Avrupa’da baharla hızlanan olimpik yarış takvimi ve milli sporcularımıza kota baskısı artarken, Türkiye’de J/70 filosunda kalite yükseliyor, rota ise Marsilya’daki dünya şampiyonasına çevriliyor.
Bahar ayları Avrupa’da olimpik hafta yarışlarının başlangıcını müjdeliyor. Güney ülkelerinden başlayarak, mevsimin de etkisiyle kuzey ülkelerine doğru yayılıyorlar. Yelken merkezlerinin birbirine yakınlığı ve ulaşım kolaylıkları da hesaba katılınca; İtalya, Fransa ve İspanya üçgeni yarışlarda aslan payını alıyor. Meteorolojik avantajlarına rağmen Atina Olimpik Haftası bile bölge ülkeleri haricinde katılımcı çekmiyor. Batı Akdeniz üçgeni, gerek açık deniz gerekse centerboard yarışlarının dünyadaki çekim merkezi olmayı sürdürüyor. Bir de bu ülkelere son yıllardaki çıkışıyla Portekiz’i eklememiz gerekiyor. Elverişli rüzgârları ve yumuşak iklimiyle özellikle Cascais büyük ilgi çekiyor.
Olimpiyat Oyunları’nda başarılı olmak kadar, oyunlara katılabilmek için kota almak da bir o kadar zor. Yarışçıların başında Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Kotayı erken alanlar oyunlara çok daha az stresle hazırlanıp daha başarılı olurken, son dakikaya bırakanların olimpiyat maceraları daha çok sürpriz peşinde koşmaya ve ülkeyi temsil etme yönüne doğru gidiyor. Olimpik takım sporcularımız arasında bu konuda en deneyimli ve en başarılı sonuçları elde etmiş ekip ise Nacra’da yarışan Sinem Kurtbay – Alican Kaynar ikilisi. Katıldıkları yarışlarda final grubunun kıyısında gezen ekibimizin, kotaya en yakın sporcularımız olduğunu düşünüyorum.
Hedef Dünya Şampiyonası
Tenzor J/70 serisi Türkiye turunun ilk ayağıyla birleşince, en yüksek katılımlı yarış olarak kayıtlara geçti. Bogatyr ve Gaswar ekiplerinin yarışmayı bırakmalarına rağmen 19 ekip kayıt yaptırdı. Arzu edilen uluslararası katılım sağlanamasa bile Rus ekiplerin ülkemizde yarışması, yarışçılığımızı bir hayli yukarı çekti. Filonun kalitesi yükseldi, birinci ile filonun sonu arasındaki fark çok azaldı. Birçok farklı ekip yarışları önde bitirdi, son güne kadar kimin kazanacağı belli olmadı. 12–16 knot arası, kuzeyli yönlerden sabit esen rüzgâr ise çekişmeli ve zevkli yarışların yapılmasını sağladı.
İddialı Türk ekiplerin çok sayıdaki katılımı, yarışları domine eden Rus ekipleri de tahtlarından etti. İlk kez seriyi Onur Ererdağ birinci, Levent Peynirci ekibi ise ikinci sırada bitirdi. Son güne ise puan puana girdiler. Emir İçgören ekibi ise ilk günkü ısınma yarışlarından sonra filonun üst basamaklarına tırmanmayı başardı.
Biz ise son gün yarışlarında istediğimiz sonuçları alamasak da seriyi şimdiye kadar aldığımız en iyi dereceyle yedinci sırada bitirdik. Sezon başında yaptığımız planlamaya sadık kalarak, her yarışta üzerine koyduk; gönülden geçen olmasa da geçen yıl başladığımız yere göre çok daha iyi bir düzeye ulaştık. Ekibimizin şefi konumundaki Arif Gürdenli, hem yıllar içerisinde J/70 filosunda elde ettiği deneyim hem de organizasyon bilgisiyle ekibi yukarıya doğru taşıdı.
Orient Express J/70 takımının şimdiki hedefi ise Fransa Marsilya’da yapılacak Corinthian Dünya Şampiyonası. Biz yirmili katılımlara “büyük filo” derken, orada 100 ekiple mücadele edeceğiz. Ekipte benim dışımdaki Buğra, Arif ve Efe’nin daha önce bu tip yarış deneyimleri var. Sevgili İsmail Ömür’ün sonsuz teknik katkılarıyla bu yarışı da başarıyla bitireceğimize inanıyorum. Son ve en büyük teşekkür de Zeynep Atabay’a; bizleri sonsuz destekliyor. Ekonomik krizlerin en derinlerinin yaşandığı günümüzde bile her zaman yanımızda olduğunu hissettiriyor.
Adil ve kolayına rüzgârlar diliyorum.
PressReader ve Magzter üzerinden okuyabilir veya iOS uygulamamızdan abone olabilirsiniz.
📖 Hâlâ elinize dergi alıp sayfaları çevirmek sizin için ayrı bir keyifse, dergimizi Shopier üzerinden satın alabilir ya da abonelik başlatabilirsiniz.




