SARDALYA
Sardalya, bu aylarda Marmara ve Ege’nin lezzetli balıklarındandır.
Balığımızın isim işi pek karmaşık sayılmaz dostlar, arada “Ateş Balığı” dedikleri de olur; bir de “Tirkos” diyenler vardır ki epeydir bu cins balıkçıya rastlamadım bile. Tirkos ismini genellikle Marmara balıkçıları kullanır, onların jargonda tirkos denilince tuzlanmamış taze sardalya anlaşılır. Bu reisler sardalya dedikleri zaman salamura olanı akla gelmelidir.
Ateş balığı yakıştırmasının da eski bir hikayesi var, ona da değinelim... Sardalya balığı bol ve mevsiminde olduğu zaman koca bir sal üzerinde çalılar yakılır, aysız karanlık gecede ateşin şavkı balıkları sal çevresine toplayıncaya kadar beklenir, sonra da voli ağlarıyla çevrilirmiş. Hatta eskiden daha mikro ölçüde yemlik sardalya tutacaklar ufak bir yüzer ağı kayığın kıçına bağlar, kayıktaki mangalı alevlendirerek balıkların arkadaki ağa saplanmalarını beklerlermiş. Tabii bu anlattıklarım jeneratörlerle beslenen, binlerce mumluk projektörler ve bir köyü minaresiyle birlikte içine alacak ağlarla avlanan balıkçıların, gemi kılıklı gırgır motorlarının peydah olmalarından öncedir, mertliğin bozulduğu dönemdeyiz denizde bile.
Tatsız konuları bırakıyorum, isim meselesiyle nostaljik balıkçılığı daha fazla uzatmadan biraz daha malumatfuruşları memnun edelim, sonra size bir sardalya akşamı senaryosu yaparım. Sofrayı kurarız, muhabbet eşliğinde iki kadeh atar, bir yandan da sardalyadan lezzetler yaratırız.
Devamını Motor Boat & Yachting eylül sayısında okuyabilirsiniz.
|