Türkiye'nin en büyük süperyat marinası

Hem Yarışçı Hem Gezgin İçgören Ailesi

Bu haberin tamamını App Store, Turkcell Dergilik ve Magzter uygulamasıyla hızlı ve kolayca okuyabilirsiniz.

Emir İçgören ve Zeynep Beşerler röportaj

Denizci hatta yarışçı bir aileyle beraberiz. Emir İçgören, Zeynep Beşerler İçgören ve 2.5 yaşındaki Kerem İçgören… Yelken sayesinde biraraya gelen İçgören çiftinin yazları tamamen teknede geçiyor. Kış ayları ise kah yarış, kah ada keyfi…

Röportaj: Selcen Tanınmış Fotoğraflar: Osman Uğur

Bodrum Açıkdeniz Yarış Kulübü ile Milta Marina işbirliğiyle 12 yıl boyunca düzenlenen Famous Cup yarışı keyifli ve ses getiren, yelken sporunun tanınmasında katkısı olan bir organizasyondu. Yarış iki yıldır düzenlenmiyor ancak bu ünlü yarışından yelkenciliğe ve deniz yaşamına devam eden bir isim var: Zeynep Beşerler. Dizi oyunculuğu döneminde yelken sporuyla tanışan ve setten günübirlik dahi olsa yarışlara giden Beşerler yelkenci eşi Emir İçgören’le de bu sayede tanıştı. 2013 yılında evlenen çiftin çocukları Kerem de teknede büyüyor. Belki tamamen teknede yaşamıyorlar ama üç tekneleriyle her an suyun üzerindeler. J 70’le yarışıyorlar, Beneteau Oceanis 48’de tatil yapıyorlar ve Axopar 28 ile de İstanbul’da hafta sonlarını geçiriyorlar…

Famous Cup’tan yelkene devam eden tek ünlü isim yanılmıyorsam sizsiniz. Neydi yelken sporunda sizi çeken?
Zeynep: O yoğun temponun arasında her şeye ara verip, hiçbir şey düşünmeden vakit geçirebilmek en önemlisiydi. Koşulsuz olarak bir teslimiyet ve başka hiçbir şey düşünme şansın yok. Ben Bodrum’da yarışırken setten izin alıp, günübirlik yarışa gittiğimi biliyorum. Yeter ki o özgürlüğü hissedebileyim. O inanılmaz bir meditasyondu benim için. O yüzden de bırakmadan devam ettim.

Ya siz çocukluktan beri denizle iç içesiniz… Nasıl ilişkiniz?
Emir: 10-11 yaşından beri denizdeyim. Ama hiç centerboard yapmadım. Ailemizin teknesi vardı her şeyi orada öğrendim. Yıllardır yarışıyorum ama üst düzey yarışçılık 10-12 yıldır. Genelde yurtdışında one design yarışlara gidiyoruz. Türkiye’de de yarışmaktan keyif alıyoruz.

Sınıf ne aşamada şu anda?
Emir: Dokuz tekne var, aktif yarışan yedi tekneyiz. Bu yıl Avrupa Şampiyonası’na gidiyoruz. 120 tekneyle sınırlı bu şampiyona, en büyük heyecanımız. Geçen yıl çok yoğun yarıştık, TAYK trofesini kazandık. 2018 için çok başarılıydı.

Yarışçı yelkenci ve gezgin yelkenci. İkisini de denediniz. Şimdi yazları teknenizde geçiriyorsunuz. Hangisi sizi daha çok heyecanlandırıyor?
Zeynep: Yarış daha heyecanlı. Biz tekneyle çok uzun yol gittiğimizde sıkılıyoruz. Denizde birini görsek de yarışsak, iki tramola atsak diye düşünüyoruz. Sanırım ikimizin de o adrenalin hoşumuza gidiyor. Normal seyir esnasında her şey çok yavaş geliyor.

Yurtdışında yarışanlar genelde Türkiye’de yarışmaktan pek keyif almıyor.
Emir: Biraz öyle, burada konsantrasyon farklı yönlere doğru. İnsanlar yelkencilik dışında avantajlı tekne alayım hep kazanmaya çalışayım diyor ama öyle olmamalı. Çünkü gelecek için farklı tekneleri denemeli ve size en uygun tekneyle yarışmalısınız. Biz şimdi J 70 sınıfını kurduk. İstanbul, Marmaris, Bodrum, Göcek… Her yerde dolaşarak yarışmaya çalışıyoruz.

Siz hiç yarıştınız mı J70’te?
Zeynep: Yarışmadım, antrenman yaptım ama yarışa beni almıyorlar. Ancak biri eksik olursa çağırıyorlar. Yedeğim ben.

Bizim düzenlediğimiz Siyah İnci Kupası’na geçen yıl katıldınız. Pirat sınıfında yarışmak nasıldı?
Emir: Mükemmel geçti. Hayatımda ilk defa bindim pirata. Burak Zengin’le yarıştık, bir de ağırdık ama çok eğlendik, finale de çıktık. Türkiye’de tek tip tekne yarışı çok yok ve sağolsunlar insanlar teknelerini vermişler, biz de çok iyi bakmaya çalıştık. Açıkçası pirat sınıfındaki dostluk ve dayanışma bize J70 sınıfı için de örnek oldu. Çok keyif aldık.

Bu sene ikinizi birden bekliyoruz o zaman.
Zeynep: Keyifle…
Emir: Tabii ki de. Beraber yarışırız, güzel olur.

PARANOYA HAYAT KURTARIR

Farklı tekneler kullanıyorsunuz. J 70 küçük, seri ve yarışçı bir yelkenli, yazlarınızı geçirdiğiniz tekne bir Beneteau Oceanis 48, İstanbul’da da bir Axopar’ınız var. Bu tekneler yaşamınızda nasıl konumlanmış durumda?
Emir: Aslında Beneteau’yu yazlık ev gibi kullanıyoruz. Evimiz sırtımızda her yerde tatil yapabiliriz. J70’i tamamen yarışçı dürtülerimizi köreltmek için… Axopar’ı da biraz otomobil gibi kullanmayı düşünerek aldık. Temmuza kadar İstanbul’dayız. Hava güzel oldu mu biz hafta sonları hep denizdeyiz. Bizde her tekne sonuna kadar kullanılıyor.
Zeynep: Ben de hepsini seviyorum. Önemli olan deniz havasını almak. Hepsi işimize yarıyor bir şekilde.

Yazlık evinizle nerelere gitmeyi seviyorsunuz?
Zeynep: Emir iş için gidip geliyor ama biz Kerem’le yaklaşık dört ay teknede kalıyoruz. Marina bizim artık evimiz. Kerem sokağa çıktığında herkesi tanıyor, herkes onu tanıyor. Bu bizim için büyük rahatlık. Emir geldiği zaman Yunan adalarından başlayıp devam ediyoruz.
Emir: Gökova ve Hisarönü’nde geçiriyoruz zamanımızı ama Hisarönü favorimiz. Yunan adalarında çok dostumuz var o yüzden mutlaka 15 günü oralarda geçiriyoruz. Biz Göcek’e gitmedik bu sene o tarafa da gitmek istiyoruz.

Kerem doğduktan sonra tekneyi ve seyir planlarınızı değiştirdiniz mi?
Emir: Biz tekneyi ona göre organize ettik. Teknenin vardavelalarındaki fileden tutun da içeriye kadar. Mesela salonda bizim bir yemek masamız yok biz bu alanı bir havuz gibi kullandık. Hem oyun alanı hem yatak oluyor. Seyirlerimizi de ona göre düzenliyoruz. Uyku saatlerine denk getiriyor, uzun gideceksek sabah çok erken çıkıyoruz.

Çocuğu teknede, özellikle seyirde oyalamak zor oluyor mu?
Zeynep: Bazen oluyor. Özellikle hava çok rüzgârlıysa ve dalga varsa zor. Sürekli bir şey yapmak istiyor ama içeride de vakit geçiremiyor, dışarıda olması gerek. Sürekli elin üzerinde olması lazım ki bir şey olmasın. Bir de fazla hareketli bir çocuk. Normal zamanlarda sorun yok. Bir halatla 1.5 saat oynayabiliyor.
Emir: Bir de can yeleğine çok önem veriyoruz. Mümkün olduğunca takmaya çalışıyoruz. Biz biraz daha esneğiz ama Kerem mutlaka takıyor. Bir abimizin sözü var “Paranoya hayat kurtarır” diye. Bu bizim ailenin mottosu. Güvenlik her zaman ön planda.

Kerem de yelkenci olsun istiyor musunuz?
Emir: Denizci bir aile olabiliriz ama onu hiçbir zaman zorlamayı düşünmüyoruz. Ama tabii vakti bu kadar suda geçtiği için mutlaka bir ilgisi olacaktır.

En uzun seyriniz neydi?
Emir: Biz çok uzun seyir yapmadık özellikle de çocukla. En uzun 10-12 saattir. Yapmamaya da özen gösteriyoruz. Mesela tekneyi İstanbul’dan güneye götürürken, onlar uçakla geldi. Benim için güvenlik önemli. Bu yaşta da tatsız bir şeyle karşılaşmasını istemeyiz. O yüzden de aslında biraz hayatımızı kısıtlıyoruz.

Üç teknenizi de verimli şekilde kullanıyorsunuz. Bu Türkiye’de nadir gördüğümüz bir durum maalesef marinada bekleyen, denize çıkmayan çok tekne var.
Emir: Açıkcası bu benim en üzüldüğüm konulardan biri. İnsanlar kocaman paralara çok güzel tekneler alıyor ama binmiyor. Marinalar çok pahalı deniyor, tamam pahalı ama koyuyorsun tekneyi, binmiyorsun. Kullandığın bir şeyin pahalı olduğuna şikayet etmezsin, demek ki kullanmıyorsun. Ben tekneme senede 15 gün binecek olsam o zaman satın almam kiralarım. Yurtdışında karda fırtınada çıkıyorlar hep.

Sizce bu nasıl değişir?
Zeynep: Yelken okulları çok başarılılar bence. Çok fazla insan onlar sayesinde yelken öğreniyor, bu iyi ancak yelken öğrenmek denizciliği öğrenmek değil. Denizi, denizciliği bilmeyen o kadar çok tekne sahibi var ki. Denizin yazılı olmayan kuralları var. İnsanlar nasıl 3-5 şey öğrenip kendine bu kadar güvenerek denize çıkabiliyorlar, anlamıyorum.

Bu bir kültür. Mesela bakanlık 1 milyon Amatör Denizcilik Belgesi vereceğim diyor ama böyle denizci olunmaz ki…
Emir: TAYK’ın yönetim kurulundayım, oradaki en büyük amacım; gezi yelkenciliğinden yarışçılığa geçtiğim için gezi kısmını hareketlendirmek. Bizim zamanımızda 90’larda yarışan bireysel tekne sahipleri vardı şimdi yok. Olay yelken okullarına ve sponsor firmalara döndü. Son yıllarda Türkiye’deki tekne distribütörleri satış rekoru kırarken, marinada yepyeni tekneler dururken gezi kısmını da hareketlendirmek istiyoruz.
Zeynep: Başa dönüyoruz. Sorunlu bir devlet politikamız var. Denizle iç içe olan bir ülkede bu kadar az bağlama yeri olması, sahillerimizi kullanamamamız anlamsız.

Hem yarışçı, hem gezgin İçgören ailesi röportajının devamını Nisan 2019 sayımızda okuyabilirsiniz.

Dergimize Abonelik Merkezi web sitesinden hızlı ve kolayca abone olabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın