avrupalı turistler onlarla aynı mekanları paylaşmak istemiyormuş. Yarın marinalarımızda Ruslar fazlalaşırsa Avrupalı misafirlerin itirazı olur mu acaba kaba, gürültücü ve görgüsüzler diye? Yoksa Rus kadınların güzelliği morallerini bozuyor diye Avrupalı kadınların bunu böyle dayattığı görüşü var ki… büyük yalan!

Ruslarla sularımızı paylaşacaksak başkalıklarını bilip kabullenmek, bizim de başkalıklarımız olduğunu fark etmek ve denizin bütün bunları birarada tutabilmek gibi bir güzelliği olduğunu unutmamak gerekiyor. Na zdarovye.


 
         
     




         
 
 
  Tekne Sohbeti
Azimut 40S'le Çılgın Seyir
Lüks Charter Lady Joy
Arşipelde Son Yolculuk
Küçük Yaramaz Elan 310
Fuar Dedikoduları
Bougainville’den Kalanlar
Şimdi Ne Olacak Kaptan?
Mavi Kart Var, Cezası Yok
 

Editörden

Selcen Tanınmış


 



Biz dergicileri, artan okur sayısından başka bir de gelen mailler ve telefonlar mutlu eder. Bizim ekibi mutlu eden başka bir şey daha var. Her gün bir kişiyi daha denize yakınlaştırmak...

 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim