Sakin seyir sevenler ve yelken meraklıları için tasarlanmış yepyeni bir keşif yatı.
2024 yılında uzun menzil kategorisinde Avrupa Powerboat Ödülü’nü kazanan Omikron, bu başarıyla gurur duymakta son derece haklı. Zira Yunan yelkenli üreticisi Olympic Marine’in arkasındaki ekip tarafından hayata geçirilen yeni marka için bu model, aynı zamanda üretilen ilk motoryat olma özelliğini taşıyor.
Ocak 2024’te boot Düsseldorf’taki global lansmanında, modelin güçlü bir potansiyele sahip olduğu açıkça görülüyordu. Temel fikir; geniş bir en, uzun bir salma, incelerek uzayan baş formu ve açık kıç tasarımıyla klasik bir yelkenli estetiğini, bir motoryatın sunduğu hacim, pratiklik ve kullanım kolaylığıyla harmanlamaktı.

Bu konsepti daha da cazip hale getirmek adına düşük tüketim ve verimlilik sağlayan küçük hacimli dizel makineler, reçine infüzyonlu gövde üretimi ve hafif karbon fiber kullanımıyla menzil artırılmış.
Tüm bunlar; tek seviyede geniş güverte düzeni, bol ışık alan yaşam alanları ve alt güvertede hem yüksek tavanlı merkezi bir salon hem de aile gezilerine veya charter kullanımına uygun üç veya dört kamaralı yerleşim planıyla desteklenmiş.
İlk izlenim itibarıyla oldukça iddialı görünen bu modelin gerçek performansını değerlendirmek için tersaneyi ziyaret ediyoruz. Atina’daki Omikron merkezinde gerçekleştirdiğimiz deneme seyriyle birlikte, verilen vaatlerin ne ölçüde gerçeğe dönüştüğünü test etme fırsatı buluyoruz.
TASARIM ÖZGÜNLÜKLERİ
OT-60’ın Lorenzo Argento imzalı tasarımı, alışılmış kalıpların oldukça dışında bir karakter sergiliyor. Nispeten kısa ve alçak profilli üst yapı, hem başta hem de kıçta geniş dış yaşam alanları yaratırken, tek seviyede uzanan geniş borda yolları bu alanları kesintisiz şekilde birbirine bağlıyor.
Ancak yerleşimde asıl dikkat çeken unsur, genel tasarımın son derece düşük profilli hissettirmesi. Havuzluktaki, her biri güneşlenme minderine dönüştürülebilen simetrik L tipi oturma grupları oldukça alçak konumlandırılmış. Oturma yüzeylerinin kendi kalıplanmış kaidelerinden dışarı taşacak şekilde tasarlanması, o hantal kütle hissini ortadan kaldırarak güvertenin çok daha açık ve ferah algılanmasını sağlıyor. Sancak kıç omuzluktaki opsiyonel barbekü de bu minimalist yaklaşıma uyum sağlayarak, vardevelalara bağlı, yüzer hissi veren yapısıyla bu sade çizgiyi devam ettiriyor.

Asıl yenilikçi çözüm ise kıçta yer alan menteşeli açılır kol mekanizması. Kapalıyken havuzluk alanını genişleten bu sistem, açıldığında dalış platformu, bir bot vinci ya da uzatılmış bir pasarella olarak kullanılabiliyor. Bu sayede kıç platformda ek bir yaşam alanı kazanılıyor. Test teknesinde bu alan, sosyal kullanım için yerleştirilmiş rahat oturma minderleriyle değerlendirilmiş. Öte yandan, burayı tender yerleşimi olarak kullanmak isteyenler için de yaklaşık 4,20 metrelik bir servis botuna yetecek alan sunuluyor.
Buna karşılık başüstü; ergonomik baş desteklerine sahip ada tipi bir güneşlenme minderi ve baş kamaraya açılan bir çift heç sayesinde ilk bakışta oldukça klasik görünüyor. Ancak burada da dikkat çekici bazı farklılıklar mevcut.
Bunların ilki, ön camın iskele tarafına yerleştirilmiş dikey merdiven. Bu merdiven sizi doğrudan teknenin üst güverte çatısına çıkarıyor. Bu alanda güneş panelleri ve tavan pencereleri için geniş bir yer ayrılmış olmasının yanı sıra, alçak profilli güneşlenme minderleri de bulunuyor. İlk etapta biraz sıra dışı gelebilecek bu düzen, teknenin düşük seyir sürati, cömert genişliği ve yüksek stabilitesi sayesinde son derece güvenli bir kullanım sunuyor. Yine de ekstra güvenlik isteyenler için çevreye yerleştirilmiş vardevelalar ve tutamaklar da ihmal edilmemiş.
Tekrar başüstüne indiğimizde bizi başka pratik detaylar karşılıyor. Örneğin çatıya çıkan merdiven, gerektiğinde iskele borda yoluna taşınarak yüzme için kullanım imkânı sunuyor. Baş koç boynuzları, demirin her iki yanında yer alan baston kapağının altına gizlenmiş. Böylece kirli halatların doğal tik güverteyle temas etmesi engelleniyor. Güneşlenme minderi kaidelerindeki panoramik camlar, baş kamaraya bol doğal ışık gireceğinin sinyalini verirken; alçak profilli üst yapı pencereleri ve güverteyle aynı hizadaki heçler de iç mekân aydınlığı açısından oldukça umut verici görünüyor.
Kamaralara geçmeden önce salon bölümünde biraz daha vakit geçirmek gerekiyor, çünkü iskele taraftaki oturma düzeni oldukça sıra dışı. Burada klasik bir C tipi yemek alanı için yeterli alan olsa da tasarımcılar bunun yerine ağırlıklı sırt dayanaklarına sahip, dilediğiniz gibi şekillendirebileceğiniz derin ve konforlu bir “keyif kanepesi” tercih etmişler.
Ayrıca entegre tepsisi ve bardaklıkları bulunan ters çevrilebilir bir minder ile sancak taraftaki dolaba gizlenmiş açılır bir TV de mevcut. Havuzluğun genişliği, uzun başüstü ve önde yer alan alt salon, ana salonun hacmini bir miktar sınırlıyor. Ancak kıçtaki oturma grubuna yaslanıp arkaya baktığınızda, iç ve dış mekân arasındaki etkileşimin ne kadar başarılı olduğunu görüyorsunuz.
Çatı merdiveni baş tarafa alındığı için üst binanın kıç tarafı tamamen dış dünyaya açılabiliyor; her iki yandaki yukarı doğru açılan pencereler ve merkezdeki iki parçalı kapı bütünlüğü sağlıyor. Bu alan, geniş bir geçiş koridoruyla destekleniyor ve serbest yerleştirilebilen mobilyalar için yeterli alan sunuyor. İç ve dış oturma grupları arasında yer alan enine platform ise içeceğinizi koyabileceğiniz ve dış mekânla etkileşimi artıran mükemmel bir kesişim noktası oluşturuyor.
ETKİLEYİCİ ALT GÜVERTE
Geniş kıç güverte ne kadar keyifli olursa olsun, bu teknenin tartışmasız en dikkat çekici bölümü dümen mahallinin hemen önünde yer alan alçaltılmış salon. Alt güverteyle ana salon arasında yer alan bu ara kat, öndeki camdan bolca gün ışığı alan, iki kat tavan yüksekliğine sahip ferah bir yaşam alanı sunuyor.
Bu bölümde sancak tarafı çepeçevre saran bir mutfak, iskelede ise bir yemek alanı yer alıyor. Bu merkezi yaşam alanının konumu, aynı zamanda kamaralardaki mahremiyet hissini de belirgin şekilde artırıyor.
Biraz daha başa ilerlediğinizde; yüksek baş mesafesi, bol ışık alan heçler ve tavan pencerelerinden gelen bolca doğal ışığa sahip banyolu master kamaraya ulaşıyorsunuz. Bu kamarada duş ve tuvalet bölmeleri, iskele ve sancak tarafa ayrılarak birbirinden bağımsız hale getirilmiş.

Teknenin ortasına doğru ilerlediğimizde ise yaklaşık altı metrelik etkileyici en, iki misafir kamarası arasında eşit şekilde paylaştırılmış. İskelede bir VIP, sancakta ise iki tek yataklı kamara yer alıyor. VIP kamara, farklı seviyelerdeki pencere düzeni sayesinde baş taraftaki kamarayla benzer şekilde bol doğal ışık alıyor. Enine yerleştirilmiş çift kişilik yatak, denizi seyretmenize olanak tanıyacak şekilde konumlandırılmış. Ayrı duş bölmesine sahip özel banyosu sayesinde aynı derecede konforlu bir yaşam alanı sunuyor.
Yerleşim planı ne kadar tatmin ediciyse, inşa kalitesi de aynı derecede güçlü bir izlenim bırakıyor. Kapılar ve bölmeler; ortasında köpük çekirdek bulunan ve kontrplak katmanları içinde mantar-kauçuk kompozit barındıran 44 mm kalınlığında sandviç panellerden imal edilmiş.
Bu katmanlı yapı ses yalıtımı konusunda mükemmel bir performans sergilerken, her bir kapı kasasında bulunan kauçuk contalar sesi daha da sönümleyerek içerideki sessizliğe büyük katkı sağlıyor.
Ciarmoli Queda imzalı tasarım, sadelikle ihtişam arasında dengeli bir çizgiye sahip. Test teknesindeki üç kamaralı yerleşim düzeni muhtemelen pek çok denizseverin kalbini çalacak olsa da charter odaklı dört kamaralı alternatifin sunulması önemli bir avantaj.
Bu düzen tercih edildiğinde, baş taraftaki kamara ikiye bölünüyor; yataklar biraz daha kıça alınırken baş bölüm özel banyo alanı olarak değerlendiriliyor. Bu düzenle birlikte alt güvertede sekiz kişilik konaklama kapasitesi sağlanırken, alt salon ve ana salondaki dönüştürülebilir yataklarla bu sayı dörde kadar artırılabiliyor.
Hatta daha da ileri gidip kıçtaki iki yemek alanını yatağa dönüştürüp üzerini tenteyle kapatırsanız, toplam 16 kişiye kadar yatma kapasitesi elde etmek mümkün. Bu da bu boyutlardaki bir tekne için gerçekten dikkat çekici bir değer.
MİNİMUM TÜKETİMLE SEYİR
Salonun ön kısmındaki alçaltılmış oturma alanı, dümen mahallini ister istemez biraz daha kıça taşıyor; ancak buna rağmen burası hâlâ oldukça sosyal bir kullanım alanı sunuyor. Yardımcı dümenci koltuğuna ek olarak iskele tarafta refakatçi koltukları bulunuyor ve buradan alt kattaki yemek alanına kesintisiz bir görüş açısı sağlanıyor.
Borda yollarına doğrudan çıkış sağlayan bir kaptan kapısı bulunmasa da açılabilir yan camlar mevcut. Ayrıca havuzluğun iskele tarafına opsiyonel olarak eklenebilen ikinci dümen istasyonu, manevraları kolaylaştırarak teknenin bağlama ve yanaşma performansını sorunsuz hale getiriyor.
OT-60’ın Juan-K (Juan Kouyoumdjian) imzalı formu da oldukça dikkat çekici. Keskin girişli, daralan baş formu ve dik borda hatlarının doğal sonucu olarak orta şiddette dalgalarda bile güverteye bir miktar serpinti alabiliyor.
Ancak A Kategorisi sertifikasına sahip bu teknenin seyir konforu belirgin şekilde yumuşak bir karakter sergiliyor ve mükemmel bir rota kararlılığı sunuyor. Dönüşlerde güçlü bir tutuş, düşük hızlarda bile yüksek rota stabilitesi sunarken; teknenin seyir trim’i oldukça düz ve dengeli.
Rafinelik ve konfor açısından bakıldığında OT-60 yine beklentileri karşılıyor. Tekne, 30 knot süratinde planing’e kalkma ihtiyacı olmaması sayesinde V-drive tahrikli daha küçük ana makinelerle (test teknemizde yükseltilmiş Yanmar 4LV250 var) yol alabiliyor.
Bu yerleşim, makine dairesinin ön bölmesinin üst yapının kıç bölmesine kadar uzanmamasını, yaklaşık 1,5 metre daha kısa tutulmasını sağlıyor. Omikron’un titiz ses yalıtım çözümleriyle birleştiğinde ise ortaya oldukça etkileyici bir sonuç çıkıyor. Gürültü seviyeleri rölanti ve düşük süratlerde 40 desibelin sonlarından başlıyor ve tekne yaklaşık 10 knot sürate ulaştığında dahi 50 desibel seviyelerinde kalıyor.

Verimlilik de etkileyici. Test teknemiz bir numaralı gövde olduğu için güncel seriye kıyasla yaklaşık iki ton daha ağır. Bu nedenle tersanenin vadettiği resmi rakamları tam olarak yakalayamıyoruz. Yine de 60ft (18,41m) boyunda ve 20ft (6m) eninde bir tekne için beş knot süratte mil başına bir litre, dokuz knot süratte ise mil başına iki litre tüketim değerleri gerçekten takdire şayan ve sürdürülebilir rakamlar.
Bununla birlikte, OT-60’ın bu kadar dengeli, sarsıntısız ve yeni başlayanlar için uygun bir tekne olması; gaz koluna sonuçlarını düşünmeden asılabileceğiniz anlamına gelmiyor. Tam tersine, sürati 8 knot’tan 10 knot’a çıkardığınızda menziliniz 650 milden 330 mile düşüyor. Sürati 10’dan 12 knot’a çıkardığınızda ise menzil bir kez daha yarıya iniyor.
Meseleye farklı bir açıdan bakacak olursak; 14 knot’lık maksimum süratten 7 knot’lık ekonomik seyir süratine düşmek, menzili neredeyse yedi kat artırıyor. Aynı zamanda gürültü seviyesi de 65 desibelden 51’e kadar geriliyor.
Bunun sonucu oldukça net. Bu tekneyle ilgileniyorsanız maksimum sürat değerini yalnızca gerçekten gerekli olduğu durumlarda düşünün. Bunun yerine 5-9 knot aralığında sakin ve dengeli bir seyirle ilerleyin, manzaranın keyfini çıkarın ve bu teknenin sunduğu sınıfının önde gelen verimlilik ve rafinelik avantajlarını en iyi şekilde değerlendirin.
KARAR
Omikron OT-60, onu anlayabilecek ve değerini bilecek bir zihniyete sahip olanlar için mükemmel bir tekne. Eğer 5-9 knot aralığında sakin bir seyir size uygunsa, yelkenli esintili klasik tasarım dilini benimsiyorsanız, geniş en ölçüsüne sahip 60 feet bir teknede mütevazı bir salon ve flybridge olmamasını sorun etmiyorsanız; OT-60 hem farklı hem de oldukça cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Işık kullanımı, baş mesafesi ve görüş açıları etkileyici seviyede. Kıç bölüm son derece geniş, alt salon keyifli bir yaşam alanı sunuyor ve yerleşim seçenekleri akıllıca kurgulanmış. Seyir konforu ise olağanüstü sessiz bir karakter sergiliyor.
Elbette bu, herkes için ilk tercih olacak türden bir tekne değil. Ancak ona bir şans verdiğinizde; alçak profilli bir yelkenli ruhunu, aydınlık bir gezi teknesi ve uzun menzil kabiliyetine sahip konforlu bir açıkdeniz gezginini bir araya getiren bu özgün konseptin ne kadar tatmin edici olduğunu görmek zor değil.
Aynı zamanda Omikron serisinin geleceği için de fazlasıyla etkileyici bir yol haritası sunuyor.
boranova.com.tr
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.











