Suyun geleceğine yatırım

Suyun geleceğine yatırım

Su yönetimi ve kaynak verimliliği artık geleceğin değil, bugünün gündemi. Kazancı Çevre Tekniği’nin hikâyesi, çevre teknolojilerinin iş dünyası ve denizcilikte neden stratejik önem kazandığını gösteriyor.

İklim değişikliği, kuraklık ve artan su maliyetleri artık yalnızca çevrecilerin gündeminde değil; sanayiden tersanelere, marinalardan yat sahiplerine kadar herkes için stratejik bir konu haline gelmiş durumda. Suyun, geleceğin en kritik kaynaklarından biri olarak kabul edildiği bu dönemde, çevre teknolojilerine yatırım yapan şirketler de yalnızca sürdürülebilirlik alanında değil, rekabet gücü açısından da yeni bir sorumluluk üstleniyor.

1993 yılında mikroorganizma temelli çevre çözümleriyle yola çıkan Kazancı Çevre Tekniği, bugün dört markasıyla 80’den fazla ülkeye ulaşan bir teknoloji şirketi konumunda. Su arıtma, geri kazanım, deniz suyundan tatlı su üretimi ve biyolojik tank çözümleri gibi alanlarda geliştirdiği teknolojilerle sektörün öncü oyuncuları arasında yer alıyor.

Aktif bir denizci olan Kazancı Çevre Tekniği Kurucusu ve Genel Müdürü Artun Kazancı ile su yönetimi, çevre teknolojileri ve denizciliğin geleceği üzerine konuştuk.

Kazancı Çevre Tekniği Kurucusu ve Genel Müdürü Artun Kazancı

Kazancı Çevre Tekniği’nin 1993’ten bugüne uzanan büyüme yolculuğunu şekillendiren temel vizyon neydi?

Başından bu yana tüm faaliyetlerimizi “müşterilerine kazanç sağlayan, yenilikçi ve doğa dostu ürünler sunmak” ilkesiyle yürütüyoruz. Yerli Ar-Ge ve üretim gücümüzü yeni markalarla farklı alanlara taşıyarak bu yaklaşımı uluslararası ölçekte büyüttük.

80’den fazla ülkeye ulaşan bir şirket olarak Türk mühendisliğinin küresel rekabet gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm başarılarımızın arkasındaki itici gücümüzü oluşturan 50 kişilik ekibimiz ve bünyemizdeki dört markamızla, Türkiye’nin yanı sıra 80’nin üzerinde ülkeyi kapsayan ihracat pazarlarımızda faaliyet gösteriyoruz. Bu başarımız, yerli Ar-Ge, üretim ve sahaya özel, müşteri odaklı mühendislik gücünün küresel ölçekte rekabet edebildiğinin somut göstergesi.

2025’te Yalova’daki yeni tesisinize taşındınız. Robotik sistem ve otomasyon yatırımları üretime nasıl yansıdı?

Öncelikle eski tesisimize göre değişen fiziksel koşullarla üretim kapasitemiz iki katından fazla arttı. Bunun, teslim sürelerimizin kısalmasına önemli etkisi oldu. Makineleşmiş üretimin katkısıyla da hem kalite hem de üretim hızında ciddi gelişmeler kaydettik. Bunun pratikteki etkisi, kalite kontrolde düzeltilmesi gereken hataların azalması ve ürünümüzün fabrika içinde daha az zaman geçirerek üretilmesi oldu. Haliyle bu da hem kârlılığa hem de fiyatlarımıza yansıyarak bizi daha etkin bir şirket haline getirdi.

Tersaneler için su yönetimi neden artık stratejik bir öneme sahip?

Maliyet avantajlarının ve doğal kaynak verimliliğinin yanı sıra, gemi inşa, bakım ve onarım süreçlerinin kesintisiz ilerlemesi için su sürekli ve yönetilebilir bir girdi olmalı. Şebekeye ve yerel yönetimin kaynağına bağımlılık ya da su kesintileri üretimi doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle yaz aylarında bu ihtimalin kolaylıkla gerçekleşebildiğini gördük. Bu nedenle arıtma ve geri kazanım, operasyonel sürekliliğin parçası haline geliyor.

Kazancı Çevre Tekniği Kurucusu ve Genel Müdürü Artun Kazancı, su yönetimi, çevre teknolojileri ve denizcilikte sürdürülebilir çözümleri değerlendirdi.

Su kıtlığı artık ekonomik ve operasyonel bir risk. İş dünyası bunun ne kadar farkında?

Su, dünyadaki en kıt kaynaklardan biri ve mevcut suyun yüzde 1’inden azı canlıların kullanımına uygun. Bu nedenle su bilinci artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; jeopolitik, ekonomik ve yaşamsal bir zorunluluk haline geldi. Kamu kurumları, iş dünyası ve uluslararası organizasyonlar, bireysel önlemlerden sanayi süreçlerine kadar geniş bir alanda su sürdürülebilirliği için önemli adımlar atıyor. Bu konu artık teorik bir risk olmaktan çıktı. Özellikle yaz aylarında yaşanan ve üretimi etkileyen sorunlarla kendini doğrudan hissettiriyor. Haliyle iş dünyası bunun yalnızca farkında değil, etkilerini de deneyimliyor.

Gelecekte işletmelerin rekabet gücünü suya erişim belirleyebilir mi?

Sektörden sektöre değişse de evet, olabilir. İşletmelerin kendi suyunu geri kazanıp yeniden üretimde kullanabilmesi, yani bir anlamda su bağımsızlığına sahip olması birçok sektör için üretim sürekliliğini belirleyen unsurlardan biri haline geldi. Müşterilerimiz arasında deniz suyunu proseslerinde kullanılabilir hale getiren veya atık suyunun yüzde 95’ine varan kısmını geri kazanarak yeniden kullanan, bu sayede su bağımsızlığı sağlayan çok sayıda şirket var.

2025’te yürürlüğe giren gri su tesisatı zorunluluğunun sektöre etkileri nasıl oldu?

Düzenlemenin gri su sistemlerinin yaygınlaşmasını hızlandırması bekleniyor. Ancak yalnızca tesis kurmak değil, doğru teknolojiyi seçmek de önemli. Önerdiğimiz biyolojik arıtma ve MBR yöntemiyle geri kazanım kalitesi yüksek, kokmayan ve leke bırakmayan bir su elde ediliyor. Sadece filtrelemeye dayalı, biyolojik giderim sağlamayan yöntemlerle de gri su geri kazanılabiliyor; ancak bu durumda kısa sürede tekrar çürümeye başlayan sudan gelen koku şikayetleriyle bu sistemlerin bazılarının atıl kaldığını da duyuyoruz.

Deniz suyunun teknik proseslerde kullanılabilir bir kaynağa dönüştürülmesi tersanelere ve teknelere hangi avantajları sağlıyor?

Deniz Suyu Ters Ozmoz sistemleri, tersaneler ve tekneler için şebekeden bağımsız, sürdürülebilir bir su kaynağı oluşturuyor. Arıtılan su üretim süreçlerinde, günlük kullanımda ve çeşitli teknik ihtiyaçlarda değerlendirilebiliyor. Bu sayede su teminindeki kesinti riski azalırken işletme maliyetleri de düşüyor. Deniz suyundan kendi kullanım suyunu üretebilen tersanelerde yatırımın geri dönüş süresi bir yıldan kısa olabiliyor. Teknelerde ise özellikle uzun seyirlerde ve uzak bölgelerde su bağımsızlığı sağlayarak operasyonel konforu önemli ölçüde artırıyor.

Aktif bir denizci olarak, Tank Cleaner’ın tekne ve karavan kullanıcılarına sağladığı başlıca avantajlar neler?

Özel ya da ticari yatlarla denizde, karavanlarla karada doğayla uyumlu bir yaşam sürmek isteyen kişilerin sayısı dünya genelinde artıyor. Denizde ve doğada geçirilen her an değerli, ancak pis su tanklarından kaynaklanan koku, taşlaşma ve katı atık birikimi denizcilerin ve karavancıların iyi bildiği sorunlar arasında yer alıyor. Bu problemler kullanım konforunu azaltırken bakım ihtiyacını da artırabiliyor. Probiotic Tank Cleaner bu sorunlara çözüm sunmak için geliştirildi. Taşlaşmayı azaltarak tank ve boru hatlarının daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olurken, katı atıkları sıvılaştırarak boşaltma işlemini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda kötü kokuları ortadan kaldırıyor. Üstelik tüm bunları agresif kimyasallar yerine mikroorganizmaların doğal gücünden yararlanarak gerçekleştiriyoruz.

Kazancı Çevre Tekniği, denizcilikte su yönetimine yenilikçi çözümler sunuyor.

Microlife Probiotic Tank Cleaner’ı geleneksel kimyasal ürünlerden ayıran özellikler neler?

Ürün, aktif madde olarak canlı mikroorganizmalar kullanıyor ve katı atıkları biyolojik dönüşümle sıvılaştırıyor. Bir anlamda arıtma tesislerinde yapılan işlemin bir bölümünü pis su tankına taşıyoruz. Mikroorganizmalar katı atıkları parçalayıp su ve karbondioksite dönüştürürken, kötü kokuları da kaynağında engelliyor. Yüzde 100 doğada çözünebilmesi ve uzun süreli etki sağlaması, onu geleneksel kimyasal ürünlerden ayırıyor.

1993 yılından bugüne sizi en çok gururlandıran başarı ne oldu?

Bunu düşününce, henüz çok küçük, tabiri yerindeyse bir “one man show” şirketken yaptığım ilk ihracat aklıma geliyor. Çok küçük bir iş olsa da en çok gurur duyduğum başarı hâlâ bu ihracatın öyküsüdür. Üstelik o müşterimizle bugün de çalışıyoruz. İlk iş yaptığımızda oğlu küçük bir çocuktu, şimdi işi o yönetiyor. Nesiller boyu süren bu iş ilişkisini kurabilmiş olmak bana gurur veriyor.

Kazancı Çevre Tekniği’nin ve Rielli’nin gelecek vizyonunda hangi hedefler öne çıkıyor?

Çok kısa ifadeyle, bir işi makine yapabiliyorsa insana yaptırmamak gerekiyor. Bunu yalnızca otomasyon ya da yapay zekâ olarak değil, insana verilen değerin bir göstergesi olarak görüyorum. Makine tekrarlayan işleri üstlenirken, insanın daha yüksek katma değer yaratacak alanlara odaklanması gerektiğine inanıyorum. Bunu sağlayabilen organizasyonlar kurabiliyorsak değer yaratan sürdürülebilir şirketler olacağımızı düşünüyorum.

📱 Dergimizi dijital olarak okumak isteyenler için farklı platformlarda da erişim mevcut.
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.