| |
|
KURALLAR NİYE VAR?
Yıl 1988... Olimpiyat oyunları öncesi kamp ve yarış için gittiğimiz Miami’de, kaldığımız otelin odasında antrenörümüz Pat Healy, Arif Gürdenli ve ben toplantı yapıyorduk. Pat bize “Olimpiyatlarda hanginiz yarışacaksınız?” diye sordu, biz de hem alışkanlığımızdan hem de antrenöre olan saygımızdan “Siz karar vereceksiniz.” demiştik. O da bize gülerek “Antrenör sadece demir perde ülkelerinde sporcu seçer. Demokratik ülkelerde, her işte olduğu gibi bu seçme işlemi de kurallara bağlanmıştır. Siz de aranızda bir seçme yarışı sistemi belirleyin.” demişti. Bu sözleri hiç aklımdan çıkmıyor. Gencecik iki adama ciddi bir hayat dersi vermişti. Yıllardır Arif de ben de kuralların önemi konusunda biraz da yeldeğirmenlerine saldıran Don Kişot misali, düşüncelerimizi her ortamda belirtiyoruz.
Bu ay Bodrum’da yapılan kış yarışlarında çok ilginç bir uygulamayla karşı karşıya kaldık. Yarış öncesinde yapılan toplantıda yarış talimatında belirtilmese de off-shore yarışta start prosedürünün değiştirileceği açıklandı. Yeni start prosedürü anlatıldıktan sonra durumdaki değişikliklerin telsizden belirtileceği bildirildi. Sporculardan gelen “Yarış talimatında bu belirtilmemiş, yazılı olarak belirtmeniz gerekir” uyarıları ise dikkate alınmadı. Denize çıkıldığında bir saat boyunca start hattı kurulamadı. Kurulan parkur rüzgârın devamlı dönmesi sonucu start verilmesine olanak sağlamadı. Hakem komitesi, telsizden start prosedürünü tekrar değiştirdiklerini, talimatta belirtildiği üzere start işlemlerinin yapılacağını açıkladı. Şimdi soruyorum size: Yarışçılardan biri telsiz anonsunu duymayıp, sabah toplantıda açıklandığı üzere ters tarafa doğru start etse, sonra da bu işte bir anormallik olduğunu fark edip düzeltmek istese protesto komitesinin kararı ne olurdu? Ya da hakem kurulu protesto kurulu önünde, “Biz kural falan tanımayız. Telsizle istediğimiz gibi her kuralı değiştiririz, kimse de karışamaz.” diye mi ifade verecekti?
Bodrum’daki yarışlar bu ilginç kural tanımaz uygulamanın dışında çok güzel geçti. Hava koşulları ve rüzgâr çoğu zaman elverişliydi. Biz -X-Machine ekibi- Fat Lemon’la aynı puanda tamamladığımız seriyi son yarışı kazandığımız için birinci bitirdik. Bu yıl yapılan, iki gün iki yarış uygulamasını ise başarılı bulmuyorum. Inshore yarışın rotası kısaltılarak bir günde çok rahat iki yarış yapılabilir. Yarışın sıralaması yüzde 80 olarak ilk turdan sonra değişmiyor, geri kalan kısım sadece markaj oluyor. Bunun yerine 60 dakika civarında iki yarış yapılmasının daha keyifli olacağı düşüncesindeyim.
TAYK yarışları ise şimdilik geçen yıllardakilerden çok farklı değil. Fenerbahçe tarafında yapılan serinin ikinci yarışında start karadan verildi. Start hattında bir taraf 40 derece avantajlıydı. Böyle bir start hattında kaza olmamasını yarışçıların iyi niyetlerine ve ustalıklarına bağlıyorum. Digavsing dönüldükten sonra Caddebostan tarafında atılmış şamandıralar arasında git gel yapılıp Fenerbahçe’de finiş alındı. Nasıl bir rotaysa, yarışçılar arasında hep konuştuğumuz gibi neredeyse hiç orsa ve pupa gitmedik. Alışık olduğumuz tipten bir yarış daha böylelikle bitti. IRC 1’de Uno birinci oldu. Proveza 5’le biz ikinci olduk, Proveza 6 ise üçüncü... Biz Pro 6 ile geçenin devamlı değiştiği çok keyifli bir mücadele yaşadık. Diğer Farr 40’lar da aramıza katıldığında yarış kalitesinin daha da artacağından eminim.
Bu ayın yelken açısından benim için en heyecan veren olayı ise Farr 25 teknesini test etmemiz oldu. Şükrü’nün daveti üzerine Arif’le birlikte Eskihisar’a gittik. Tekne biz gittiğimizde karada duruyordu. Dışarıdan baktığınızda hatları Farr 40’ı andırsa da kıçı Farr 40’a oranla daha geniş duruyor. IRC tipi torpil salması ise 25 feetlik bir spor boat değil de VO 70’i andırıyor. Genel havası ise çok saldırgan. 15-20kt havada tekneyi hepimiz sırayla kullandık. Az sözle deneyimimi anlatmaya çalışacak olursam teknenin çok dengeli ve kontrollü olduğunu söyleyebilirim. Dümen her koşulda tekneye hakim. Yeke 90 derece çevrilebildiğinden manevra kapasitesi match race teknelerininkini aratmıyor. Asimetrik balonla rahatlıkla planing’e kalktık, sert sağanaklarda bile dümende kontrolü hissedebiliyorsunuz.
Farr 25’i genel olarak çok beğendim. Yekenin uzunluğu, kontrollerin çıktığı kutunun alçaklığı gibi detaylar da aklımda kalanlar. Diğer bir detay da açık deniz yarışlarına girecek kategoride de yarışabilsin diye konulmuş ekler. Kısacası, Farr 25 müthiş bir spor boat. Eşdeğeri gibi gözüken Melges 24 gibi tüm detaylarının ve donanımının sosis rota yarışlarına göre olması gerekir düşüncesindeyim. Bu projeye fikir ve emek veren herkesi candan kutluyorum.
Kuralların tartışılmadığı, keyifli ve adil yarışlar diliyorum. |
|