Pasifik’in sessiz limanı Tokyo

Pasifik’in sessiz limanı Tokyo

Liman kentlerinin müzikle iç içe hikâyelerini izleyen yolculuğumuz Tokyo’da, NHK Senfoni Orkestrası’nın 100. yılı ve Japon mutfağının mevsimlerle şekillenen kadim kültürüyle devam ediyor.

Kokoro ni nokoru ongaku.
“Kalpte kalan müzik.”

Bir konserin ardından ya da radyoda bir yapıta kulak verdikten sonra, varlığını; insanın duygu dünyasında uzun süre sürdüren ezgiler için kullanılan bir deyiş bu. Müzik susar; ama perde kapanmaz iç dünyanızda. Akla Barok dönem bestecisi Claudio Monteverdi’nin bir özdeyişini getiriyor: “Her iyi müziğin sonu insan ruhunu etkilemek içindir.”

Başkent Tokyo, nice saygın senfonik topluluğa ev sahipliği yapıyor. Ünlü NHK Senfoni Orkestrası ise 100’üncü yaşını kutluyor bu yıl. Eylül ayında seyriniz Tokyo’ya düşerse şayet, gerek bu ay gerekse sezon izlencesinde ilginizi çekecek pek çok konser programı mevcut.

Uzak Doğu’nun asırlık çınarı yeni sezona pupa yelken başlıyor. 5 Ekim 1926’da New Symphony Orchestra adıyla kurulan bu güzide topluluk bugünkü ismini 1951’de mali desteği altına girdiği Japonya Kamu Yayın Kuruluşu olan Nippon Hōsō Kyōkai’den (NHK) almış.

Müzik tarihinin usta isimleri Jean Martinon, Herbert von Karajan, Wilhelm Schüchter, Ernest Ansermet, Wolfgang Sawallisch, Lovro von Matacic, Joseph Keilberth, Pierre Boulez, Otmar Suitner, Horst Stein, André Previn ve Lorin Maazel gibi ünlü şeflerin batonu altında konserler veren orkestra üyeleri yıllar içinde 20’nci yüzyıl piyano yazınının virtüöz isimlerinden Sviatoslav Richter ve çağdaşı, müzik tarihinin en önemli Chopin yorumcularından biri olarak kabul edilen Polonyalı-Amerikalı usta piyanist Arthur Rubinstein; bu yıl 100’üncü yıl etkinlikleri kapsamında NHK Senfoni Orkestrası eşliğinde sahneye çıkacak olan Arjantinli usta piyanist Martha Argerich; 20’nci yüzyılın bir başka usta ismi, klasik müzik tarihinin gelmiş geçmiş en önemli çellistlerinden biri olan Mstislav Rostropoviç ve Yo-Yo Ma ve de usta kemancılar David Oistrakh, Isaac Stern gibi nice kıymetli isimlere eşlik etti.

Fahri Müzik Direktörü Charles Dutoit, Onursal Şefler Vladimir Ashkenazy ve Herbert Blomstedt, Fahri Şef Paavo Järvi ve daimi şefler Tadaaki Otaka ve Tatsuya Shimono, NHK Senfoni Orkestrası ile organik bağ içinde bulunan, orkestranın sanatsal idaresine yön veren ünlü simalar.

2022 yılından bu yana orkestranın baş şeflik görevini İtalyan Fabio Luisi üstleniyor. Luisi liderliğindeki topluluk, Tokyo konserlerinin yanı sıra Mayıs 2025’te Mahler ve Prag Baharı festivalleri gibi prestijli organizasyonlarda ses getiren konserler verdi; beş ülkede altı şehri içeren kapsamlı bir Avrupa turnesi gerçekleştirdi.

Yılda yaklaşık 120 konser veren NHK Senfoni Orkestrası’nın bu performanslarının 54’ünü abonelik konserleri olarak adlandırılan sezon izlencesi oluşturuyor. Ve bu konserler NHK televizyonu ve radyosu aracılığıyla ülke çapında yayınlanıyor; kimileri ise orkestranın resmi YouTube kanalı vasıtasıyla global düzlemde dinleyicilere ulaşıyor. Orkestra üyeleri konserlerini iki ana mekanda; NHK Hall ve Suntory Konser Salonu’nda veriyor, başka salonlarda da özel konserler düzenliyor.

Pasifik'in sessiz limanı Tokyo
Fabio Luisi.

NHK Senfoni Orkestrası’nın 17 Eylül ve 18 Eylül tarihlerinde Suntory Konser Salonu’nda (her iki akşam da saat 19.00’da) Fabio Luisi’nin yönetiminde vereceği konserin solisti günümüzün önde gelen kemancılarından olan Augustin Hadelich. 1984 İtalya doğumlu, Alman-Amerikalı Grammy ödüllü sanatçı bu konserde keman edebiyatının şaheserlerinden birini; Johannes Brahms’ın bestelediği tek keman konçertosunu yorumluyor. Dağarcıkta yer alan bir diğer başyapıtı Robert Schumann’ın senfoni yazınının en parlak yapıtlarından biri olan 4. Senfoni’sini dinleyecek olmak da keyfe keyif katacak türden doğrusu.

Joseph Haydn’ın 104, Mozart’ın ise 41 senfonisine karşın dokuz senfoni besteleyen Beethoven’ın dehasının eşsiz izdüşümleri olan senfonileri ise NHK Senfoni Orkestrası’nın 100’üncü kuruluş yılına özel olarak hazırladığı bir döngü. Yılın öne çıkan serisinin ilk konserleri 25 Eylül akşamı saat 19.00’da ve 26 Eylül’de saat 14.00’da. Her iki konserde de Alman bestecinin Birinci ve “Eroica” başlıklı Üçüncü Senfoni’si seslendiriliyor. Döngü ilerleyen aylarda usta şefler Christoph Eschenbach, Tugan Sokhiev ve Charles Dutoit yönetiminde icra edilecek konserlerle sürüyor.

Zamanın ötesine uzanan bir dehanın; insanlığa bıraktığı en seçkin miraslardan biri olan piyano konçertoları ise Beethoven’ın 200’üncü ölüm yıldönümü vesilesiyle onun aziz hatırasına ithafen bir döngü olarak yeniden hayat buluyor. Bu kapsamda sahneye çıkacak olan solistler; Fabio Luisi idaresinde Alessandro Taverna, Tadaaki Otaka yönetiminde Yunchan Lim, Elim Chan yönetiminde Alice Sara Ott, Kent Nagano’nun batonu altında Till Fellner ve Thomas Guggeis yönetiminde Kirill Gerstein.

Pasifik'in sessiz limanı Tokyo
Augustin Hadelich.

Sezon programının tamamına orkestranın web sitesinden ulaşabiliyorsunuz. Topluluk, yıllık programında dünyanın önde gelen solistlerine eşlik ederken Barok dönemden günümüze uzanan geniş bir repertuvara da hayat veriyor.

Japon mutfağı yolunuz bu gastronomi ülkesine düştüğünde tecrübe etmek isteyeceğiniz ögelerden. Ne var ki; bu kültür yöre insanları için salt bir beslenme biçemi değil elbet; sağlık, doğaya saygı, mevsimsel farkındalık ve estetik üzerine kurulu bütünsel bir yaşam tarzı.

UNESCO “Washoku: Traditional dietary cultures of the Japanese” ifadesiyle somut olmayan kültür varlığı “Washoku”yu; yalnızca yemeklerden ibaret olmayan bir geleneksel beslenme kültürü olarak tanımlıyor.

Bu miras, doğaya saygıyı, merhameti, şükranı, dengeli beslenmeyi, güzel duyu üzerine kurulu tabaklamayı, besin değerinin ve tazeliğinin zirvede olduğu dönemi, Japonlar’ın “ichigo ichie” olarak ifade ettiği; bir ömürde bir kez karşılaşılabilecek ‘o anı’ yaşama şuurunu, mevsimsellik unsurunu (shun) içeren çok katmanlı bir bileşim. Bir Japon atasözü der ki: “Mevsimin ilk mahsulünü yersen ömrün 75 gün uzar.”

Kuşaktan kuşağa aktarılan bu unsur 2013 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alındı.

“Kiyotaki’nin berrak suyundan –
biraz içirin bana,
yaz tatlısı tokoroten.”

Japon geleneksel şiiri Haiku’nun öncülerinden Basho, 1694 yazında kendisine tokoroten adlı serin bir yaz yiyeceği ikram edildikten hemen sonra kurmuş bu dizeleri. Tokoroten; kırmızı deniz yosunundan elde edilen, jölemsi maddeden yapılan, erişte şeklinde kesilerek soğuk servis edilen, sudan ve liften oluştuğu için neredeyse sıfır kalorili geleneksel bir Japon yiyeceği.

Bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olan bu lezzet, yaz aylarında tadılabilecek hafif bir atıştırmalık. Lezzetini üzerine dökülen soslardan alan bu yemeğin sos tercihi Japonya’nın bölgelerine göre değişkenlik gösteriyor. Tokyo’da pirinç sirkesi, soya sosu, hardal (karashi) ve susam ile ekşi-tuzlu servis ediliyor.

Asırlar önce Basho’nun dimağında nasıl bir his bıraktı bilemeyiz elbet; ne var ki bugün Tokyo’daysanız bu geleneksel yemeği gerçekten anlamanın yolu onun lokmasında saklı.

📱 Dergimizi dijital olarak okumak isteyenler için farklı platformlarda da erişim mevcut.
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.