Nihayet yarışabildik – Haluk Babacan

Herkesin bildiği üzere Güney Yarışı’nin yapılıp yapılmayacağı, kimin tarafından düzenleneceği bir yılan hikayesine dönmüştü. Deniz Kuvvetleri’nin inisiyatifi ele almasıyla İstanbul-Bozcaada ve Bozcaada-Bodrum etaplarıyla yapıldı.

Yarış Yorum - Haluk Babacan
Başta soru işaretleri olsa da donanma, yarışı hiçbir aksaklık olmadan mükemmel biçimde organize etti. Katılım sayısı geçtiğimiz yıllara göre daha az olsa da eğer bu düzende yapılmaya devam ederse önümüzdeki yıllarda rekor katılımlar olacağının sinyallerini verdi.

Bu yıl ilk etap, geleneksel startın biraz daha güneyinden, Boğaziçi köprüsünün altından verildi. 20-25 knot ortalama rüzgârla güneye doğru yola çıktık. Orient Express VI teknesiyle sağnaklarda 30 knot’ları bulan rüzgârla Marmara’yı geçtik. Hava kararırken Gelibolu önlerinde bizi bulutlu ve bol şimşekli bir hava karşıladı. Nara burnuna kadar bu havayla gittik. Daha sonra hava tekrar şiddetlendi. Sağnaklarda 30 knot rüzgârla Bozcaada’ya rekor bir sürede giriş yapmış olduk.

Burada Çanakkale Boğazı geçişinde trafiği düzenleyenlere teşekkür etmek istiyorum. Tüm uyarıları yaparak bazı yerlerde gemileri yeşil yeşile geçmemizi sağladılar. Denizciliği, özellikle de yelkeni bu kadar iyi bilen kurumlar olması hepimizi gururlandırıyor. Bozcaada’ya vardığımızda filonun geri kalanının bizim kadar rahat gelemediğini öğrendik. Yaşanan kazalar, malzemelerde ve teknelerdeki hasarlar hepimizi çok üzdü.

Bu arada Bozcaada durağımızda şunu farkettim. Adaya uğramaya başladığımız ilk yıllardan bugüne çok değişiklik oldu. Otel ve restoran sayısının artışı adeta adanın baştan aşağı yenilenmesini sağladı. Umarım bu gelişme otel, kitle turizmi ve inşaat canavarlarının eline düşmeden devam eder. Zira adanın el değmemiş koylarına yapılması planlanan inşaatları duydukça insanın kanı donuyor.
Burada geçirdiğimiz iki günlük dinlenme sonrasında Bodrum etabına başladık. Rüzgâr bizi Çeşme Süngü adaya kadar hiç yalnız bırakmadı. 1,5 saat kadar kaldı ama daha sonra yeniden hızlandı ve 15-20 knot rüzgârla Bodrum önlerine kadar getirdi. Finişe 2-3 mil kala sıfırı buldu. Bu mesafeyi yelkenler boş akıntıyla sürüklenerek kat ettik. Beklediğimiz zamanda bitiremeyince iddialı olduğumuz iki etabı da kazanamamış olduk. Ama teknede herhangi bir hasar ve kazanın yaşanmadığı, bolca eğlendiğimiz keyifli bir yarış olduğunu söylemeliyim.

Güney Yarışı sonrasında Orient Express VI olarak hemen Türkiye Yat Şampiyonası hazırlıklarına başladık. Tekneyi temizleyip gerekli tamiratları yaptıktan sonra serbest iki günümüzü antrenmanla geçirdik. Ekibin havasını offshore’dan şamandıra yarışına çevirmeye çalıştık. Bol bol manevra antrenmanı yaptık.

Yarış bu sene ilk defa düzenleneceğinden organizasyonun başından beri bazı aksaklıklar yaşanıyordu. Bu aksaklıkların önemli bir kısmı federasyonla BAYK arasındaki koordinasyon sorunundan kaynaklanıyordu. Serinin ilk günü yapılacak iki adet sosis yarış da bu sorunlar nedeniyle yarışçıları çok da tatmin etmeyecek bir şekilde yapıldı. Sabah brifingle başlayan uyumsuzluk, geciken start saati, tek kontra gidilen rotalarla pekişmiş oldu. Biz yarışçılar açısından sanıyorum en olumlu şey rüzgârın bizden yana olmasıydı. Ekip olarak ilk günü tahminlerimizin aksine birinci bitirdik. İkinci gün rüzgâr 4-6 knotlara düştü ve zorlama yapılan kısacık yarışta biz oldukça kötü gittik. Uzayan yarış saatleri benim uçak saatimi tehdit edince ikinci yarışa katılamayıp karaya dönmek zorunda kaldım. Son günkü yarışı da dördüncü tamamlayıp yarışı bitirdik.

Tüm haftanın kazananı Arcora ekibi oldu. Son yıllardaki çıkışlarını bu yarışla taçlandırmış oldular. Yarışlara çok iyi hazırlandıklarını söylemeliyim. Umarım başarılarını gelecek sezonlarda da sürdürür ve yurt dışındaki yarışlara taşırlar.

Yat Şampiyonası’nın bir diğer yüzü de mülteci krizine yakından şahit olmamızdı. Bodrum’un halka açık tüm mekânları Yunanistan’a geçmek için bekleyen değişik milletlerden insanlarla dolu. Liman çıkışındaki Sahil Güvenlik istasyonu da kurtarılan mültecilerle dolu oluyor. Yarışın ikinci gününde parkurun ortasında yarı batık bir mülteci botu vardı. Bu sorun nasıl düzelecek bilemiyorum fakat gittikçe büyüdüğü de bir gerçek. Umarım bu trajik tablo bir an önce sonlanır ve herkes kendi topraklarında barış içinde yaşayabilir.

Adil ve kolayına rüzgârlar dilerim. MBY

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir