Hayallerinin peşinde

Bu haberin tamamını Turkcell Dergilik uygulamasıyla hızlı ve kolayca okuyabilirsiniz.

Güneş Özensoy tek başına Atlantik Okyanusu geçişi

Dünya denizlerinde tek başına dolaşan kadınlar kervanına katılmak isteyen Güneş Özensoy’un hedefi büyük: O Atlantik Okyanusu’nu tek başına geçen ilk Türk kadını olmak istiyor.

Yazı ve fotoğraflar: Kadir Pirasoğlu

Tekne adı : Günes
Boy : 14 metre
En : 3.93 metre
Modeli : Graham Radford 460
Suya iniş tarihi : Mart 2017
Blog adresi : gunesinseyirdefteri.com

Yeni bir tekne ya da uzun yol seyri yapacak kişilerin haberlerini aldığımda kendim yapacakmış gibi heyecanlanıyorum. Sibel Karasu ile bir görüşmemizde Güneş-Hakan Özensoy çiftinin Osman Atasoy’un teknesine benzer bir tekne inşa ettiklerini ve yakın zamanda suya indireceklerini duyduğumda 2016 yılının aralık ayıydı. Hemen Güneş Özensoy’la görüşüp detayları öğrendim. 2012 yılında atölye kurup, çalışmaya başladıkları tekneleri Günes’te sona gelmiş, kalan işlerin tamamlanmasıyla teknelerini suya indirecekleri günü bekliyorlardı. Fakat araya işler girince teknenin suya inişi 2017 Mart ayını buldu. Bu süre zarfında sık sık görüşüp tekneyle ilgili konuştuk ama aralık ayında Güneş Özensoy, “tek başıma Atlantik’i geçmeyi planlıyorum” deyince soluğu yanlarında aldım.

Güneş Özensoy, İzmirli bir avukat. Denize bu kadar yakın olmasına rağmen uzun süre denizden uzak yaşamış. Yoğun ve stresli iş yaşamı nedeniyle boş vakitlerini doğada geçirerek uzun süre dağcılık ve bisiklet sporuyla uğraşmış. Ta ki eşi Hakan Özensoy’la tanışana kadar. 2004 yılında bir arkadaşının tavsiyesiyle amatör denizcilik belgesi almak için sınavlara hazırlanan Güneş Özensoy, Hakan Özensoy’un yardımıyla önce o yıl ehliyetini almış sonra evlenmişler.

Güneş teknesi Baş kamara yatak başı yapılıyor...

Tekne yapmaya nasıl karar verdiniz? Günes ilk tekne deneyiminiz mi?

Hakan’la tanıştığımda o tekne yapmaya başlamıştı. Bir anda kendimi elimde zımparayla ahşap zımparalarken, tiklerde armuz açarken buldum. İlk teknemiz Ferda da Hollandalı tasarımcı Van de Stadt dizaynı, epoksi lamine bir açıkdeniz teknesiydi. Küçük olması nedeniyle Hakan baş kabinde yatmaktan hep şikayet ederdi. Şimdi düşünüyorum da aslında esas niyeti beni daha büyük bir tekne yapmaya hazırlamakmış. O tekneyle denizi tanıdık ve denizde yaşamak fikri içimizde iyice büyüdü. Zaten Hakan, inanılmaz araştırmacı bir kişidir, sürekli araştırır ve öğrenir. Her konuda bilgisi vardır. “En iyi malzemeyi kim yapıyor, nerede, ne zamandır üretiyor?” sorularını sorun, söylesin. Bir konuda çok fazla bilgi biriktirince, o bir çağlayan olup mutlaka akacak bir mecra arıyor kendine. Benim de okyanus geçme hayallerim olunca o mecra, Günes oldu.

Her şeyi kendiniz mi yaptınız?

Teknenin teknik çizimleri üzerinde çok çalıştık, bu aşamada Tibet Makine’nin kurucusu Timuçin Arbak ilerlemiş yaşına rağmen bize dümen palamızı, İngiliz tekerleğini yaptı. Böylece çok büyük ebattaki saclara istediğimiz şekli verebildik. Bu da hem az kaynak yapılmasını hem de sacta gerilim kalmamasını sağladı. Venco Havalandırma’dan İlhan Kenanoğlu’nun destekleri çok fazlaydı, teknede kullandığımız yalıtım malzemelerini bizim için özel ürettirdi. Bu tekneyi yaparken çok güzel insanlar biriktirmiş olduğumuzu fark ettik. Yanımızda olan herkese teşekkür ediyoruz.

Hayallerinin peşinde haber yazımızın devamını Şubat 2018 sayımızda okuyabilirsiniz.

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir