Liverpool Filarmoni’de Nisan Programı

Liverpool Filarmoni’de Nisan Programı

Liverpool’da müzik yalnızca sahnelerde değil; rüzgârın taşıdığı tuzlu liman kokusunda, tarihin tozlu sayfalarında ve Penny Lane’de yürüyenlerin diline takılan melodilerde yaşamaya devam ediyor.

YAZI: Ozan Binici

Her kentin özgün bir kültür dokusu var ve eğer bir liman kentiyse şayet, evvela kokusu… Yöre sularına demir attığınızda ilkin o rayiha karşılar sizi ve ardından bir martının çığlığına bulanır.

Öyle ki; UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesine alabileceği ölçüde nev-i şahsına münhasır kokusu dışında; Liverpool Futbol Kulübü ve The Beatles, Kuzey Batı İngiltere’nin bu liman kentini tüm dünya şehirlerinden ayrı kılan olgulardan ikisi. Ve her ne kadar bu iki varlık ölçüsünde yüksek eğilim görmese de şehrin işçi sınıfının geleneksel mutfağından gelen “Scouse” ise Liverpool mutfağının simgelerinden.

Tüm bunların yanı sıra şehrin kimliğinde önemli bir yer tutar Liverpudlian müzik kültürü. Dilinde o ünlü şarkı, kaç kişi yürür kim bilir Penny Lane sokaklarında: “Penny Lane is in my ears and in my eyes…” Ve bu eylem belki de en az Beatles üyelerinin, ikonik “Abbey Road” albüm kapağındaki ünlü yaya geçidinden geçme ritüelini yerine getirmek kadar moda.

Amma velakin Liverpool sadece Fab Four (Muhteşem Dörtlü) olarak adlandırılan Beatles üyelerinden ibaret değil. Merseybeat akımının önemli temsilcilerinden olan, o denli ki; Liverpool Futbol Kulübü’nün marşı olmuş, armasında kendine yer bulmuş “You’ll Never Walk Alone” başlıklı şarkıyla büyük bir çıkış yapan Gerry and the Pacemakers, The Searchers ve The Swinging Blue Jeans, 1960’lar müziğinin köşe taşlarından.

Rotanız Liverpool’a çevrildiğinde, 1933 yılında geçirdiği yangın sonrası 1939’da yeniden inşa edilen ve Britanya’nın hâlen varlığını sürdüren en eski senfonik topluluklarından Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası’na ev sahipliği yapan Liverpool Filarmoni Konser Salonu’nda mutlaka ilginizi çekecek birkaç etkinlik bulacaksınız. Burası, yalnızca klasik müzik değil; disiplinler arası izlencesiyle Britanya kültürünün önemli bir bileşeni.

LIVERPOOL FİLARMONİ’DE NİSAN PROGRAMI

Nisan ayı, Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası Salonu’nda zamansız bir ismin, 20’nci yüzyıl popüler müziğinin gözde isimlerinden Billy Joel’in yıllara meydan okuyan parçalarını içeren bir seçkiyle açılıyor. Elio Pace ile grubu, Joel repertuvarından dillere pelesenk olmuş “Piano Man”, “Honesty” ve “Uptown Girl” gibi kült eserleri seslendirecek.

Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası

2011’de yayınlanan albümü “Who You Are” ile dünya çapında ün kazanan, BRIT Award ödüllü, multi-platin satış başarısı elde eden Jessie J ise klasikleşmiş parçalarının yanı sıra yeni şarkılarını gün yüzüne çıkarıyor.

20’nci yüzyıl rock tarihinin ağababalarından Eagles’ın ayrıksı ses rengini yansıtmaları ve üslubunu aslına sadık biçimde icra etmeleriyle ünlenen tribute grup Illegal Eagles ise 2026’da “Hotel California Turnesi” ile 30’uncu yılını kutluyor.

Tüm zamanların en özgün rock efsanesi Jethro Tull da 1968’de yayınladıkları “This Was” albümünden günümüze uzanan dağarcığı içeren bir seçkiyi seslendiriyor.

Tribute grup Illegal Eagles, 2026’da 30’uncu yılını kutluyor

Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası, şüphesiz Liverpool’un kültürel panoramasının en köklü ve simgesel temsilcisi. 1840 yılından bu yana varlığını sürdüren topluluk, İngiltere’nin en eski senfoni orkestrası. Keman edebiyatının gök kubbesinin parlayan yıldızlarından olan 1. Keman Konçertosu ile dinleyeni duygularının engin sularına yelken açtıran Max Bruch, II. Dünya Savaşı’nın o güç yıllarında ve sonraki süreçte adeta fırtınanın ortasında kalmış ve hırçın dalgalarla boğuşan bir geminin kaptanı gibi orkestranın dümenini tutan, onu yeniden yapılandıran Malcolm Sargent ve bu sütunlara sığmayacak daha nice kıymetli isim… Her biri bu liman kentinin müziğine derin izler bırakmış.

ÖNE ÇIKAN KONSERLER

Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası’nın günümüzdeki şefi ise Domingo Hindoyan. Venezuelalı şef, batonu 2021 yılında Vasily Petrenko’dan devraldı. Yılda yaklaşık 70 konser veren orkestranın nisan programı üç özel konseri içeriyor:

Sinema müziklerine ilgi duyanlar masalsı bir akşama hazır olmalı. Star Wars, Harry Potter, E.T. the Extra-Terrestrial, Interstellar, Karayip Korsanları ve daha fazlası… Anthony Inglis yönetimindeki Manchester Konser Orkestrası, yedinci sanatın fantastik dünyasında bir zaman yolculuğuna çıkarıyor dinleyenleri. Sanatçılar, iki usta ismin, John Williams ve Hans Zimmer’in müziklerine ses veriyor.

Ayın bir diğer konserinde Aurel Dawidiuk yönetimindeki Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası, 1993’te İsviçre’deki Clara Haskil Uluslararası Piyano Yarışması’nda birincilik ödülünü kazanan, Berlin Filarmoni, Şikago Senfoni ve Viyana Filarmoni gibi prestijli senfonik topluluklar önünde solist olarak sahneye çıkan Viyanalı piyanist Till Fellner’a eşlik ediyor. Sanatçılar; W. A. Mozart’ın “Figaro’nun Düğünü Uvertürü”nün yanı sıra Mozart’ın KV. 482, 22. Piyano Konçertosu’nu seslendiriyor.

Konser programında yer alan bir diğer eser, romantik dönemin en çok icra edilen yapıtlarından biri: Felix Mendelssohn’un “İskoç Senfonisi.” Besteci, 1829 baharında yaptığı bir gezi sırasında İskoçya’daki Holyrood Sarayı’nın etkisinde kalır. Ailesine, “İşte! İskoç Senfonisi’nin başlangıcını buldum,” diye yazar mektubunda. Mendelssohn’un yerel İskoç dans temalarını kullandığı simge ikinci bölüm, senfoniye adını verir. Ne var ki besteci eseri yıllar sonra, 1842’de tamamlar. Literatürde üçüncü olarak geçmesine rağmen bu, onun yazdığı son senfonidir aslında.

Liverpool Kraliyet Filarmoni Orkestrası, Nisan konserlerinin sonuncusunda Domingo Hindoyan yönetiminde Kazak piyanist Alim Beisembayev’e eşlik ediyor. Sanatçılar, Sergei Prokofiev’in 2. Piyano Konçertosu’nu seslendiriyor. Eserin hikâyesi de oldukça ilginç. 1912-1913 yılları arasında bestelenen konçertonun ilk seslendirmesi 1913’te yapılmış; ancak eserin partisyonu 1917 Devrimi sırasında çıkan bir yangında kaybolunca besteci, 1923’te eskizlerinden ve hafızasından yeniden yazmış. Eser, piyano edebiyatının teknik açıdan en zor yapıtlarından kabul ediliyor ve Prokofiev’in gençlik dönemindeki cesur ve yenilikçi dilini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Orkestranın seslendireceği bir diğer eser olan Çaykovski’nin 5. Senfonisi, romantik dönem senfoni repertuvarının en güçlü örnekleri arasında yer alıyor.

Yazımız her ne kadar bu ayın etkinliklerinden bir derlemeyi içerse de, bir başka vakit bu kentin sularına yelken açarsanız şayet, ıslığınız eksik olmasın Penny Lane sokaklarında.

📱 Dergimizi dijital olarak okumak isteyenler için farklı platformlarda da erişim mevcut.
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.