Anasayfa  |   Üyelik  |   Takvimli Masaüstü  |  Editörden  |  İletişim  |  Künye  |  Arşiv  Temmuz 2010  
 

Dünyanın Ucuna Yolculuk

YÜZ YILLIK DENİZCİLİK

Brezilyalı ünlü yazar Jorge Amado, Salvador körfezindeki denizcilerin hikâyelerini anlatır. Denizciler, yüz yıl önce olduğu gibi bugün de Saveiro adı verilen teknelerle körfezin iki yakası arasında yük ve yolcu taşıyor.

www.osmanatasoy.org

Kanarya Adalarındayken Brezilya’ya gideceğimizi duyan yabancı denizcilerden sık sık şu sözleri duyardık: “Aman, Brezilya’ya gittiğinizde kuzeydeki şehirlerde, özellikle Salvador ve civarında dikkatli olun.” Çoğu Avrupa ülkelerinden gelme denizciler ikazlarına devam ederlerdi: “Gideceğiniz sularda etraf hırsız kaynıyormuş, başınız derde girmesin.” Söylediklerinin önemini pekiştirmek için türlü örnekler veriyorlardı: “Gece yatarken güvertede bir şey bırakmayın. İpte asılı çamaşırları bile alıyorlarmış.” Sanırım kimisi duyduğu soygun hikâyelerini, başından geçmiş gibi anlatıyordu: “Sokakta yürürken bütün paramı çaldılar, soyup soğana çevirdiler.” Bu tür hikâyelerin çoğunun abartılmış olduğuna inanırım. Biri başından geçen bir olayı anlatır. Bu olay kulaktan kulağa geçerken bambaşka bir şekle bürünür. Hatta o kadar değişir ki, olayı yaşayan kişi başkasından duyduğunda, anlatılanın kendi yaşadığı hadise olduğunu dahi fark edemez.

Uzaklar’la yaptığımız ilk dünya seyahatinin sonunda Akdeniz’e yaklaşırken yabancı yatçılardan neler dinlememiştik ki! Denizcilerin topluca demirlediği yerlerde bazen biraraya gelinip sohbet edilirdi. O zaman internet yaygın değildi. Gidilecek yerlerle ilgili bilgiler bu tip toplantılarda değiş tokuş edilirdi. Türk olduğumuzu bilmeyen denizcilerin Türkiye hakkındaki bilgilerini birbirleriyle paylaştıklarına çok şahit olmuştuk.

Bıyıklı Kadınlar

E-posta henüz pek bilinmediğinden haberleşmelerimizi postayla yapardık. O yüzden gidilen yerlerdeki posta sistemi önemliydi. Türkiye hakkında bilgi verenler neler neler anlatırlardı. Türkiye’deki posta sisteminin çalışmadığı, yollanan mektupların hiçbir zaman yerine ulaşmadığı çok sık söylenirdi. Kimisi Türkiye’nin güneyinde sıtma salgını olduğunu söyler, oralara gidilmemesini önerirdi. Kaynak olarak da okuduğunu söylediği Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) raporlarını gösterirdi. Bankaların havale edilmek üzere yatırılan paraları verilen adreslere yollamayıp iç ettiklerini de çok sık duyardık.

Hele bir keresinde duyduklarıma çok şaşırmıştım. Yanımda oturan yabancı bir yatçı, benim Türk olduğumu bilmeden Anadolu’nun iç kesimlerindeki kadınların bıyıklı olduğunu, bu yüzden de siyah çarşaf taktıklarını anlatmıştı! Hem de kendi gözüyle görmüş gibi.

Devamını Motor Boat & Yachting temmuz sayısında okuyabilirsiniz.



 
 
 
  Tekne Sohbeti
Sessa C38: Keskin Bıçak
Küçük Yaramazalar
Komşu Sular
BAYK Kış Trofesi
Sarma Sistemindeki Yenilikler
10 Mekan 10 Kokteyl
Charter Rehberi
Yüz Yıllık Denizcilik
 

Editörden

Selcen Tanınmış


 



Süleyman Dirvana... Türkiye’nin ilk yelkencilerinden biriydi o. 1950’lerde Boğaz’daki yalısından yelkenlisine atlayıp Bozburun’a giderdi. Her yıl... Üstelik 7.5 metrelik Seddülbahir’le, herkesin şaşkın bakışları eşliğinde. ‘70’lerde eşi ve oğlunu da yanına alıp bu seyahatlere devam etti. Yıllar boyunca... Gerçek bir denizciydi o.
..

 
  E-bülten  
  Adınız    
  Soyadınız    
  Email adresiniz    
         
         
 
 
 
     
 
 
 
Doğuş İletişim