Kılıç Balığı
Denizin şövalyesi diye andıkları da olur, kılıcıyla tekneler batıran, insanları şişe geçiren bir canavar diye bahsedildiği de.. Şövalye benzetmesi hoştur da, canavarlık meselesi kılıç balığını tanımayıp, huyu suyu konusunda bilgi yoksunu olanların uydurduğu bir şehir efsanesidir sadece. Garip balığın kendini ve eşini koruma içgüdüsüyle canına kastedene karşı koyması canavarlık sayılmaz herhal, haksızlık etmeyelim. Canavarlık daha çok balığımızın soyuna kastedenlerde aranmalıdır.
Şövalye ruhlu ve pek gösterişli bir balıktır Xiphias Gladius… Pek de iridir, ortalama 50-150 kg’lıklarına sık rastlansa da, arada 300 ve üzeri ağırlıkta olanlar da vardır.
Hemingway’in meşhur kitabı “Yaşlı Adam ve Deniz”i çoğunuz okumuşsunuzdur; hatta kitaptan apartma filmi görenleriniz de vardır. Gönlü zengin ve usta balıkçı Santiago’nun 87 gün balıktan eli boş döndükten sonra çok iri bir kılıç balığına açık denizde ve minik kayığıyla denk gelme serüvenini anlatır. Balık da 500 kilonun üzerindedir hani.. Balıkçı Santiago mu, yoksa kılıç balığı mı galibidir maceranın bilinmez, ama sonuç gözlere hafif bir nem verir, her denize çıkıldığında da üç-beş pasaj hatırlanır güzel hikayeden..
Usta yazar açık denizde kılıç avcılığına da meraklıdır. Pilar isimli 12 metrelik teknesiyle Küba kıyılarında güzel avlar yaptığını yazar, hele tarihin 1930’lar olduğunu düşünürseniz balık bolluğunun derecesini anlayabilirsiniz. Tutulan balıklardan Pilar’ın kuzinesinde türlü reçeteler denenmekte, yemek öncesi de güvertede çeşitli kokteyller kotarılmaktadır. Hem denizde, hem de tazesinden-iyisinden yemek içmek; keyifler olsun, dostlar başına!..
Devamını Motor Boat & Yachting ağustos sayısında okuyabilirsiniz.
|