Başo’nun dizeleri ve Takemitsu’nun ezgileri eşliğinde Tokyo sularına açılıyor, kentin marinaları ile saklı kıyı kültürünün izini sürüyoruz.
Tokyo’nun, neon ışıklarla örülü yüzünün ardında zamanın derinliklerinden gelen bir başka silüet gizlidir. Pasifik’in coşkun; bir o kadar da sükut fısıltısını dinler sokakları bu eski su kentinin.
Ne büyük sessizlik…
Kayalara işleyen
ağustos böceklerinin sesi.
Başo- Matsuo Kinsaku

Kiraz çiçeği bahar mevsiminin mührü ise, yazın güçlü bir imgesi; Japon geleneksel şiiri Haiku’da da ‘kigo’ mevsimi gösteren bir belirteçtir ağustos böcekleri. Japon yazınında ve sanatında etkin bir yer tutan; gökdelenlerin arasında kalabalığın içinde yürürken bile parklardan yükselen ve salt birkaç hafta yaşayacak olan bu canlıların yaydığı o güçlü sesler alelade bir olgu değil; Japonya’nın felsefi ve kültürel miraslarından biridir: Var olmanın ve bir o kadar da gelip geçiciliğin estetiğini, momentumun bilincine varmayı, anın döngüsünü olgunlukla kabullenme halini (mono no aware) haykırır tek bir ağızdan usulca…
Bu canlılar; Japon yazınının en büyük şairlerinden biri olan ve Haiku şiir türünün en güçlü figürü kabul edilen Bashō’nun 1689 yılında kaleme alınan ve Oku no Hosomichi (Kuzeyin Derinliklerinin) adlı seyahat günlüğünde kurduğu Haiku’lardan birinde böyle yer eder.
Ustaca bir tezat sanatı işlenir bu satırlarda. Ağustos böceğinin sesi sessizliği bozmaz; aksine, iyice derinleştirir. Uzak Doğu’nun efsununu, müziğine ustaca işleyen Toru Takemitsu’nun yapıtlarında da duyumsarız bu söylemi. Takemitsu da müziğinde sesi, sükunetin içinden doğan bir öğe olarak kullanır.
8 Ekim 1930’da Tokyo’nun Hongo semtinde dünyaya gelen; 20’nci yüzyılın en önde gelen Japon bestecilerinden biri olan Toru Takemitsu, konservatuvar eğitimi almadan, otodidakt bir gayretle kendisini yetiştiren bir müzikçi. Gençliğinin ve sanat hayatının önemli evrelerini Tokyo’da geçiren bestecinin müziksel gelişiminde Yasushi Akutagawa ve Fumio Hayasaka gibi isimlerin içinde yer aldığı sanat ortamı önemli bir yer tutar. Takemitsu’nun yapıtlarında gözlemlenen geleneksel Japon estetiği ile çağdaş dönem müziğini kaynaştırma fikrinin temelinde Hayasaka’nın etkisi görülür.

Bu kadim coğrafyada zamanın izdüşümlerini, suda saklı belleği Başo’nun dizelerinde, Takemitsu ezgilerinde soluruz. Su yolculuğun, nehir geçip giden zamanın tanığıdır. Başo’nun haikularını okumak, Takemitsu’nun müziğine kulak vermek Uzak Doğu ekinine olan en duru temaslardan.
Kentin ritmine has kıyı durakları mevcut Tokyo sularında. Kimi hareketli kimi sakin. Koto bölgesinde yer alan Tokyo Yumenoshima Marina, sadece geniş tekne kapasitesiyle değil, özgün mutfağı ve açık alanlarıyla kentin gözde sosyal-yaşam merkezlerinden. Şehrin tam merkezinde, Chuo bölgesinde yer alan Kachidoki Marina ise kentsel dokuyla iç içe olmayı seven küçük ve orta boy tekne sahipleri için ideal bir lokasyon. Koto’nun Shinsuna bölgesindeki Tokyo Wan Marina da şehrin kalabalığından uzak, yöre denizcilerinin ve tekne sahiplerinin tercih ettiği sakin bir ortam.
Bu sulara demir attığınızda denizde yüzen ışık sarmalına hapsolur gözleriniz bir büyü içinde. Yer yer fiziksel bir illüzyon, bir gözbağı yaşarsınız. Ayna tutar Tokyo suları şehre karanlık çökünce. Bir çiçek dürbünü açılır su yüzeyinde. Ve siz teknenizde; suyun düş gören yüzüne yaslanırsınız dalgalar eşliğinde.
Üstelik, o neon ışıklarla aşık atan, ateş böcekleri doğanın en naif ışıklarını yakar Tokyo sularının. Yaz akşamlarının eskiden kalma bir adeti kayıklarla onları seyre çıkmak. Başo’nun dizelerine şu sözlerle yansımış:
Ateş böceği seyrinde-
Sarhoş kayıkçı
Sarhoş kayık
Çeviri: Oruç Aruoba
Tokyo’da Ağustos ayına özgü bir ritüel de; Asacha. Japonlar, mevsime, amaca ve günün saatine göre yedi farklı türe, vakte bölmüş çay saatini. Bu ritüel, uyum (wa), saygı (kei), saflık (sei) ve dinginlik (jaku) olmak üzere dört temel ilke üzerine kurulu estetik ve ruhsal derinlik barındıran bir kültür. Ve kent ahalisi henüz güne uyanmamışken, sabahın dinginliğinde, bir alacakaranlık vaktinde yudumlanan çayın bereketi artırdığına inanılır.
Bir Japon atasözü der ki; “Yol almış olsan bile; dön! Ve sabah çayını iç.”
Deniz, insanın iç uzamına açılan ruhsal bir alan Takemitsu için de. Her şeyin başladığı ve nihayete erdiği… Bir nev-i varoluşun sorgulandığı meditatif alem.
Bir doğa aşığı olan bestecinin doğa, tını-ses ve sessizlik kavramlarını işlediği eserleri ise onun dünyaca tanınmasını sağlayan ayrıksı yanı. İlkin, alto flüt ve klasik gitar için yazılan Toward the Sea (Denize Doğru) geleneksel Japon bambu flütü shakuhachi’yi, gitarın tınıları ise geleneksel Japon lavtası Biwa’yı anımsatır bize. Yapıt sonraları başka enstrüman ortamları içinde de yazılmıştır.
Eşliksiz flüt için Voice, Itinerant ve Air’in yanı sıra And then I knew ‘twas Wind’ (Ve sonra onun rüzgâr olduğunu anladım) bestecinin en popüler eserleri arasında. Ünlü şef Seji Ozawa yönetimindeki Toronto Senfoni Orkestrası kayıtları ise bestecinin özgün orkestra dilini rafine bir şekilde yansıtan imza albümler. Ve bestecinin Akira Kurosava filmlerine yaptığı müzikler.
Kentin tarihine tanıklık etmek isteyenler için Tokyo Ulusal Müzesi önemli bir nokta. Öyle ki, 1872’den bu yana Japon sanat tarihine derinlikli bir bakış sunan, ilkbaharda kiraz çiçekleriyle bezeli Ueno Parkı’nda yer alan müze, Antik Asya arkeolojisinden samuray zırhlarına, 7. yüzyıl Budist hazinelerinden geleneksel nihonga resimlerine, el sanatlarına ve nice kültür varlıklarına uzanan 120 bini aşkın eseri içeriyor ve yılda ortalama iki milyon ziyaretçiyi ağırlıyor.
1952 yılında kurulan ve İmparatorluk Sarayı yakınındaki Kitanomaru Parkı’nda yer alan MOMAT ise Japonya’nın ilk ulusal modern sanat müzesi. 20. yüzyıldan günümüze uzanan 13 bin parçalık zengin koleksiyonuyla Japon sanatının modernleşme sürecini ve Batı sanat akımlarıyla olan etkileşimini yansıtıyor.
Tokyo’nun Ağustos ritüellerinden birine kurduğum bir Haiku ile son vermek isterim bu ayki yazıma:
Ateş böceği
Sabah alacasında
Sanki bir fener
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.





