Kikladlar’a Doğru

Kikladlar’a Doğru

Frank ve Fiona Walker, Akdeniz turlarının dördüncü ayağında karışık hava şartları arasında kendi halinde restoranların bulunduğu sakin Yunan adalarına uğruyorlar.

YAZI VE FOTOĞRAFLAR: Fiona Walker

Kış boyunca Zaffina’da mucizeler yaratan teknisyen Pierre’e, Amorgos’a gittiğimizi söylüyoruz. Bize adalar içinde en güzeli olan Levitha’dan geçmemizi öneriyor. Biz de –her zaman olduğu gibi- sabah istediğimiz kadar erken olmasa da kalkıp sakin denizde yola koyuluyoruz. Gökyüzü çelik renginde, belirsiz ufuk çizgisi de aynı derecede metalik gözüken denizle birleşiyor, neyse ki koşulların iyiliği bu renksizliği telafi ediyor. Tam hedefimize ulaşmak üzereyken, Kikladlar ’da her zaman olduğu gibi dalgaların uçları köpürmeye başlıyor, bu yüzden kendimizi şamandıraların olduğu, neredeyse kapalı bir koya atıp rahatlıyoruz. Koya girdikten dakikalar sonra, korunaklı olmasına rağmen soluğan içeri giriyor, rahatsızlık vermiyor ama gövdeye çarpan dalgalar gürültü yapıyor ve sürekli yalpalıyoruz.

Akşama doğru kapalı gökyüzü açılmaya başlarken bir bot koydaki tüm tekneleri dolaşarak 7 Euro’luk makul denebilecek şamandıra bağlama paralarını toplamaya başlıyor. Düşünüyoruz da, Hırvatistan’da aynı lükse sahip olmak için geceliğine 30 Euro ödüyorduk, İtalya’da – daha doğrusu Sardinya’da- 80 Euro etrafa göre nispeten düşük bir fiyattı ve daha popüler koylarda bu meblağ birkaç yüze kadar çıkabiliyordu.

GÖSTERİŞSİZ RESTORANLAR

Bottaki adam adadaki tek restoranın akşam yemeği servisi verdiğini ve rezervasyona ihtiyacımız olmadığını söylüyor. Frank botu indirmeye çalışırken kayışlarının alışık olmadığımız bir şekilde bağlandığını fark ediyor. Kilitleri şişme bölümün altına gelmiş ve ters dönmüş; neredeyse uzanmak imkânsız olduğundan kayışları açmak mümkün değil. Yüzme platformunda botun altına yatıp yarım saat uğraştıktan sonra nihayet kilitleri açıp karaya doğru yola koyuluyoruz.

Engebeli keçi yolundan yürüyerek, ufak tepenin üzerindeki restorana varıyoruz. Muhtemelen burada bugüne kadar gördüğümüz en basit restoranla karşılaşıyoruz ama ufak bir bahçenin içinde, yıldızların altında kurulmuş yalnızca altı masadan birinde oturduğunuzda Michelin yıldızını kim ne yapsın? Seçenekler kırmızı ya da beyaz şarap, kuzu ya da oğlak. Çitlerin gerisinde otlanan oğlakların sesini duyunca kuzu sipariş ediyoruz, öncesinde de sahanda kızarmış nefis saganaki peyniri geliyor. Yıllar sonra bile bu anın sık sık zihnimde canlanarak yatçılığı sevme nedenimi anımsatacağını biliyorum; Azimut’umuz olmasa ne Levitha’ya gelir, ne de bu bakir, gösterişsiz, gözlerden uzak harika yerde yemek yerdik. Zaffina’da hayatımızın özeti bu.
Ayrılmadan önce mutfağa uğrayıp bu lezzetli ve unutulmaz yemek için Mama’ya teşekkür ediyor, Zaffina’ya doğru yola çıkıyoruz.

Kikladlar ‘a Doğru gezi yazımızın devamını Ocak 2020 sayımızda okuyabilirsiniz.

Aralık sayımıza Turkcell Dergilik ve Magzter uygulamasıyla hızlı ve kolayca ulaşabilirsiniz..