Kentlerin Müziği’nde bu ay dümenimizi kuzeye; İskandinav coğrafyasının fiyortlarla bezeli incisine, yedi dağ arasındaki şehir Bergen’e kırıyoruz.
orveç’in en eski şehirlerinden biri ve ikinci büyük şehri olan Bergen’in hikayesi günümüzden yaklaşık 10 asır öncesine uzanıyor. 1070 yılında Kral Olav Kyrre tarafından dağlar arasındaki yeşil çayır anlamına gelen ve bugünkü Bryggen’in bulunduğu Vagen kıyısında kurulan; 12’nci ve 13’üncü yüzyıllarda siyasal ve dinsel yaşamın merkezi olan Bergen zaman içinde ülkenin dünyaya açılan başlıca ticaret kapılarından biri haline geldi. Bu kadim liman kenti günümüzde denizcilik, enerji ve su ürünlerindeki ağırlığı ve güçlü offshore faaliyetleriyle Norveç’in denize dayalı ekonomisinin başlıca merkezlerinden biri.
Kültür varlıkları bir coğrafyanın belleğini bugüne taşıyan unsurlar. Ve Bergen denince zihnimizde beliren ilk simgelerden biri yüzyıllara tanıklık eden Bryggen evleri. Her ne kadar 1702’deki büyük Bergen Yangını başta olmak üzere sonraki yüzyıllarda yaşadığı yıkıcı yangınlar Bryggen’in büyük bölümünü yok etmiş olsa da Bergenliler eski parsel düzeni ve geleneksel yapı biçimlerini koruyarak yeniden inşa etmiş kiremit kırmızısı, hardal sarısı, kırık beyaz ve yer yer turuncuya çalan kızıla boyalı bu masalsı evleri. Bakınca seyre dalıyorsunuz yüzyıllar öncesinden asılı kalan bir zamanın içinde.
Bryggen evleri günümüzde müzelere, küçük mağazalara, sanatçı atölyelerine, galerilere ev sahipliği yapıyor. 1979 yılında UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne aldığı Bryggen evler bu kadim kentin geçmişini adeta yüzündeki çizgilerde taşıyan bir insan yüzü gibi.
TUZLU LEZZETLER
Deniz gastronomisi ise Bergen’in en dinamik kültür miraslarından. Bergen usulü bir balık çorbası olan Bergensk Fiskesuppe beyaz balık ve sebzeleri, -tercihe göre- karides ve midye gibi deniz ürünleriyle, krem kıvamındaki hafif ekşimsi bir tat içinde buluşturan kente özgü lezzetlerinden biri.
Şeker ve tuz karışımında bekletilerek 34preslenen geleneksel bir morina balığı yemeği olan Persetorsk ise kentin imza lezzetlerinden biri. Persetorsk; geleneksel olarak bezelye püresi, arpacık soğan, tereyağlı soslar veya haşlanmış yumurta-tereyağı karışımıyla sunuluyor. Her yıl 28 Ocak günü burada “Persetorsk Günü” olarak anılıyor. Bergen’in denizden beslenen gastronomi kültürünün en canlı ve gözde mekânı olarak öne çıkan Tarihi Balık Pazarı: Fisketorget bu geleneksel lezzetleri tadabileceğiniz ya da kuzeyin o soğuk sularından henüz tutulmuş yöreye özgü balıkların Vågen’de, Bergen Småbåthavn’da teknenizin mutfağına taşıyabileceğiniz orijinal bir yer.

KUZEY DENİZİ’NİN SESİ
Med Nordsjøen ved huset
– mot havets salte blest”
“Kuzey Denizi evimizin yanı başında;
denizin tuzlu yeline karşı…”
Bergenli şair Nordahl Grieg’in dizelerinde; Norveç halk ezgilerini, usullerini ve mitolojisini klasik müzikle harmanlayarak Norveç Ulusal Müzik Ekolü’nü inşa eden öncü isim Edvard Grieg’in müziklerinde, nice sanatçıların eserlerinde; hatta ve hatta yedi dağın tüm bu insanlarının yaşamında görürüz Kuzey Denizi’nin izlerini. “Müziğimde morina balığının tadı olduğuna eminim” sözleriyle niteler Grieg bu yöreye olan aidiyetini.
Bergen halkı için klasik müzik bir yaşam biçimi. Ve Bergen Filarmoni Orkestrası bu yörenin en derin kültürel izlerinden. 1765 yılında kurulan Det Musicalske Selskab adlı cemiyet bugünkü Bergen Filarmoni Orkestrası’nın temeli. Yarı profesyonel bir cemiyet yapısından sıyrılıp kurumsallaşma sürecini tamamladıktan sonra profesyonel bir senfonik topluluğa evrim sürecinde Musikselskabet Harmonien adını alan Bergen Filarmoni Orkestrası 1980 sonrası günümüzdeki adıyla klasik müziğe yön veren bir güç. Nitekim bugün Bergenliler hâlâ orkestradan bahsederken “Harmonien” (uyum) kısaltmasını kullanırlar gözlerindeki ışıkla. Zira bu isim, şehirde 260 yılı aşkın müzik hafızasını simgeler.
Bergen Filarmoni Orkestrası konserlerini Bergen şehir merkezinde yer alan ve ismini 1880 ila 1882 yılları arasında topluluğun müzik direktörlüğü görevinde bulunan ve mirasından bir bölümü orkestraya mali destek sağlamak için vasiyet eden ünlü besteci Edvard Grieg’den alan Grieg Salonu’nda (Grieghallen) veriyor. Üstten bakıldığında devasa bir piyano şekline sahip olan yapı özgün mimarisiyle klasik müziğin en ilgi çekici kültür merkezlerinden. Kayboldum sokaklarında, sofrasına oturdum, müziğini dinledim. Tanıdım en saf haliyle bir kenti.
Samuel Lind’den günümüze pek çok enstrümanist, şef ve besteci bu İskandinav topluluğa sanatsal katkı sağladı; baş şefliğini yaptı. Norveç ulusal-romantik geleneğinin temsilcilerinden olan ve başkemancı ve şeflik görevlerinde bulunan Johan Halvorsen, kemancı ve şef Harald Heide, Macar kemancı ve orkestra şefi Carl von Garaguly, 1964’ten 1985’e uzanan 21 yıllık dönemine damgasını vuran Norveçli Karsten Andersen, İtalyan Aldo Ceccato, Rus Dmitri Kitayenko, Avustralyalı Simone Young, Amerkalı Andrew Litton ve İngiliz Edvard Gardner gibi isimler orkestranın yakın tarihinde mühim yer tutan müzikçiler.
Norveçli çellist ve şef Tabita Berglund, Ağustos 2027’den itibaren orkestranın baş şefliği görevini üstlenecek. Sir Mark Elder Baş Konuk Şef, Jan Willem de Vriend ise sanatsal ortak olarak görev yapıyor.

HARDANGER: TELLERDE SAKLI COĞRAFYA
Bergen Filarmoni Orkestrası yeni sezonu eylülde açtı. Ekim izlencesinde ise Norveç folklorundan çağdaş müziğe uzanan bir seçki bekliyor müzikseverleri. 1 Ekim’de bir dünya prömiyeri var. Orkestranın yerleşik bestecisi Ørjan Matre’nin; Norveç dilinde ‘birlikte, beraberinde’ anlamlarına gelen keman, Hardanger kemanı ve orkestra için yazdığı Attmed başlıklı eserin solisti her iki çalgıda da ustalaşmış 1988 Valdres doğumlu Norveçli kemancı Ragnhild Hemsing. Hemsing; 1694 yapımı Francesco Ruggeri kemanın yanı sıra, bir zamanlar Robert Schumann’ın “Paganini ile aynı seviyede” sözleriyle nitelendirdiği Norveçli keman virtüözü Ole Bull’a ait olan tarihî Jordalsfela adlı Hardanger kemanı çalıyor. Konserde seslendirilecek diğer iki yapıt Matre’nin; Edvard Grieg’in Lirik Parçalar’ını yeniden yorumladığı çalışmasından iki bölüm ve Şostakoviç’in 11. Senfoni’si.
Hardanger geleneğini yaşatan, Hardanger kemanı ve orkestra için yazılmış eserlerin sınırlı olduğundan dem vuran Ragnhield Hemsing; bestecileri bu çalgı için yeni eserler yazmaya davet ettiğini söylüyor. Attmed başlıklı eser de sanatçının siparişi üzerine bestelenen bir yapıt.
Dört telli klasik keman ile karşılaştırıldığında Hardanger kemanında toplam sekiz veya dokuz tel mevcut. Bunların dördü yayla çalınan ve melodiyi duyuran teller. Diğer dört veya beş telse enstrümana kendine has rengini veren, klavyenin altında yer alan ve üstteki tellerin titreşimiyle ses veren rezonans teller. Genellikle sedef kakmalar, mürekkep çizimleri ve sap kısmında oyma bir ejderha veya aslan başı figürüyle süslü bu geleneksel çalgı yöre folklorunun alametifarikası.
4 Ekim’de gerçekleşecek bir diğer konser Rasmus Hella Mikkelsen yönetimindeki Bergen Filarmoni Orkestrası ile ünlü Edvard Grieg Vokal Topluluğu ve Gençlik Korosu’nu bir araya getiriyor. Konser programı; Max Richter’in barok dönem bestecilerinden Antonio Vivaldi’nin ünlü Dört Mevsim adlı eserini yeniden kurguladığı yapıtının yanı sıra çağdaş koro müziğinin önde gelen isimlerinden Morten Lauridsen ve W.A.Mozart’tan seçme eserleri içeriyor.
Ayın son konserinde Mark Elder yönetimindeki Bergen Filarmoni üyeleri genç kuşağın usta piyanistlerinden Pavel Kolesnikov’a eşlik ediyor. Sanatçılar; romantik piyano yazınının en etkili yapıtlarından birini; Rachmaninov’un 3. Piyano Konçertosu’nu yorumluyor. Konser iki gün üst üste. 21 ve 22 Ekim tarihlerinde.
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.





