Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Nisan 2010  
 
 
 

  Haluk Babacan  
   

 

Yardım için yarışmak

Benim için mart ayındaki en önemli yarış bir yelken yarışı değil, Runtalya Maratonu oldu. Yarışı bitirme hedefime ulaştım, yarı maratonu kendimi hiç zorlamadan 2 saat 18 dakika tamamladım. Bu koşu sırasında “Adım Adım” diye bir organizasyonla tanıştım. Bu grubun üyeleri yardım için koşuyorlar. Örneğin bu yarışta belirledikleri sivil toplum örgütleri için para topladılar. Sistemlerini ise, üyelerin kendi çevrelerine internet üzerinden ulaşıp hem katıldıkları koşunun haberini vermeleri hem de bu sivil toplum örgütlerine bağış yapmalarını rica etmeleri üzerine kurulmuş. Bağışlar direkt olarak bu sivil toplum örgütlerinin hesabına yatıyor. Üyeler birçok koşuya topluca katılıp büyük bir yardım organizasyonun parçası olurken, beraberce antrenman yapma ve bilgi paylaşma imkanından yararlanıyorlar.
İnsanın aklına hemen ‘bunu yelken yarışlarına nasıl uygulayabiliriz’ sorusu takılıyor. Tüm yıl boyunca birçok yarış yapıyoruz, bunlardan birini böyle bir organizasyon için kullanabiliriz. Bu yarış için toplanacak kayıt paralarını biraz yüksek tutup, belki gönüllü bağışların da yolunu açıp, sponsor gelirlerini de üzerine koyarak yardım organizasyonuna yönlendirebiliriz. Eminim bu tarz bir yarış diğer tüm yarışlardan daha fazla ilgi görecek, ayrıca medyada ciddi yer bulacaktır. Hayal edelim: “Yelkenciler eğitime katkı için Boğaz’da yarışıyorlar.” Bakalım bu düşünceye yelken camiasından destek çıkacak mı?
Olimpiyat oyunları için geri sayım başladı. Sporcularımız Atina’da yapılan Eurolymp Haftası’nda başarılı sonuçlar aldılar. Yunanlıların olimpiyatlara birçok sınıfta madalya hedefiyle hazırlandıklarını düşünürsek başarının boyutları daha da belirginleşiyor. Federasyonun haber bülteninden izleyebildiğim kadarıyla, Malte Philip milli takımımıza diğer Türk antrenörlerle beraber yardımcı olmuş. Diğer iyi bir haber ise uluslararası düzeyde Laser antrenörü olan Alp Alpagut’tan yararlanılmaya başlanmış. Tüm spor yaşamı boyunca hiç antrenörü olmamış olan bendeniz, iyi yetişmiş deneyimli antrenörlerin yelkenciliğimize yüksek bir ivme kazandıracağından eminim.
Malte Philip Türk yelkenciliğine hizmet verdiği periotta, çok akıllıca bir düzenlemeyle, Spor Akademisi mezunu başarılı yelkenciler Philip’in yanında çalışarak hem bilgi dağarcıklarını doldurup hem de ciddi deneyim kazanmışlardı. Günümüzde ise bu antrenörlerden Oğuz Fenerbahçe’de, Tolga İYK’da, Fatih ise TAYK kulüplerinde yelken dersleri veriyorlar. Tolga ile Fatih aynı zamanda kulüplerinin ortak organize ettiği Plato 25 yarışlarını da yürütüyor.
Benim hayalim ise bu genç antrenörlerin her birinin, birer sınıfın baş antrenörleri olmaları, enerjilerini ve birikimlerini genç sporcuları yetiştirmekte kullanmaları. Eğitimlerinin ve kalitelerinin çok altında çalıştırıldıklarını düşünüyorum. Tabii ki işin finansal kısmı çok ağır basmakta, bu gençler profesyonelce yaptıkları bu işten hayatlarını kazanmaktalar. Diğer bir açıdan baktığımızda ise zaten kısıtlı olan kendi deneyim ve bilgimizi kullanamadığımız zaman, bunu yurt dışından çok daha pahalıya ve kısa süreli olarak almak zorunda zorundayız.
Katılamayacağımı bildirmeme rağmen Fleet Race yarışlarına ekip arkadaşlarımın ısrarı üzerine katıldım. Çok hafif bir havada yapılan yarışları hem strateji hataları hem de sürat eksikliğimiz nedeniyle dördüncülükle tamamlayıp elendik. Bizim grupta tek yarış yapıldı ve bizim gibi elenenler yaşamlarının en pahalı yelken yarışını yapmış oldular. Finallerde rüzgar yarışçıları yalnız bırakmadı, yarışlar keyifliydi. Arda Baykal ve ekibi rakiplerini geride bırakarak favorisi oldukları seriyi kazandılar ve büyük bir alkışı hakettiler.
Bundan sonraki yarışlarda organizatörler yaşanan deneyimlerden ders alarak gerekli değişiklikleri yaparlar. Bana göre yarışçıları her zaman adil ve dürüst yarışlar mutlu eder. Kupa kazanmak tabii ki çok çekicidir ama yarışa katılanların adlarını incelediğinizde hepsinin evlerinin birer kupa müzesine döndüğünü görürsünüz. Adil ve dürüst yarışları ise koy içerisinde kısacık rotalarda yapamazsınız. Match race için çok ideal olan koy içi parkuru, kısacık rotaları, fırıl fırıl dönen rüzgarı ve yoğun trafiğiyle bu tip bir organizasyon için çok yetersiz kalmaktadır.
Provezza ekibine bu sezon Levent Peynirci ve Serdar Çalışkan katıldı. Her ikisi de daha ilk antrenmanlarda ne kadar uygun seçimler olduklarını kanıtladılar. Bu sezon işi baştan sıkı tutup ekibi yarışlara olabildiğince iyi hazırlamak, performansı ise tüm sezon boyunca sürdürmek istiyoruz. Bunun en iyi ve bilinen yöntemi ise denizde çok zaman geçirmek. Ekipte çok güzel bir hava var, umarım sonuna kadar devam eder.
Siz bu yazıyı okurken sezonun ilk yarışı yapılmış olacak, benim nisan ayı başında katılacağım bir diğer yarış ise X- Machine ekibi ile Bodrum Kış Kupası. Ardından İstanbul sezonunun yarışları ve antrenmanlar... Bodrum Match Race Cup’a ise, anlam veremediğim sabotaj kokan bir şekilde İstanbul yarışlarıyla çakıştığı için katılamıyorum.

Sezonun daha iyi planlandığı, elit yarışların çakıştırılmadığı yelken sezonları ve dürüst yarışlar diliyorum.
 
     
 




         
 
 
  Tekne Sohbeti
Tekne Sohbeti
Oceanic 37: Hızlı ve Havalı
Moonen'den Modern Klasik
Gözde Destinasyon Malta
TAYK-İYK Filo Yarışları
Güçlü Bağlar
Denizci ve Usta Yazar Joseph Conrad
Charter Rehberi
Güney Amerika’ya Doğru
 

Editörden

Selcen Tanınmış


 



Yüzünü denize dönen bir halk olmadığımızdan sıkça dem vurulur. Yalan da değildir. Denize nazır bir restoranda, sahildeki çimenlerde sırtını denize verip karayı seyredenlerin sayısı küçümsenemeyecek kadar fazladır...

 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim