Sporla Dolu Bir Yaşam

Bu haberin tamamını Turkcell Dergilik uygulamasıyla hızlı ve kolayca okuyabilirsiniz.

Sporla dolu bir yaşam - İrfan Papila

İrfan Papila , hayatını insan sağlığına adamış bir doktor. Yaşamının her aşamasında spor olsa da yelkenle 45 yaşında, profesör olduktan sonra tanışmış ve bu spor vazgeçilmezi olmuş.

YAZI: Kadir Pirasoğlu

İrfan Papila, Doğu Karadeniz’in bir sahil kasabası olan Hopa’da doğmuş. Çocukluğunun ve gençliğinin büyük bir bölümünü Zonguldak’ta geçirmiş. Yaz tatillerinde ya Hopa’ya ya da kömür işletmelerinin Zonguldak Orta Kopuz’daki sosyal tesisinin plajına giderlermiş. Bütün yazı orada, denizde geçirir, yapılabilecek tüm faaliyetlerde bulunurmuş. Fakat o yıllarda yelken henüz hayatına girmemiş. O yılları Papila, “Zonguldak’tan Hopa’ya yaptığımız vapur seyahatlerinde hep Sinop’taki yelkenlileri görürdüm. Özenerek büyüdüm ama yelkenliye dokunuşum ancak profesörlüğüm sonrasında oldu“ diyerek anlatıyor.

Aslında günümüzde birçok anne-babanın istediği gibi her zaman sporla iç içe bir yaşamı olmuş İrfan Papila’nın. “İstanbul Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi’nde okurken okulun voleybol, basketbol ve futbol takımlarını kurduğum gibi rektörlük kupasında da bu takımlarda zaman zaman görev yaptım. Dördüncü sınıftaysa İstanbul Üniversitesi’nin yüzme ve sutopu takımını kuruluşunda yer aldım. O sene sutopunda hem İstanbul hem de Türkiye şampiyonu olduk. Çok gurur vericiydi.” Ertesi yıl eşi Çiğdem Hanım’la nişanlanan Papila, aktif spor hayatına ara verse de bırakmamış, okulu bitirip Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı’nda eğitimini tamamlayıp iş yaşamına atıldığında da çalıştığı kurumlarda hep sporla ilgilenmiş.

YELKENLE İLK TANIŞMA

Hep heves ettiği yelken sporuyla profesör olduktan sonra 45 yaşında tanışmış. “Her şey bitti artık yelken yapmaya zaman vardı. Bir gün sekreterimden yelken eğitimi veren kulüpleri araştırmasını istedim. Araştırmalar sırasında herkes eğitim süresi ve ücretiyle ilgili bilgi verirken bir tek Galatasaray Yelken’den Vefik Ulus bu bilgileri telefonda vermemiş. Neden vermediğini merak edip kendisini aradığımda –biz denizi sevdirmeye çalışıyoruz- dedi ve kulübe davet etti. Böylece yelkene başladım.”

Kulübün eğitim teknesiyle yelkene başlayan Papila bir yıllık yetişkin eğitimini tamamladıktan sonrada Türkiye’de birçok yetişkin bireyin başına geldiği gibi ortada kalmış. Fakat yine imdadına Vefik Ulus yetişmiş ve ‘sana bir pirat alalım’ diyerek başlamışlar tekne aramaya. “Piratın ne olduğunu bilmiyorum, araştırmadım da o zaman. Önce Fenerbahçe Yelken Şubesi’nde bir pirat baktık ama gözümüze pek iyi gelmedi. Ümraniye’de pirat kalıbı döken bir kişi var dediler, oraya gittik ve çok uygun fiyata tekneyi aldık” diyerek anlatıyor tekne alma sürecini.

İlk yıl Vefik Ulus’la yarışan Papila, üçüncü oldukları 2002-2003 Pirat Kış Kupası’nda yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Moda açıklarına kurulan finiş hattında rüzgâr kuzeybatıdan esiyor ve tipi halinde kar yağıyor. Bu yarış bizim için çok önemli. Vefik abi ‘doktor dayan, az kaldı’ diyor ama ellerimiz buz kesmeye başlamış, dayanmak çok zor. Tabii finişe 50-100 metre kalmış ama bir de bu işin karaya dönüşü, malzeme toplaması var onu da düşünüyorsun ister istemez.”

Galatasaray’da başladığı yelken hayatına Fenerbahçe Yelken Kulübü’nde devam eden Papila, 2007 yılında ilk teknesini elden çıkartıp ikinci teknesini almış. Bu sırada milli yelkenci Burak Cora ile yarışmaya başlamışlar ve 12 yıldır Pirat Sınıfı’nda birlikte yarışıyorlar.

PİRATTA YARIŞMAYI SEVİYORUM

2005-2011 yıllarında yat sınıfında Corby 29’la yarışan, trofelere katılan Papila, iki tekne arasında çok büyük fark olduğunu ve piratı daha çok sevdiğini söylüyor. “Piratta denizi ve tekneyi hissediyorum. Yattan çok farklı bir duygu onda yarışmak. Islanıyor, bazen de sırılsıklam oluyoruz. Pirat centerboard bir tekne olduğu için tüm ayrıcalıklarını her an yaşıyoruz. Tekneyi devirmek, devirdiğinizde düzelterek tekrar yarışa dönmek sizin elinizde. Bu çok farklı bir duygu.”

Geçen 12 yıl süresince Burak Cora ile iyi bir ekip olmuşlar. Kendilerine Avrupa Şampiyonası gibi hedefler koyarak birçok kez yarışmışlar. Türkiye Pirat Ligi’nde de önemli başarılara ulaşmışlar. 2018 yılında da bu başarılarını sürdüren ikili İstanbul Yelken Kulübü’nün düzenlediği İstanbul Ligi ve Trofesi ile 58. Yıl Donanma Kupası’nda birincilik kupasına evlerine götürürken 66. Yıl Altın Kilit Kupası’nda ikinci olarak kürsüdeki yerlerini almışlar.

İrfan Papila ve ekip arkadaşı Burak Cora’nın bu yılki hedefleri arasında eylül ayında yapılacak Avrupa Şampiyonası’nda daha önceki derecelerini yukarıya taşımak var. Avrupa Şampiyonası’nın çok farklı bir platform olduğunu belirten Papila, “yurtdışında yelken kulüplerini ziyaret etmek, parkurlarını görmek gerekiyor. Çünkü hakemlerin şamandıra atışları, kulüplerin tesisleri ve o tür yarışlara hazırlanmaları, eksiklikleri gidermeleri, yarış sonrası sosyal etkinlikleri ve insanların birbirleriyle arkadaşlıkları bize göre farklı. Batıya özenmek değil de iyi olanı değerlendirmek gerektiğini düşünmek lazım. Onlar bu işi iyi yapıyorlar, organizasyonları iyi beceriyorlar ve bizim de onların seviyesine çıkmak için alacağımız epey yol var ” diyerek anlatıyor bu konudaki gözlemlerini.

TÜRKİYE’DE PİRAT SINIFI

Uluslararası Pirat Birliği ikinci başkanlığı olmak üzere birçok ulusal ve uluslararası görevde bulundunuz. Pirata başladığınız günden bugüne nasıl bir değişim yaşandı?
Pirat Birliği Türkiye’de pirat sınıfının gelişmesi için çok çalışıyor. Her geçen gün genç ve yelkenci arkadaşlarımız filoya katılıyor. Geçmişte optimistte ve farklı sınıflarda yarışan, başarılı, deneyimli yelkenciler de filoda yer alıyorlar. Özellikle Suntay kardeşler deneyimleriyle filoyu bir kademe daha yukarı taşıdılar. Ama piratta şöyle de bir şey var; yelkenci, yarışçı bir geçmişin varsa öne çabuk çıkabiliyorsun. Yarışçı geçmişin yoksa ya da benim gibi çok yıllar sonra başlamışsan öne çıkmak için çok çalışman, azmetmen ve tecrübelenmen gerekiyor. Biz aceleci bir milletiz ve buna da herkesin sabrı olmuyor. Ama 2010 yılında 35-36 tekneye kadar ulaştığımızı hatırlıyorum. Filoda Avrupa şampiyonlarına katılan ekiplerimiz var.

Avrupa Şampiyonası’nın Türkiye’de düzenlenmesi ve 32 ekiple yer almak çok güzel bir deneyim ve dönüm noktası olmalı Pirat Sınıfı için…
Evet, çok güzel ve özel bir deneyim olacak. Biz ve filodaki arkadaşlarımızın bir kısmı eimizden geldikçe Avrupa’da düzenlenen şampiyonalara katılıyoruz ama katılamayan arkadaşlarımız için bu düzeyde bir yarışta yer almak onların deneyimini ve filomuzun yarışçı kalitesinin artması için büyük bir fırsat.

Etiketler:,

Bir Cevap Yazın