Limnos’tan Saronik’e

Limnos’tan Saronik’e

Yelkenler bir kez daha fora! Sema ve Sancar Salbaş, bu kez Çanakkale’den Limnos’a, Alonissos’tan Saronik Körfezi’ne uzanan rotalarında. Sal’ın güvertesinde yazılan denizci günlüğü kaldığı yerden devam ediyor.

Yazı ve fotoğraflar: Sema – Sencer Salbaş

Sema – Sancar Salbaş
Öğle saatlerinde İstanbul’dan çıkmış olduk. Hedef sabah erken saatlerde Çanakkale Boğazı’nda olmak, boğazı gün ağarırken geçmek. Hava soğuk ama rüzgâr tam bültenlerdeki gibi, yelkenle boğaza kadar geldik. Sencer sabah dörde kadar ayakta, hâlâ çok heyecanlıyız. Nöbet tutacağız da tutmayacak olanın uyuması lazım ve fakat mümkün değil, uykumuz gelmiyor. Şurada şöyle oldu, burada benim gözlerim doldu ama ağlamadım, onlar da mı gelmişti diye konuşa konuşa gidiyoruz. Havuzlukta yatmış ve konuşurken sızmışım sanırım. Sabaha karşı da Sencer beni uyandırıp kendi uzanıyor. Dümene ben geçiyorum. Ay olmadığı ve yıldızlar da bulutların arkasında kaldığı için karanlık olacağını sanmıştım ama şehir ışıkları sağ olsun ortam gayet aydınlık. İndirdiğim programlara bile başvurmadan fırt diye geçiyor zaman, güneş kıçtan doğmaya başlıyor. Yoğun haftalar geçirmişiz, yaşımız da var, yorgunuz. Çanakkale Limanı’na girince bir güzel dinleniriz diye düşünüyoruz.

Liman şimdiye kadar gördüğüm en sakin halinde. Kimsecikler yok, kimseyi de beklemiyorlar gibi. Rahatça giriyor ve uyuyacağız diye düşünüyoruz. Az sonra bizim gönderin montajı için KMH’dan yetkili gelecek. O zamana kadar uyuyalım diye dişimizi fırçalıyor ve havuzluğa yatıyoruz. Tam o sırada “Merhaba” sesiyle ayaklanıyoruz. Beklediğimizden çok daha fazla kişiye ulaşmışız meğer sosyal medyadan; ellerinde peynir, tatlı, meyve ve muhtelif nevaleyle bize destek olmaya gelen ve aslında kendilerinin de bu işi yapmak istediklerini söyleyen insanların cıvıltılarıyla doluyor havuzluk. Herkesin ayrı hikayesi var, ben hepsini merak ediyorum. Bu arada herkese nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz. Pazardan gelip torbalarını erzak niyetine bize verenler, evdeki peynirini getirenler… Şaşkınlık içindeyiz, var mıydı bu kadar iyi insan gerçekten?

Gelenlerle sohbet tam gaz devam ederken önce KMH, birkaç dakika sonra da Sailing Just Want ekibinden Görkem’in annesiyle babası geliyor. Ellerinde semizotundan peynire, üzüm çekirdeğinden şeftali turşusuna bir dolu sepet nevale. Çocuklarına hazırlamışlar gibi, soğukta kullanmak için şal bile var. Uzun zamandır bu kadar mahcup olmamıştım. Bu arada Sencer KMH’tan gelen Mert’le beraber gönderi takmak için uğraşıyor. Mert, “Eğer bunu hazır etmeden gitseydiniz ve yolda sıkıntı yaşasaydınız kendimizi asla affetmezdik” diyor.

Akşam oluyor sonunda, yatıyoruz. Sabaha kadar blok beton gibi uyuyoruz. Hep bu cümleyi yazmak istemiştim, gerçek oldu. Ertesi sabah yolcuyuz, Limnos’a gideceğiz. Ve asıl orada dinleneceğiz.

Sema ve Sancar Salbaş‘ın dünya turlarına ait yeni yazılarının devamnını Agustos 2025 sayımızda okuyabilirsiniz.

Dergimizi dijital platformda okumak isterseniz IOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.