Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Nisan 2010  
 

Dünyanın Ucuna Yolculuk

GÜNEY AMERİKA’YA   DOĞRU

Cabo Verde Adaları’ndaki son demir yerimizden ayrılmaya hazırız. Önümüzde Brava adasından Brezilya sahillerine kadar 2 bin millik bir okyanus seyri uzanıyor. Teknedeki son hazırlıkları yaparken hiçbir şeyi gözden kaçırmamaya çalışıyoruz.
Yazı: Osman ATASOY

Arma, yelkenler, sabit ve hareketli tüm donanım gözden geçirildi. Pupa seyrinde kullanacağımız ikiz yelkenlerin bumbaları tamir edildi. Rüzgâr dümenimiz Sinbad’a bu yolda çok iş düşecek. Bizim yerimize o dümen tutacak. Uzun seyirlerde teknenin en kıymetli donanımı… Ona bir şey olacak diye ödümüz kopuyor. Baştan aşağı elden geçiriyoruz. Hareketli kısımları yağlanıyor. Arkasından motorun bakımı yapılıyor. Eksilen kumanyamız tamamlanıyor. Elimizdeki son Escudoları muz, papaya, mango ve ekmek meyvesiyle değiştiriyoruz.  Yol hazırlığının en zor kısmı eksilen suyumuzu tamamlamak oluyor. Suyu botla karadan bidonlarla taşıyoruz. Okyanusun ölü dalgaları sahilde kırıldığı için botu karaya çekmek mümkün değil. Sibel kıyıdan biraz açıkta, yarı beline kadar suyun içinde durarak botu tutuyor. Ben elimdeki bidonlarla yürüyerek bota çıkmaya çalışıyorum. Bazen diğerlerinden büyük bir dalga gelip üzerimde kırılıyor. Suya düşüyorum. Bazen de dalga botun üzerinde kırılıyor. Botun içini suyla dolduruyor.

SU ÇOK KIYMETLİ
Tanklarımızın kapasitesi 500 litre. Hepsini doldurmak neredeyse bir günümüzü alıyor. Kurak bir iklime sahip adalarda su çok kıymetli... Damlasını ziyan etmemeye çalışıyoruz. Bulaşıkta zaten deniz suyu kullanılıyor. Ancak tuzlu su yüzünden metal çatallar, kaşıklar paslanmaya başladı. Bazen tatlı suyla durulamak gerekiyor. Sibel bir kabın içine bir bardak tatlı su koyup çatalları, bıçakları içine daldırıp çıkarıyor. Bu durulama suyunu da atmıyor, biriktiriyor. Daha sonra plastik bir kapta yetiştirdiğimiz maydanoz ve dereotlarını sulamak için kullanıyoruz.

Motorun bakımı bittikten sonra jeneratörü çalıştırmak istedim. 3.5 kilowat gücünde, Ficher Panda marka bir jeneratörümüz var. Bugüne kadar çok az kullandık. Sekiz senede sadece 400 saat… Kaba bir hesapla, demek ki ayda dört f jeneratör çalıştırmışız. Bunun çoğu da eski tip ‘anneanne ızgarası’nda et, balık pişirmek için… 50 Watt gücündeki küçük bir güneş paneli ve rüzgârlı havada 5 amper akım veren rüzgâr jeneratörümüz aküleri diri tutmaya bugüne kadar yeterli oluyordu. Ancak Türkiye’den ayrılmadan önce eski akülerimizi elden çıkarmış, yerine yenilerini almıştık. Yeni akülerimiz Türkiye’de yapılan ilk jel akülerdi. Buraya kadar bir sorun çıkarmadan çalıştılar. Ancak son günlerde çok çabuk boşalmaya başladıklarını fark ettik. Güneş paneli ve rüzgâr jeneratörü artık yeterli olmuyor, sık sık dizel jeneratörü de çalıştırmamız gerekiyor.

Devamını Motor Boat & Yachting Nisan sayısında okuyabilirsiniz.

 



 
 
 
  Tekne Sohbeti
Oceanic 37: Hızlı ve Havalı
Moonen'den Modern Klasik
Gözde Destinasyon Malta
TAYK-İYK Filo Yarışları
Güçlü Bağlar
Denizci ve Usta Yazar Joseph Conrad
Charter Rehberi
Güney Amerika’ya Doğru
 

Editörden

Selcen Tanınmış


 



Yüzünü denize dönen bir halk olmadığımızdan sıkça dem vurulur. Yalan da değildir. Denize nazır bir restoranda, sahildeki çimenlerde sırtını denize verip karayı seyredenlerin sayısı küçümsenemeyecek kadar fazladır.
..

 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim