Açıkdeniz tutkusu satılık değil!

Açıkdeniz tutkusu satılık değil!

Yelken yarışlarında tanıtım, organizasyon ve sponsor gücü başarıyı belirlerken, açıkdeniz yarışları hâlâ tutkuyla yaşayanların omuzlarında yükseliyor.

Fotoğraf: Ömer Şehit

Aegean 600’ün ardından Güney Yarışı için de yaptığım planlar iptal oldu. Önce Aegean 600 yarışına gireceğim Musuko ekibi, kendilerini rotaya yeterli görmeyip yarışa girmeme kararı aldılar. Güney Yarışı’ndan çok kısa süre önce de Cheetah TP52 yeni sahibine satılınca 2025 sezonunu açıkdeniz yarışı yapamadan kapatmış oldum. Gelecek yıl çok daha iyi organize olmam gerek, en azından bir 600 millik yarışa katılmak istiyorum.

Birbirine çok yakın tarihlerde düzenlenen, Ege Denizi’nin iki yakasındaki yarışlar sağlıkla bitti. Bizimkinin rotasını incelediğinizde sahilden uzaklaşmanın yarattığı güvenlik endişeleri filonun büyümesini engelliyor. Bu yıl her iki yarışı da sosyal medyadan izledim. Güney Yarışı, yarıştan çok kısa süre öncesinde yayınlara başladı; ekiplerin tanıtımı, rota vs.

Aegean 600’de ise sosyal medya bombardımanı hiç bitmedi, websitesi ve diğer sosyal medya hesaplarından yarışın tanıtımını ve reklamını yaptılar. Yarışın ön kayıt aşamasında ekip üyeleri tek tek kaydedildiği için, yarışçılara bilgilendirme ve tanıtım içerikleri ayrıca e-posta yoluyla da ulaştırıldı. Sonuçta yarışlara kayıt sayıları arasında büyük fark oluştu.

Ülkemizdeki yarış filolarının gövdesini yelken okulları oluşturuyor. Yelken sporuna büyük katkıları olduğuna inanıyorum. Birçok büyük şirketi, organizasyonu spora çekiyorlar. Elbette ki amaçları bu işten kâr etmek. Satamayacakları ya da satamadıkları yarışlara girmemeyi tercih ediyorlar. Günlük yarışlar, renkli kupa dağıtım törenleri, yarışların satılılırlığını artırıyor. Ciddi sayıda kupa dağıtıldığından, tüm ekipler sezon içerisinde birçok kez kürsü keyfini yaşıyor. İş açıkdeniz yarışlarına geldiğinde ise durum farklılaşıyor. Sahil yarışlarında birkaç iyi yelkencinin etrafında eğitim alan öğrencilerle kurulan ekipler idare ederken, açıkdeniz yarışlarında bu formasyon pek işlemiyor. Ekip yetersizliği, teknelerin bu tip yarışlar için gerekli donanımının olmaması, açıkdeniz yarışlarının kayıt sayılarının çok düşük kalmasına neden oluyor.

Yarış takvimimizdeki ilk kurban Marmara Adası yarışı oldu. Orsası olan tek açıkdeniz yarışı, daha önce saydığım nedenler ve daha da önemlisi yıllarca bu yarışı destekleyen sponsorun yitirilmesiyle şimdilik tarihe karıştı. Donanma desteği ve yabancılar olmasa yerli filoların hiç destek vermediği Güney Yarışı da topun ağzında. Katılım ekipler için yorucu ve riskli, yarış organizasyonu pahalı ve satması zor.

Açıkdenize çıkmak, mesafe kat etmek tutku meselesi. Bu tip uzun mesafe yarışlarının en önemli getirisi, dayanıklılık, doğa ve arkadaşlık. Satılacak ürün olarak düşünüldüğünde anlamını yitiriyor gibi geliyor bana. Bu tip yarışlar için mutlaka tutkulu tekne sahiplerini işin içine çekmemiz lazım. Açıkdeniz macerasını yaşamayı düşleyen, yarışçılığın bu yönünü merak eden kişileri bulup aramıza katmamız gerek.

Güçlü sponsorlar yarışların görünüşünü ve etkisini hemen değiştiriyor. Markaların halkla ilişkiler ekipleri, ürünü satmak için her olanağı sonuna kadar kullanıyorlar. Aegean 600’ün resmi zaman tutucusu Rolex’in websitesine bakın, 5 Temmuz 2026 tarihini göreceksiniz. Gelecek yılki yarışın start günü. Biz Güney Yarışı’mızın ne tarihini ne de rotasını bilemiyoruz. Belki de baskılara dayanamayıp, rally tarzındaki eski rotalara geri dönülecek. Umarım yarışımızın bu formatı daha uzun yıllar aynı kalır. Güçlü sponsorluklar, iyi tanıtım ve ciddi yarış yönetimiyle gelişerek büyür.

Adil ve kolayına rüzgârlar dilerim.