İLK MÜŞTERİM BABAM OLDU
Bu ay bir arkadaşıma ayrıcalık yaptım, çünkü muhteşem bir tekne inşa etti ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Aslında Serhad Çiftçi’yle konuşma fikri aklıma ilk geldiğinde çok bariz bir “arkadaş işi” olacağı yönünde bir endişem de yok değildi. Ancak hem yaptığımız sohbetin öğreticiliği, hem de teknesinin güzelliği bu sohbeti “arkadaş işi”nden çok uzaklara taşıdı. O, uzun yıllar finans sektöründe üst düzey görevlerde bulunduktan sonra 2008’de ani bir kararla tekne imalatı işine geçmiş başarılı bir iş adamı. Üstelik bu geçişi sağlayan hayatının teklifi çok uzaklardan değil, babasından gelmiş. İlk müşterisi de babası olmuş. İki yıllık yoğun bir çalışmanın ardından ortaya şu sıralar tasarımıyla deniz dünyası sakinlerinin dikkatini çeken Windseeker 66 Touche çıkmış. İşte eski finans uzmanı, yeni tekne üreticisi Serhad Çiftçi...
Fotoğraflar: Dinçer DİNÇ
Bildiğim kadarıyla bir süre önce finans sektöründen denizcilik sektörüne geçtin. İstersen buradan başlayalım... Neden ve nasıl diye sorsam?
Evet Amerika’da Boston Üniversitesi’nde işletme okudum, ardından Boston College’ta finans master’ı yaptım. Sonra Türkiye’ye geldim ve 14 yıl boyunca profesyonel olarak finans sektöründe çalıştım. 2008 yılı sonbaharında finans sektöründen ayrıldım ve halen proje aşamasında olan babamın teknesini yapan şirkete ortak oldum. Ardından da şirketin tamamını satın aldım ve böylece tekne yapım işinin bir parçası haline geldim.
Peki 2008’de sizi finans sektöründen koparan neydi?
Aslında tahmin etmek de zor değil ama...
Aynen düşündüğün gibi tam kriz dönemine denk geldi ayrılışım. Para ve sermaye piyasalarında çok büyük oynamalar ve büyük bir çalkantı vardı. Ben Akbank’ta portföy yönetimindeydim. Fon yönetiminden sorumlu genel müdür yardımcısıydım ve her gün acaba yarın piyasada ne olacak endişesiyle yaşamak beni çok yordu. Sonunda daha fazla devam edemeyeceğimi anladım. Sağolsun babam da böyle bir teklifle bana geldi ve ben de seve seve bu teklifi kabul ettim. Türkiye’de yatçılık sektörü daha yeni yeni gelişiyor ve çok büyük bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Çok güzel projeler üretiliyor ve burada yapılan işler dünyada çok beğeniliyor artık. Mesela bizim üretim grubumuz performans cruiser, yani performaslı gezi teknesi diyebiliriz. Yurt dışında bu tip tekneleri yapanlar zaten sayılı. Beneteau var örneğin... Bordeaux 60’ı var, bizimki 66 feet... Shipman diye bir tekne var, o mesela 72 feet. Swan var bir de, onun da 60 feet teknesi var... Bizim teknemiz de bunlarla hem yarış parkurunda hem de konforda en iyi şekilde baş edebilecek seviyede. Şu anda Türkiye’de bu özelliklerde üretilmiş en büyük tekne.
İsmi ne?
Touche. Tuş etmek anlamında.
Kimleri tuş edecek bakalım.
Emsallerinin hepsini umarım. (gülüyor)
Devamını Motor Boat & Yachting temmuz sayısında okuyabilirsiniz.
|