Cennet mi, Cehennem mi?

arc-rallisi

Her yıl yapılan Atlantik Rallisi (Atlantic Rally for Cruisers), bu yıl bazıları için zorluklarla dolu bir yetenek ve denizcilik sınavı oldu.

Aileniz veya arkadaşlarınızla açıkdenizde hafif bir rüzgârla ilerlediğiniz, sakin okyanus sularını izlediğiniz sıcak bir gün hayal edin. Cennet mi? Cehennem mi?

Böyle bir günde Pearl Bali adlı katamaranda Barry Harmer ve Irina Yatsenko, yetişkin kızları Polina, Alyona ve arkadaşları Brandy, yelkenlerin ancak hareket ettirdiği tekneyi izlerken biraz eğlenmeye karar veriyorlar. Denize çıkmaya karar verdikleri 2014 yılında aldıkları Catana 4.3 katamaranla ralliye katılan aile çizgili denizci tişörtlerini giyiyor ve Harry Nilsson’un Put the Lime in the Coconut şarkısına playback yaptıkları bir video çekiyorlar.

Juan K tasarımı sürat makinesi Rambler 88’de ise tamamı seçme 18 profesyonelden oluşan ekip günü trim yaparak ve sadece sürate odaklanarak geçiriyor, burada akşam yemeğinde taze balık veya gün batımı içkileri yok. Daha gerilerden gelen 53ft bir gezi teknesinde yarışan ve her biri, birden fazla okyanus geçişi ve dünya turu tamamlamış dört kişilik mürettebat ise önlerinde uzanan ayna gibi pürüzsüz okyanusa ve yukarıda umutsuzca çırpınan yelkenlerine bakıp oltalarını toplamaya, floku sarmaya ve makineyi çalıştırmaya karar veriyor. Saint Lucia onları bekliyor.

Tüm zamanların hem en hızlı hem de kayıtlara geçmiş en yavaş Atlantik Rallisi ile karşı karşıyayız. Rambler 88, Las Palmas’tan Saint Lucia’ya ortalama 16,8kt süratle tamamladıkları geçişte finişe 8 gün 6 saat ve 29 dakikada ulaşarak yeni bir rota rekoru kırıyor. Andrew Cape’in navigatörlüğündeki ekip start sonrasında orta Atlantik’te oluşan küçük bir karmaşayı avantaja çeviriyor ve çok daha kuzeyli bir rota izleyerek yükseldikten sonra hızlı bir apaz seyriyle Saint Lucia’ya yol alıyor. Ancak, VO65 Team Brunel’in geçen yıl kırdığı rekoru sadece 1 saat 10 dakikayla kırmak için çok sıkı çalışmaları gerekiyor.

Öte yandan, ortalama bir gezi ekibi için geçiş normalden daha yavaş gerçekleşiyor ve genel deneyimler kiminle konuştuğunuza bağlı olarak değişiyor. Bol balık, Atlantik’in ortasında yüzme molaları, yunuslarla balinalar ve çok lezzetli yemekler deneyimlerde yaygın olarak rastlanan noktalardan.

Bu yılın Atlantik geçişi bugüne kadarki en geniş katılım olan 291 teknenin toplamda katettiği 800 bin mil ve bazı ciddi olaylarla anılacak. Bir tekne battı, bir diğeri direk kırarak bir süperyatın yedeğinde St Maarten’e çekildi, bir teknenin mürettebatından bir kişi hastalanınca tekneden Fransız Donanması tarafından hava yoluyla alınarak Martinique’e taşındı. Bir ekip dümen palasını kaybetti ve başka iki teknenin kaptanlarının yardımıyla bir dümen üretip finişe gitti. Ralli birçok fedakarlık ve kahramanlık hikayeleri yanında bazı hile dedikodularıyla da anılacak. Rallideki beş kardeş tekneden biri olan More 55 (İtalyan tasarımı, Hırvatistan üretimi) Lady Nor dümen palasını kaybettiğinde Las Palmas’tan 850 mil mesafedeydi. Mürettebat öğle yemeğini henüz bitirmişti ve tekne dümen kontrolünü kaybettiğinde tabaklar hâlâ masadaydı.

atlantik-rallisi-angels-share

Acil durumda dümen palası inşası

Mürettebat bir balinaya çarptıklarını düşünüyor. Sonradan dümen şaftının alt bölümünün biraz eğilmiş olduğu görülmüş.

Tekne hızlı bir dönüşe girerek istemsiz kavança atıyor. “Teknede her şey havada uçuştu,” diyor Slovenyalı Kaptan Sandi Fon. Mürettebattan biri düşerken sol gözünün altında bir noktada yüzü kesiliyor ve elmacık kemiği kırılıyor. “Ortalık kan revandı.” O ve ekibi dümen sistemini kontrol ediyor, ancak gövde içinde bir sorun görünmüyor. Dümenin etrafının tamamen kuru olduğu görülüyor. Oysa tekne dümen dinlemiyor. Anayelkeni indiriyorlar ve tekneyi rüzgaraltına döndürmeyi başarıyorlar. Bir kişi suya atlayarak dümeni kontrol ediyor. Dümen palasının şafttan ve paslanmaz iskeletten koptuğunu görüyor.

Gece olurken Fon, Kanal 16’dan bir çağrı yapıyor. Üç ARC teknesi birkaç saat içinde yanlarına ulaşıyor. “Gece gerçekten çok kötüydü,” diyor Fon, “ekip çok korkmuştu ve bazıları tekneyi terk etmek istiyordu.”

Gündoğumunda hazır bekleyen teknelerden ikisi yine birer More 55 olan Lia of Sweden ve Mrs Robinson’du. Kaptanlarla yapılan görüşme sonunda Lady Nor’un mürettebatının diğer iki tekneye alınmasına ve kaptanların Lady Nor’a geçerek geçici bir dümen palası inşa etmelerine karar veriliyor. Mürettebat botla diğer teknelere taşınıyor, ancak geçişlerden biri sırasında birkaç metre ötede bir balina yüzeye çıkıyor. Fon “Lütfen şimdi sıçrama,” dediğini hatırlıyor. Üç kaptan ve Lady Nor’dan iki kişi pala üzerinde çalışmaya 08.30’da başlamış. Güvertede geçici bir pala üretmeyi planlamış ve üstesinden gelmişler. Bunun için iki farş tahtasını delerek biraraya getirmişler ve bir radar reflektöründen çıkan alüminyum parçalardan yaptıkları bir menteşeyi ön kenara bağlamışlar. Dümen kısmen açılmış bir kitaba benzemiş ve şaftın, paslanmaz iskeletin ve kalan köpüğün üzerine geçecek şekilde tasarlanmış.

Batmasını sağlamak için yedek demiri kullanmışlar ve palayı kıç taraftan denize sarkıtmışlar. Palayı yerine getirmek için altı halat kullanmışlar. Gün boyunca iki kişi, Lia of Sweden’dan Fredrik Olsson ve Staffan Andren suda çalışmış. Bu, teknenin 2m dalgalarla sürekli yukarı aşağı hareket eden kıçı nedeniyle zor ve tehlikeli bir iş olmuş.

İkisi yaklaşık dokuz saat boyunca suda gözlük ve şnorkel kullanarak çalışmış. Şaft üzerindeki yerine alınıp sabitlenmeden önce palanın doğru konuma getirilmesi için sürekli dalıp çıkmışlar. Pala şaft üzerindeki yerine gelince sudakiler palayı arka kenara yakın yerlere açtıkları deliklerden geçirdikleri halatlarla ayakkabı bağcığı gibi bağlamışlar. Bu halatların gerilmesi için sintine pompası kolunu kullanmışlar.

Geçici pala orijinalin yaklaşık yarısı boyunda olmuş ve günün sonuna doğru yerine bağlandığında Lady Nor’un camadana vurulmuş anayelkeniyle düşük bir süratte ilerlemesine olanak vermiş. “Yerinde kalması için dua ediyorduk,” diyor Sandi Fon.

Mürettebat tekneye dönüşünün sonrasını anlatıyor Fon: “Las Palmas’a 900 mil orsa veya Saint Lucia’ya 2000 mil apaz seyir arasında seçim yapmam gerekiyordu. Daha güvende olduğumuzu ve bir ekip olursak yola devam edebileceğimizi açıkladım. Yelkenle seyir yapabiliyorduk, ancak her gün iki kez sualtını kontrol ediyor ve bazı halatları değiştirmek ve bazı ayarlar yapmak zorunda kalıyorduk. Genellikle 5-8kt süratle ilerliyorduk. Finişe 100 mil kala balon dahil tüm yelkenleri açmaya ve finişte şık bir görüntü vermeye karar verdik. Denizde geçen 19 gün (starttan itibaren) sonunda hattı geçtik ve 25 teknelik sınıfımızda dokuzuncu olduk.”

Filoda başka yardım hikayeleri de var. Hanse 415 Somnium teknesindeki Sven Brüggermann (29) ve Mart Friese (24) havanın sakin olduğu bir anda durarak mandarlardan birini kaybeden İsviçreli iki kişilik bir ekibe yardım etmiş.

İkili Roland Bechtiger’in Beneteau Oceanis 55’i Scallywag’e yüzmüş ve Brüggermann direğe tırmanarak yeni mandarı donatmış. Sonra iki Alman yüzerek teknelerine dönmüş ve yola devam etmiş. Kararsız rüzgâr ve sakin bölgeler bazılarını rahatsız ederken bazıları için deneyimin bir parçası oluyor. Bir charter yarış teknesi olan Grand Soleil 43 Quokka’nın kaptanı Philippe Falle Las Palmas’tan ayrılmadan önce hiç birlikte yelken yapmamış dokuz kişiden oluşan bir ekiple katılmış. Rüzgâr genelde hafif olsa da tekneyi çok iyi kullanarak sadece kısa bir süre için 4kt altına düşmüşler. Falle, “Yaklaşık 20 dakika için sıfır tekne sürati ve sıfır rüzgâr sürati gördük,” diyor.

Bu Falle’nin Quokka ile üçüncü olmak üzere dördüncü ARC katılımı. Bu yıl finişe 17,5 günde gelmişler, en hızlı geçişi ise 13,5 gün olmuş. “Bu çok yoğun geçen bir ARC oldu. Çok daha fazla konsantrasyon gerekiyordu. Yarışın büyük bölümünde ay yoktu, bu nedenle gece dümen tutmak oldukça zordu,” diyor Falle. Ticaret rüzgârları başladığındaysa güçlü sağanaklar ve boralarla karşılaşmışlar. Falle’nin özellikle ARC’deki önemli rakibi, Scarlet Oyster ile katılan Ross Applebey ise yarışı Quokka’nın önünde bitirerek sınıfının kazananı olmuş.

Ezeli rakipler birlikte daha güneyli bir rota izlemiş, ancak geçişin bir yerinde Quokka’nın Fleet geniş bant uydu haberleşme sistemi arızalanınca hava tahmin dosyalarını alamaz olmuş. “Ross’a bilgi verdim, bana ‘Senin için rota vermemi ister misin?’ dedi.” Ross’un verdiği rota Quokka’yı çok hafif rüzgârı olan bir bölgeden kurtarmış.

Falle bu centilmen sporcu için şöyle diyor: “Scarlet Oyster 10 yılı aşkın süredir en güçlü rakibimiz. Ancak, Ross Applebey onu geriden sıkı şekilde takip ediyor olmamıza rağmen inanılmaz rekabetçi doğasını bir kenara bıraktı ve bize mükemmel bir hava rotası sağladı. Ross Applebey, sen gerçek bir centilmen ve gerçek sportmenliğin mükemmel bir örneğisin. Sana karşı yarışmak bir zevk ve ayrıcalık. Teşekkür ederim.”

ARC ekiplerinin sportmenliği ve birbirlerine her tür yardım ve desteği sağlamaya hazır oluşları bu ve diğer gezi rallilerini ve katılımcıların davranışlarını yıllar içinde farklı kılan noktalardan bir tanesi. Atmosfer ve dostane davranışlara inanmak için bunlara şahit olmak gerekiyor. Ayrıca Andrew Bishop’un ARC ekibi herkese yardım için çok büyük çaba harcıyor.

Ancak, insan doğası gereği rekabetçilik bazen daha karanlık yollarla devreye giriyor. Belki de bu yılın hafif rüzgârları nedeniyle, makine kullanım saatleri hakkında pek çok homurtu duyuluyor ve bazı ekiplerin bildirdiklerinden daha fazla makine kullandıklarından şüpheleniliyor.

ARC, ralli olarak adlandırılmış olabilir, ancak her sınıfta rekabet var. Yarış divizyonunda hareket etmek için makine kullanımına izin verilmiyor, ancak gezi sınıflarında belli bir ceza karşılığında bu mümkün. Ceza miktarı şartlara bağlı olarak değişiyor ve finişe kadar bilinmiyor, ancak her durumda sakin suları geçerken “stratejik” makine kullanımına neden oluyor. Bu durumda makine saatlerinin kaydı ve toplam sonuçlar kaptanların dürüst bir bildirim yapmasına bağlı oluyor.

Bu yıl bazı ekiplerin ödüle ulaşmak için çok kısa süreler bildirdikleri, ancak günler boyunca makine-yelken seyri yaptıkları çok konuşuldu. “Bu iddialar yeni bir şey değil,” diyor rallinin organizatörü World Cruising Genel Müdürü Andrew Bishop. “Konu tartışmalı. Söylentiler başladığında katılımcılara bir protesto verilmediği sürece hiçbir şey yapamayacağımızı söyledik. Hiçbir protesto da verilmedi.” Ödül töreninden sonra verilen iki protesto, sürenin geçmiş olması nedeniyle geçersiz kabul edilmiş.

atlantik-rallisi-angels-share-uyku

Rahatla ve yelken keyfine bak

Ancak bazı ekipler asgari bir sürati yakalamak için günler boyunca makine kullanıyor ve Saint Lucia’ya varışta 100-200 saat arası kullanım bildiren birkaç kaptana rastlanıyor. Sanırız ARC kısmen yelken kısmen bir transfer seyri. Burada uzun okyanus seyirlerinde davranışlar ve bu seyre yaklaşımlar konusunda ilginç sorular ortaya çıkıyor. Artık insanların buna sabrı yetmiyor mu? Hayat yavaşlayamayacağımız kadar hızlı mı? Çalışmadan geçen zaman ölü zaman mıdır?

Kendi adımıza konuşursak, pek çok insanın bunun için yıllar boyunca plan yaptığını, hayal kurduğunu ve hazırlandığını ve sonrasında en aceleci sonuca ulaşmak için ellerinden geleni yaptığını görmek çok şaşırtıcı. Genellikle tüketilen yakıtın maliyetiyle herkesin business klas uçması ve çok daha kısa sürede karşıda olması mümkün. Bu durum bize çılgınca geliyor. Andrew Bishop, “Buna katılıyorum,” diyor “90’ların başında düzenlediğimiz ARC’lerde finişten sonra 25-30 tekneyi bekler ve onlar için ikinci bir parti düzenlerdik. İnsanlar Atlantik geçişinden keyif alırdı. Yelkencilik bu yönde değişti. Artık insanlar yolculuktan keyif almaktan çok varış noktasına ulaşmakla ilgileniyor. Herkesin rahatlayıp yelkenden keyif alması gerek.”

Tamamen rahatlamasanız da, sürekli ilerlemeye çalışmanın mücadelesinden keyif alabilir ve sıkıntının mücadelenin bir parçası olduğunu öğrenebilirsiniz. Volvo Ocean Race’in eski CEO’su Knut Frostad da böyle düşünenlerden. Frostad bu yıl Outremer 5X katamaranı Nemo ile çok gövdeliler sınıfının kazananı olurken sadece yelken kullanmış. “Gerçekten çok keyif aldım. Çok daha az rekabetçi bir ortam olacağını sanıyordum, ancak rekabet çok sıkıydı ve bunun nedeni ön sıralardaki profesyoneller değil, tüm sınıflardaki yelkencilerdi. Bu çok hoşuma gitti. Benim için makine kullanımı yeni bir şeydi. Ekibe hiçbir şeyin bana makine kullandıramayacağını söyledim. İkinci gün tamamen durduk ve birden 30-40 teknenin makine seyriyle yanımızdan geçip gidişini izledik.”

“Bu bir gezi yarışı olmakla birlikte, sanırım doğru kararlar alabilmek hâlâ çok keyifli. Yelkende böyle pek çok belirsizlik var ve önceden tahmin edilememesi işleri ilginç kılıyor. Daima bir çıkış kartınız varsa, seyir o kadar da eğlenceli olmuyor.”

Felsefi yaklaşımlar

Frostad ve ekibi yarışmış olabilirler, ancak bundan keyif de almışlar: “Gitar çaldık ve pek çok şarkı söyledik, üstelik yemekler de mükemmeldi. Arkadaşlarımdan biri yemek pişirmeyi çok sever, özellikle teknede. Onun sayesinde kırmızı şarap ve İspanyol jambonuyla muhteşem yemekler yedik.” Bunun onun en rahat okyanus yarışı olup olmadığı sorulduğunda, “Açık ara. Daha önce iki kez dünya turu yaptığımız bir arkadaşım da bizimleydi ve her aşağı inişimizde birbirimize ‘Of şu yatağa bak’ dedik,” cevabını veriyor.

Olaylara rağmen (bu yıl 40 tekne ARC ralli yönetiminden bir şekilde yardım talep etmiş) ralli çoğunluk için her zamanki gibiydi; uzun bir hazırlığın zirvesi, okyanusun sonsuzluğunu, kendine yetebilmeyi ve karada yaşamın baskısından kurtulmayı hissetmek için bir fırsat. Bu geçişler insanlara nadir bulunan geniş zaman ve görece sadelik deneyimi kazandırıyor. Somnium teknesinde Almanlarla birlikte ilk okyanus geçişini yapan İrlandalı yelkenci Paul Dunn farklı bir felsefi yaklaşım ortaya koyuyor: “Kendinize ayıracak bol zamana hazır olun.”

“Facebook yok, Reddit yok, bunlara benzer hiçbir şey yok. Dünyadan tamamen kopmuş durumdasınız. Detoks yapıyorsunuz. Eski hayatınız sizden ayrılırken tüm alışkanlıklarınız değişiyor. Çevreniz çok farklı ve haritaya baktığınızda çoğunlukla okyanusu görüyorsunuz, bu nedenle daha büyük bir bakış açısına sahip olmamak mümkün değil.”

Bu genç adam mürettebat anlaşmazlıklarında sinirleri gerilenler veya bir an önce bitirip kurtulmak isteyenler için de bir şeyler söylemiş olabilir mi?

“Ortada büyük şeyler yok. Bu artışılacak büyük şeyler olmamasından kaynaklanmıyor. Konu tamamen size bağlı. Okyanusun güzel tarafı oradaki tek şeyin kendi getirdikleriniz olması.” Dunn iyi bir kitapla gelmenizi öneriyor. O ne getirmiş? Epictetus’un Kılavuz Kitap’ı. Bu Yunan filozofunun söylevi kontrolümüz dışında olan şeylere karşı soğukkanlı olma üzerine iyi bir rehber.

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir