Aldeburgh yalnızca bir kıyı kasabası değil; Kuzey Denizi’nin sert sularıyla Benjamin Britten’ın izlerini aynı rotada buluşturan, kültür ve deniz kokulu bir durak…
YAZAR: Ozan Binici
İngiltere’nin doğu kıyısındaki bu küçük balıkçı kasabası sahiliyle anı sarmalarken, siz ayaklarınızın altında kırılan seslerle geçmişe dokunursunuz. Kuzeyin soğuk sularıyla yıkanmış o çakıl taşları hiç boğulmamış sesler taşır. Deniz ki ufka uzanan bir yüz değil, kasabanın hafızasıdır adeta. Rüzgâr bir nağme taşır usul usul. Benjamin Britten’ın müziği sinmiştir Aldeburgh sokaklarına.
Londra’nın yaklaşık 150 kilometre kuzeydoğusunda, Kuzey Denizi kıyısında yer alan Aldeburgh; güneyindeki Slaughden bölgesinde ve Alde Nehri üzerinde görülen geleneksel şamandıralara karşın modern bir marina kasabası değil. Nitekim çevre kıyı yerleşimlerinden Woodbridge’den, Deben Nehri kıyısındaki Tidemill Yacht Harbour’dan, Levinghton’da Orwell Nehri kıyasında yer alan ve bölgenin en büyük marinalarından biri olan Suffolk Yacht Harbour’dan, Woolverstone Marina’dan ya da Ipswich Beacon Marina’ya demir atıp Aldeburgh’a kısa bir yolculukla ulaşmak mümkün.
Deniz kenarında “Fish & Chips” kasabanın klasik deneyimlerinden. Mezgit türü Haddock bölgede en sevilen seçeneklerden. Kağıda sarılmış “Haddock & Chips” ise bir Aldeburgh geleneği. İngiliz kıyılarının vazgeçilmezi olan morina ve özellikle füme haliyle Suffolk mutfağında tarihsel bir yere sahip ringa balığı buranın öne çıkan diğer lezzetleri.
Birbirine geçmiş iki dev deniz kabuğu kuzey sularına kucak açar Aldeburgh sahilinde. Üzerinde ise Britten’ın Peter Grimes operasından şu sözler yazılıdır: “I hear those voices that will not be drowned” (Boğulmayacak o sesleri duyuyorum). İngiliz ressam ve heykeltraş Maggi Hambling eseri olan deniz tarağı heykeli Benjamin Britten anısına Aldeburgh sahiline yerleştirilen bir eser. Aldeburgh’un sakin ve sade dokusuyla uyumsuz olduğu gerekçesiyle sıkça tartışılan, buna karşın fotoğrafı en çok çekilen bir sosyal medya cazibesi olan bu yapıt akustiğiyle nam salmış. Deniz tarağının merkezine oturan ziyaretçiler, rüzgârın ve dalgaların sesini deniz kabuğunu kulaklarına dayamışçasına yoğunlaştırılmış bir akustik içinde duyuyor.

Benjamin Britten bir besteci olmaktan öte bir anlam taşıyor Aldeburgh halkı için. O; yörenin kültürel kimliğini biçimlendiren bir figür aslında. Britten ve arkadaşı şarkıcı Peter Pears’ın 1948 yılında kurduğu Aldeburgh Festivali ise bu kimliğin öznesi. Klasik müziğe adanan, güzel sanatların çeşitli dallarını bir araya getiren çokdisiplinli bir festival Aldeburgh. Yehudi Menuhin, Pablo Casals, Amadeus Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Mstislav Rostropoviç, Viatoslav Richter, Pierre Boulez ve kimler kimler… Nice üstatların yüreğinden vira vira yükseldi sesler ezgilerin dalgalara karıştığı o ilham dolu ufuktan.
Her sene Haziran ayında gerçekleşen ve Viktorya dönemi fabrika binalarından dönüştürülen Snape Maltings festivalin en önemli alanı. Eski bir arpa maltı deposundan dönüştürülen ve aynı adı taşıyan Snape Maltings Concert Salonu ise festivalin merkezi. Oda müziği ve solo performanslar için kullanılan Britten Studio ve Peter Pears Resital Salonu; atölye çalışmalarının yapıldığı alanlar, kasaba merkezinde yer alan Jubilee Hall, Aldeburgh Aziz Peter ve Aziz Paul Kilisesi, sahil şeridi ve çevre kasabalardaki tarihi kiliseler ve Britten’ın evi ve Aldeburgh’un simgelerinden biri olan ünlü “The Red House” festivalin diğer mekanları arasında.
Bir besteciyi anlamanın en etkili yolu belki de onun geçtiği yolları adımlamak, ilham duyduğu manzaraları görmek. İşte Suffolk Kırları’nda gerçekleşen doğa yürüyüşü etkinliği katılımcılara bu olanağı sunuyor. Ne de olsa “Ben yürürken çalışırım” derdi Britten.
Haziran konserleri
Bu yıl 12-28 Haziran’da gerçekleşecek 77. Aldeburgh Festivali dünyanın dört bir yanından seçkin müzikçileri bir araya getiriyor. Festival; Ryan Wigglesworth, James Baillieu, Nicolas Altstaedt, Vilde Frang, Steven Osborne ve Lise Davidsen gibi usta isimlerin yanı sıra genç ve yükselen sanatçılara da programında yer veriyor.
Festival aynı zamanda eğitim yoluyla geleceğin yeteneklerini de yetiştiriyor. Britten ve Pears tarafından 1972’de kurulan ekol, öğrencilerin dünyaca ünlü eğitmenler eşliğinde ustalık sınıflarına katılmalarına ve festival konserlerinde dünya çapındaki sanatçı ve şeflerle aynı sahnede performans sergilemelerine olanak tanıyor. Oldukça geniş bir zaman yelpazesini içeren festival programı 50. ölüm yılında Benjamin Britten’ı anmak, onu keşfetmek adına özgün içerikler sunmakta.
Britten’ın hayatında özel bir yere sahip 20. yüzyılın usta çellisti Mstislav Rostropoviç. Britten bestelediği çello süitlerini, Çello Sonatı’nı ve Çello Senfonisi’ni Rostropoviç’e ithaf etti. Öyle ki Çello Senfonisi hariç diğer tüm eserleri Aldeburgh’da seslendirdi ikili ilk olarak.

1982 Almanya doğumlu çellist Nicolas Altstaedt arkadaşlarıyla iddialı bir seçki hazırlamış. Soprano Anna-Lena Elbert, kemancı Benjamin Marquise Gilmore, piyanist Ryan Wigglesworth ve Alstaedt; Tom Coult ve Harrison Birtwistle’den yapıtların yanı sıra; Britten ve Rostropoviç’in ortak dostu Rus besteci Dmitri Şostakoviç’i anıyor ve ardından Britten’ın Rostropoviç’e adadığı ilk eser olan; prömiyeri 7 Temmuz 1961’de Aldeburgh Festivali’nde Britten ve Rostropoviç tarafından yapılan Çello Sonatı’na yer veriyor.
Bir diğer İngiliz çellist Guy Johnston da alışılmadık bir program hazırlamış bu yılki festival için. Sanatçı; Britten’ın hayran olduğu Alman besteci J.S.Bach’ın çello süitlerinden bir seçki ile İngiliz bestecinin Bach etkilerinin görüldüğü viyolonsel süitlerinden ikisini aşina olmadığımız bir sıralama içinde bir araya getirmiş. Britten’ın 1. Çello Süiti’ni (Op.78), Bach’ın 2. Çello Süiti (BWV 1008) izliyor. Konser programı, İngiliz bestecinin 3. Çello Süiti’nin ardından (Op.87) J.S.Bach’ın 4.Çello Süiti (BWV 1010) ile son buluyor.

Benjamin Britten’ın Rostropoviç’e adadığı 3. süit, İngiliz bestecinin dostuna sunduğu ince bir jesti de barındırır. Eser Çaykovski’nin düzenlediği üç Rus halk şarkısından çeşitlemeler taşır. Bu yapıtın bestelenmesi için Britten’ı yönlendiren Şostakoviç’in imzası da yapıt içinde yer alır. Son bölümde Dmitri Şostakoviç’in kendi ismini simgelemek için kullandığı, adının ve soyadının baş harflerini Alman müzik notasyonuna uyarlayarak oluşturduğu dört notalık DSCH motifi, Britten’ın besteciye bir teşekkürüdür. 21 Haziran’da Thorington Theatre’da gerçekleşecek olan bu solo resital Britten’ın kubbesinden hoş sadalar içeriyor.
Festivalde yer alan bir diğer Britten eseri olan Çello Senfonisi ise Gemma New yönetimindeki Britten Sinfonia tarafından 17 Haziran’da, Snape Maltings Konser Salonu’nda seslendirilecek. Solist ise son yılların gözde sanatçısı Laura van der Heijden.
Bu diyarda çakıl taşları fısıldar bir Aldeburgh masalını sonsuza dek.
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.





