GPS TEKNOLOJİSİ
Konumlar, hatalar ve gezi seyirlerini yakından ilgilendiren sistemin kaderiyle ilgili gerçekler.
GPS’i kim yarattı? Neden ve ne zaman?
GPS sayısız insanın katkısıyla bugüne gelmiş karmaşık bir sistem. GPS denince akla ilk gelen isimlerden birisi Ivan Getting, sistemin genel hatlarını 1950’lerin sonlarında ortaya atan kişi o. Tabii ki sistemin teoriden pratiğe dökülmesi bir gecede olmadı. İlk uydunun fırlatılması (22 Şubat 1978) ve sistemin kullanıma hazır olduğunun ilan edilmesi (27 Nisan 1995) için uzun yıllar beklendi. Sistemin neden icat edildiği konusunda şüpheye yer yok: Güdümlü mermileri kontrol etmek amacıyla yola çıkıldığı ve GPS’in ABD Savunma Bakanlığı tarafından işletildiği biliniyor.
Nasıl çalışıyor?
İki düzine kadar uydu, dünya yüzeyinden yaklaşık 14 bin kilometre uzakta bir yörüngede bulunuyor. Gerçek sayı eski uyduların arızalanması ve yenilerinin eklenmesi nedeniyle değişkenlik gösterse de genel prensip dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda en az dört tanesinin erişilebilir olması. Bu uyduların her biri “Buradayım” ve “ Şu an saat...” diyen mesajlar gönderiyor. Sinyalin gönderildiği ve alındığı zamanı kıyaslayan alıcınız mesajın ne kadar süre havada kaldığını hesaplıyor. Buradan hareketle uyduya olan mesafe bulunabiliyor. Örneğin sinyal alıcıya 0,07 saniyede ulaşmışsa 21 bin km yol kat etmiş olması anlamına geliyor. Bu yüzden alıcının uydu merkezli ve 21 bin km çaplı bir küre üzerinde olduğu söylenebiliyor. Benzer işlemin ikinci, üçüncü hatta dördüncü bir uyduyla yapılması daha çok küre bulunarak bunların kesiştikleri tek bir noktaya ulaşılmasını sağlıyor. Bu tek nokta ise alıcının konumu oluyor. (Karmaşık geldiyse karşı sayfadaki şekillere bir göz atın, işler kolaylaşacaktır.)
Amerikan ordusunun sistem içine kasten bir hata yerleştirdiği doğru mu?
Evet. Bu sistemin adı “Seçimli Doğruluk Erişimi” (Selective Availability: SA). Temelde bilinçli bir müdahaleyle uydu sinyallerinin yanlış bilgi aktarması prensibine dayanıyor. Doğru olmayan bu bilgiler sivil sinyalin hassasiyetini azaltarak konumların yüzde 95’inin 100 metre içinde yer alması amaçlanıyor.
Devamını Motor Boat & Yachting ağustos sayısında okuyabilirsiniz. |