Kritik Bölge Akdeniz

Bu haberin tamamını Turkcell Dergilik uygulamasıyla hızlı ve kolayca okuyabilirsiniz.

İklim Değişikliği

Tüm dünyada aşırı hava hareketleri artıyor, doğal afetler yaşanıyor. Yakın geçmişe kadar hortumlara alışık olmayan Türkiye, geçtiğimiz ay Antalya’yı vuran hortum felaketiyle iklim değişikliğini daha ciddi konuşur oldu. Peki sıcaklığın artmasıyla Türkiye’yi neler bekliyor?

Yazı: Yazgülü Yüksek

Antalya, kısa bir süre önce hortum ve şiddetli fırtınanın yıkıcı etkisiyle sarsıldı. Antalya’nın Kumluca ve Finike ilçelerinde 24 Ocak’ta yaşanan şiddetli fırtına, devamında Kemer, Demre, Kaş, Korkuteli, Serik, Döşemealtı, Muratpaşa, Konyaaltı, Aksu, Manavgat, Alanya ve Elmalı ilçelerini de vurdu. Kentin birçok noktasında fırtına nedeniyle ağaçlar ve aydınlatma direkleri devrildi. Zarar gören elektrik telleri nedeniyle birçok bölgeye enerji verilemedi. Bazı binalar tamamen yıkıldı, fırtınayla birlikte dev dalgalar oluştu, sular sahil bölgesindeki turistik tesislere kadar ulaştı. Bazı balıkçı tekneleri battı. Çöp konteynerleri ve tabelalar yola savruldu. Şiddetli yağış, kuvvetli fırtına ve hortum nedeniyle biri çocuk, üç kişi hayatını kaybederken 14 kişi de yaralandı. Hızı saatte 133 kilometreye ulaşan hortum sebebiyle Antalya Havalimanı’ndaki uçaklar pistte sürüklendi, otobüsler devrildi. Pistte bulunan polis helikopteri de fırtınaya teslim oldu. Yetkililer maddi zararın 100 milyon liranın üzerinde olduğunu açıkladı. Tüm Türkiye korkulu gözlerle televizyondan gelişmeleri takip etti. Çoğumuzun daha önce görmediği bir doğal afet yaşandı. Peki bu gerçekten olağanın dışında bir durum muydu?

Akdeniz kıyılarında her yıl ortalama 20-30 hortum vakası yaşandığını söyleyen Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah Kahraman, gerek şiddetli konvektif fırtınaların gerekse hortumların Akdeniz ikliminin karakteristik özelliklerinde yer aldığını belirtiyor. Öyle ki tropik kuşaktaki fırtınaların ve benzerlerinin bile Türkiye ve çevresinde oluştuğunu, özellikle son 20 yıldır Akdeniz’de “medicane” denen konvektif siklonların akademik ortamda hayli tartışıldığını kendisinden öğreniyoruz. 1982-2006 yılları arasında en az yedi tane tropik-benzeri siklonun güzergâhı, Türkiye kıyılarına ulaşmış. Ve yükselen deniz suyu sıcaklıklarıyla ileride bu sayının daha da artacağı öngörülüyor. İklim değişikliğinin aşırı hava olaylarına etkisi yadsınamaz bir gerçek. Ancak Kahraman, 1818’de Çeşme; 1914’te iki kişinin hayatını kaybettiği Büyükçekmece; 1930’da 20 kişinin hayatını kaybettiği Edirne hortumlarını hatırlatarak halihazırda yüzleşmemiz gereken bir hortum gerçeğimizin zaten olduğunun ve değişen iklimden önce bunu konuşmamız gerektiğinin altını çiziyor.

DAHA ŞİDDETLİ FIRTINALAR

İsveç, Umea Üniversitesi Turizm Klimatolojisi Uzmanı Doç. Dr. Cenk Demiroğlu, iklim değişikliğinin Türkiye’ye fiziksel etkilerinin sıcaklık, yağış ve rüzgâr gibi iklim elemanlarındaki değişimler ve sıcaklık dalgası, fırtına gibi aşırı hava olaylarının şiddet ve sıklığının artması olarak kendini göstereceğini söylüyor. Bunun somut etkilerine baktığımızda su kıtlığı başta geliyor. Ayrıca tarımsal üretkenliğin düşmesi, ulaştırma, turizm ve sigortacılık gibi mevsimselliğin baskın olduğu sektörlerin yeniden yapılanma gerekliliği, kentleşmenin yeniden gözden geçirilmesi, başta vektörel hastalıklar olmak üzere sağlık riskleri ve hatta güvenlik ve göç dalgaları gibi sosyoekonomik ve politik sonuçlara neden olacağı öngörülüyor. Sera gazı salımları ve ısınma etkileri arasında belli bir gecikme olduğu için dünyamız hemen yarın “sıfır karbon” anlayışına geçse bile geçmiş salımların etkileri, bu yüzyılın ilk yarısında artarak görülecek. Şimdiden görülen etkilerin şiddet ve sıklığı 2030’lara doğru katlanarak artacak. Buzulların erimesi ve okyanuslardaki termal genleşme nedeniyle oluşacak deniz seviyesi artışlarıysa daha uzun vadede, yüzyıl sonlarına doğru hissedilir bir noktaya gelecek.

Antalya’nın kutuplara doğru genişleyen ve aşırı hava olaylarının sık görüldüğü tropikal enlemlere yakın bir kıyı şehri olması nedeniyle şu an bile ciddi risk altında olduğunu hatırlatan Demiroğlu, şiddetli rüzgâr ve yağışla birlikte deniz kabarmalarının, hem kıyı şeridindeki yaşama hem de denizciliğe ciddi zarar vereceğini belirtiyor.

İklim değişikliği ile ilgili yazımızın devamını Mart 2019 sayımızda okuyabilirsiniz.

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın