Türkiye'nin en büyük süperyat marinası

Denize Açılan Hayaller

Bu haberin tamamını App Store, Turkcell Dergilik ve Magzter uygulamasıyla hızlı ve kolayca okuyabilirsiniz.

Hayatta güzel günler de var, sıkıntılı günler de… Biz sıkıntılı günlerimizde hep mavi mavi hayaller kurduk ve gerçekleştirmek için çok çaba harcadık. Şimdiyse açıkdenizlere açılma ve mavilikler içinden dünyanın farklı güzelliklerine ulaşma vakti.

YAZI VE FOTOĞRAFLAR: Oya Ergeneci

Denizin büyülü dünyasıyla tanışmamız 2000’li yılların başında kiralık bir tekneyle yaptığımız tatille başladı. Tatil formatıyla başlayan deniz aşkımız zamanla tutkuya dönüştü. Aslında yaşadığımız yer Ankara, enteresan bir şehir; istatistiklere göre Türkiye’de en fazla amatör denizcilik ehliyeti bu kentte bulunuyor. Yaşadığımız gri Ankara’yı derin maviye boyama hevesiyle mi, yoksa bu kuru kentin denize olan hasretiyle mi bilinmez biz de katıldık bu denizci kervanına…

Gördük ki denizde algılarımız açılıyor, saf yaşam enerjisiyle doluyoruz. En küçük ve basit detaylar yaşamsal önem kazanırken, karasal dünyanın kocamanları; markalar, borsalar, sahip olmalar önemsizleşiyor. Denizde, göçebeliğin özgür dünyası, medeniyetin ve kentin geçici değerlerini dümdüz ediyor. Teknede, dünyanın bütün denizleri sizin bahçeniz, gözünüzün değdiği tüm güzellikler manzaranız oluyor. Günlerdir giydiğiniz şortun üstüne geçirdiğiniz temiz bir tişörtle dünyanın en güzel kadınına dönüşüyorsunuz. Ufacık bir düğümle sorun çözen sevgiliniz, gelmiş geçmiş bütün kahramanlara taş çıkartıyor. Bol sarımsaklı makarna hayatınızda yediğiniz tüm güzel yemeklerin önüne geçiyor. Her gün doğumu ve batımında evrenin mucizesine tanıklık ediyorsunuz.

Oya-Atacan-Mert Ergeneci

Oya-Atacan-Mert Ergeneci

Kim olduğunuzun, nereli olduğunuzun önemi kalmıyor ve siz artık ‘Okyanus Cumhuriyeti’nin bir ferdi oluyorsunuz. Farklı farklı yaşamların, alışkanlıkların, yemelerin, içmelerin ve zamanların ortağı oluyorsunuz. Yaptığınız rotalarda izinizi bırakırken oraların izleri, arkadaşlıkları, tatları, yaşanmışlıkları yanınıza kâr kalıyor. İşte tam da bu noktada tüm bu yaşadıklarımızı paylaşmak, denize ve tekne yaşantısına olan tutkumuzu anlatmak istiyorum. Ancak nereden başlayacağımı bilemiyorum. Akış nasıl olmalı, bu işin felsefesi mi etkin olmalı, gezi notu tadı mı taşımalı? O mu, bu mu derken zaman hızla akıp ilerliyor ve benim amatör duygularım klişeleşmeye başlıyor. Ben de affınıza sığınarak ve zaman zaman haddimi aşarak bizim hikâyemizi olduğu gibi aktarmaya karar verdim. Buyurun bizim gözümüzden deli mavi; okyanus, Akdeniz ve masalsı dünya…

Okyanus Göçebeleri yazı dizisinin ilk bölümünün devamını Ekim 2020 sayımızda okuyabilirsiniz.

Bu yazının tamamını App Store, Turkcell Dergilik ve Magzter uygulamasıyla hızlı ve kolayca ulaşabilirsiniz..

Bir Cevap Yazın