Doğu Akdeniz’de çevre odaklı marina yönetimine örnek model

Doğu Akdeniz’de çevre odaklı marina yönetimine örnek model

Mersin Marina’nın ikinci sürdürülebilirlik raporu, atık yönetiminden yenilenebilir enerji yatırımlarına uzanan çevresel uygulamaları ve 10 milyonu aşan ziyaretçi trafiğini ortaya koyarak marina işletmeciliğinde şeffaflık ve sürdürülebilirlik vurgusunu güçlendiriyor.

Şehir marinası konseptiyle 2011 yılından bu yana hizmet veren ve sıfır atık merkezi olarak faaliyet gösteren Mersin Marina, 2025 yılına ait sürdürülebilirlik raporunu kamuoyuyla paylaştı. Atık yönetimi verilerinin yanı sıra farkındalık çalışmaları ve sosyal sorumluluk projelerini de kapsayan rapor, paydaşlarla şeffaf iletişim kurmayı ve sürdürülebilir marina işletmeciliğine yönelik farkındalığı artırmayı amaçlıyor.

Doğu Akdeniz havzasının korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüren marina, 2024 yılında sektörde bir ilke imza atarak ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımlamıştı. Bu yıl ikinci kez yayımlanan raporda kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşımı daha da genişletilerek toplumsal, çevresel ve ekonomik olmak üzere üç temel boyutta ele alındı. Böylece marina yönetiminin yalnızca çevresel performansı değil, bölgesel kalkınmaya ve toplumsal farkındalığa katkısı da bütüncül bir çerçevede sunuldu.

Çevre odaklı marina yönetimi yaklaşımını benimseyen Mersin Marina, 2025 yılı boyunca 10.219.342 ziyaretçiyi ağırlarken iki yeni etkinlik ve üç farkındalık çalışmasıyla sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağladı. Marina yönetimi ayrıca 2026’da tamamlanması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımını rapora dahil ederek yenilenebilir enerji kullanımını artırma hedefini ortaya koydu.

Çevresel performans verileri, marina operasyonlarının atık yönetimi konusundaki kapsamını gözler önüne seriyor. 2025 yılı verilerine göre tesiste 142 bin 712 kg katı atık, 3 bin 10 litre sintine suyu, 250 bin litre atık yağ ve 642 bin 370 litre gri su toplanarak lisanslı firmalara teslim edildi. Bu veriler, marina faaliyetlerinin deniz ve kıyı ekosistemleri üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım benimsendiğini ortaya koyuyor.

Mersin Marina’nın sürdürülebilirlik yaklaşımı, yalnızca çevresel yükümlülükleri yerine getirmeyi değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte örnek bir marina yönetim modeli oluşturmayı hedefliyor. Şeffaf raporlama pratiğinin sürdürülmesi, Doğu Akdeniz’de artan marina yatırımları açısından da referans niteliği taşıyor. Bu yaklaşımın yaygınlaşması, Türkiye’de marina işletmeciliğinin çevresel sorumluluk ve sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda dönüşümüne katkı sağlayabilir.