40 yılı aşkın iletişim kariyerini deniz tutkusu, yelken yarışları ve sosyal sorumluluk projeleriyle buluşturan Serap Gökçebay, bugün hem aktif bir yarışçı hem de Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası’nın mimarlarından biri olarak kadınların yelkende daha güçlü yer alması için çalışıyor.
Yazı ve fotoğraflar: Osman Uğur
Yaşamının büyük bölümünü Kadıköy’ün Suadiye, Erenköy ve Göztepe semtlerinde geçiren Serap Gökçebay’ın hikâyesinde İstanbul’un kıyı kültürünün ve denize yakın büyümenin belirgin bir izi var. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden 1986 yılında mezun olan Gökçebay, meslek yaşamını ise eğitim aldığı alandan farklı bir rotada, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim dünyasında şekillendirdi.
Profesyonel kariyerine Güneş gazetesinde, Halit Kıvanç’la çalışma fırsatı bularak başlayan Gökçebay; Işıklar Holding, ToyotaSA, Opel Türkiye ve McDonald’s Türkiye gibi farklı sektörlerin önde gelen kurumlarında önemli görevler üstlendi. McDonald’s Türkiye’de Kurumsal İletişim Departmanı’nın kuruluşunu gerçekleştiren Gökçebay, 2008 yılından sonra Arzu Çekirge Paksoy ile birlikte kurduğu ARPR İletişim çatısı altında mesleki birikimini ajans dünyasına taşıdı. Yaklaşık 40 yıla yayılan bu kariyer, ona yalnızca güçlü bir iletişim deneyimi değil, insan hikâyelerini dinleme, anlatma ve geniş kitlelerle buluşturma becerisi de kazandırdı.
Açık hava sporlarına her zaman yakın olan Gökçebay’ın yaz aylarındaki tutkusu yelken, kış aylarındaki vazgeçilmezi ise kayak oldu. Yelkenle ilk ciddi tanışması, McDonald’s yönetim ekibiyle Marmaris’te katıldığı üç günlük eğitim sırasında gerçekleşti. Ardından Marmara Yelken’de teorik eğitimler alsa da onu yelken dünyasının gerçek anlamda içine taşıyan gelişme, 2015 yılında düzenlenmeye başlanan Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası oldu.
Kurumsal iletişim dünyasında geçen uzun yılların ardından rotasını denize çevirmedi; aslında iki tutkusunu aynı yaşamın içinde buluşturdu. Gökçebay, bir yandan kadınların yelkende daha görünür olması için çalışan önemli bir organizasyonun gelişimine katkı sağlarken, diğer yandan AG Sailing’in MSI teknesinde aktif bir yarışçı olarak denizdeki yolculuğunu sürdürdü.
Bugün 10. yılını geride bırakan Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası, yalnızca bir yarış organizasyonu değil; kadınların yelkene adım atmasını teşvik eden, yeni yelkenciler yetişmesine katkı sağlayan ve sosyal fayda üreten güçlü bir platform haline geldi. Serap Gökçebay ile iletişim alanındaki uzun kariyerini, denizle kurduğu bağı, yarışçılığı, yazarlık yönünü ve geleceğe dair hayallerini konuştuk.
Denizle ilişkiniz nasıl başladı?
Yüzmeyi hep çok sevmişimdir. İlkokul yaşlarımda, şimdi sahil yolu olan, o zamanlar kıyısından denize girdiğimiz Erenköy’de, yani Marmara Denizi’nde yüzmeyi öğrendim. Son 20 senedir de büyük otellerde, tam pansiyon tatil yapmıyorum. Benim için en güzel yaz tatili, Ege Denizi’nde tekneyle koyları dolaşarak, her sabah farklı bir koyda uyanarak tatil yapmak…

Kadın yelkenciliğine önemli katkılar sağlayan Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası’nı hayata geçirmenizin ardındaki motivasyon neydi?
Çok sevdiğimiz arkadaşımız Diana Misim o sıralarda Sahibinden teknesinde yarışıyordu ve yarışan ekiplerdeki kadın yelkenci sayısının çok az olduğunu fark etmişti. Teknelerde sadece kadınların olacağı bir yarış yapma fikriyle bize geldiğinde çok mutlu olduk ve hemen kolları sıvadık. Bir iletişim ajansı olduğumuz için bunu geniş kitlelere duyurabildik ve ilk günden itibaren her sene artan sayıda tekne katılımıyla kupamızı başarıyla devam ettiriyoruz. Yelken yarışçısı olmam da bu döneme rastladı. O günlerde tanıştığım AG Sailing’in kurucusu Barbaros Sarp, First 40 teknesini MSI sponsorluğunda yarışlara hazırlıyordu ve bir ekip kuruyordu. Bu konudaki isteğimi bildiği için beni de yarış ekibine aldı ve onun sayesinde ben de 10 senedir çok aktif bir yarışçıyım.
10 yıldır büyüyerek devam eden bir organizasyonu ayakta tutmak kolay değil. Bu başarının sırrı nedir?
Öncelikle şunu söylemeliyim; bu organizasyonu hiçbir zaman ticari bir proje olarak görmedik. Elbette bir yelken yarışını düzenlemenin ciddi maliyetleri var. Sponsorluklar ve katılım ücretleriyle bu maliyetleri karşılıyor, kalan geliri ise kadın odaklı sivil toplum kuruluşlarına bağışlıyoruz. Bugüne kadar AÇEV, KEDEV, TOG, UNICEF ve Make-A-Wish gibi birçok kuruluşla işbirliği yaptık. Bu nedenle Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası’nı, kadınların iyiliğe yelken açtığı bir platform olarak görüyoruz.
Bizi ayakta tutan en önemli güç ise her yıl artan ilgi. Kadın yelkenciliğini güçlendirmek ve yeni kadın yelkencilerin yetişmesine katkı sağlamak hedefiyle çıktığımız bu yolda, 10 yılda yaklaşık bin kadını yelkenle tanıştırmış olmak bizim için en büyük mutluluk. Bunun yanında yelken camiasının gelişimine katkı sunabilmiş olmak da en büyük motivasyon kaynaklarımızdan biri.
Yaklaşık 10 yıldır MSI ekibiyle yarışıyorsunuz. Bu ekibin sizin yelkencilik kariyerinizde nasıl bir yeri var?
İstanbul bölgesi yarışlarında 10 senedir MSI teknesinde yarışıyorum. Yarış dünyasına gözümü burada açtığım için doğal olarak tekne ve markayla çok güçlü bir duygusal bağım var. Marmara Denizi yarışları içinde en uzun yarışlar olan Marmara Adası ve Eker Trilye yarışlarına pek çok kez katıldım. İstanbul-Bodrum Deniz Kuvvetleri Kupası’nda ve ardından yapılan Bodrum koy içi yarışlarında iki kere takımda yer aldım. 2023 yılında Büyük Yarış sonrası Bodrum-Marmaris-Bodrum Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda da yarıştım. Bunların dışında ATAK Akademi’nin Göcek – Yunan Adaları kapsamında düzenlediği birer haftalık YY2 ve YY3 eğitimlerine de katıldım ve sertifikamı aldım. 2024 Aralık ayında da ATAK Akademi’nin kurucusu sevgili dostum Ali Türkşen ile Göçek-Atina arasında düzenlenen seyirde de açıkdeniz deneyimimi güçlendirdim.

Yoğun iletişim kariyerinizin yanında bir de yazarlık yönünüz var. Yazmak sizin hayatınızda nasıl bir yere sahip?
40 yıldır işi iletişim olan biri olarak, yazmak zaten işimin ayrılmaz bir parçası ve her zaman severek yaptığım, çok keyif aldığım bir iş… Kişilik olarak gözlem yapmayı, insan hikâyeleri dinlemeyi sevmişimdir. Yıllardır yaşadığım ve tanık olduğum olaylarla doldurduğum heybe, yeni insanlar tanıdıkça, yeni hikâyeler duydukça zenginleşiyor.
Sonbahar Kadınları romanı da buradan çıktı diyebilirim. İyi bir roman okuyucusuyumdur. İyi bir Türkçe dilbilgisine sahip olmanın yanında işim gereği bir konuyu kurgusal olarak formatlama yeteneğim de olduğu için roman çok kolay ortaya çıktı aslında. Okuyuculardan duyduğum güzel geri bildirimlerin benim için değeri ölçülemez. Roman dışında bir biyografi ve bir vakıf için yazdığım belgesel kitaplarım da var.
Deniz sizin yaşamınızın önemli bir parçası. Peki bu tutku kızınıza da geçti mi?
Evet bir kızım var 27 yaşında. 10 yıl önce üniversite eğitimi için Amerika’ya gitti ve hemen sonra da işe girdiği için orada kaldı. Eda için “deniz” yaz tatillerinde Türkiye koylarında tatil yapmak. O da benim gibi otel yerine tekne ile tatil yapmayı sever ama o kadar…
Çocukluğunuz ve gençliğiniz Kadıköy’de geçmiş. O yılların Fenerbahçe’sini nasıl hatırlıyorsunuz?
Çok nostaljik bir cevap olacak ve eminim bunu okuyan gençler çok şaşıracak. Fenerbahçe bizim gençliğimizin buluşma noktasıydı. O zaman şimdiki kafelerin, restoranların olmadığı, herkesin arabalarıyla gelip çay ocaklarından tepsilerle çay servisi yapılan bir Fenerbahçe vardı. Kadıköylü gençlerinin yeni arabalarını göstermek için geldiği, peş peşe dizili arabalarından inip ayakta sohbet ettiği, çok sıcak, çok güzel günlerdi 1980 – 1990’lı yıllar. “Haydi Fener’e gidelim” denirdi ve oraya gitmek, orada arkadaşlarla buluşup çay içmek büyük bir olaydı. Cep telefonun olmadığı, sıcak sohbetlerin yapıldığı, kim arabasını yenilemiş, yeni modele geçmiş gibi masum dedikoduların yapıldığı eski Fenerbahçe maalesef mazide kaldı.
Yelken ve denizle ilgili sizi bugün hâlâ heyecanlandıran en büyük hayaliniz nedir?
Bu yaşında hâlâ hayal kurabilen birisi olarak şunu söyleyebilirim. Deniz ve yelkenle ilgili bir televizyon programı yapmayı çok istiyorum. Türkiye’nin marinalarını, yelken kulüplerini tanıtan, dünyaya ismini yazdırmış Türk yelkenciler ile sohbetleri içeren, haftalık yelken yarışlarından bilgiler ve görüntülerin yer aldığı bir program… Sizin kanalınız ile bu konuya sponsor olabilecek kurumlara seslenmiş olayım…
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.




